Ö rtülüler S ınava S okulmaz!

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 27/06/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

Geçtiğimiz hafta sonu binlerce gencimizin daha hayalleri ya bir sene ertelendi, ya sona erdi. Sağlıksız bir sistemin büyüttüğü çiçeklerin çoğu açmadan soldu. Sağlıksız yılların yorduğu genç beyinler 2 saatte tükendi. Böyle bir tezatı bu gençliğe yaşatanlar kendilerini nasıl ifade ediyorlar bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki, hiç kimse bunun hesabını veremeyecek. Okumanın, aydınlanmanın, eğitim almanın, bilimin, öğretimin adeta bir şans olduğu bir sistemin uygulayacıları ve savunucuları neyin peşindeler acaba? Hep söyledim, ülkemiz son yıllarda hızlı bir şekilde tezatlar ülkesi oldu. Şanslıysanız karnınızı doyuruyorsunuz. Şanslıysanız sağlık hizmet alıyorsunuz. Şanslıysanız arabanız oluyor, eviniz oluyor. Şanslıysanız özgür dolaşabiliyorsanız. Velhasıl şansı olanlar yaşıyor. Ve geri kalanlar sürünüyor. Ve maalesef bu ülkede bir doğuştan şanslı olanlar var, bir de hiç şansı olmayanlar.

Kaybolan Yıllar

Verilere bakın. Öğrenci Seçme Sınavı’na giren her 100 gencimizden sadece ama sadece 23 tanesi bir fakülteye veya yüksekokula girebilecek. Üniversite çağındaki 100 gencimizden 77’si hayal kırıklığı yaşıyor. 77 kayıp hayat. 77 küskün beyin. 23 gencimiz bir fakülte veya yüksekokula girebiliyor. Peki, burada durum nasıl? 15 tanesi istemedikleri bir şehirde, istemedikleri bir bölümde, istemedikleri bir branşta sırf üniversite okumuş olmak için, belki de bir şeyleri ispatlamak uğruna seçim yapıyor. Çarpıklığa bakar mısınız? Sistemin ne kadar yanlış istatistikler doğurduğuna bakar mısınız? Eğitim sisteminin yöneticileri olan insanlar bu gençler için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Gençlerimizin mağduriyetini gidermek için çalışıyor. Gençlerimizin iyi bir eğitim almasını ve geleceklerine güvenle bakabilmesini sağlama çalışıyor. Ancak yine bu ülkede bazı odaklar bu yöneticilerimizin karşısına dikiliyor. Sebep. Siz cumhuriyete yıkmaya çalışıyorsunuz. Kimse çıkıpta “Ya arkadaş, bu gençlerin hali ne olacak? Bu ülkenin geleceği ne olacak?” demiyor. Siyasetten yakınıyoruz, sanattan yakınıyoruz, spordan yakınıyor, bilimden yakınıyoruz, hukuktan yakınıyoruz, sağlıktan yakınıyoruz. Ama böyle devam ettiği müddetçe hiçbir gelişme olmayacak. Aksine bu gitgide daha dayanılmaz, daha çekilmez bir hal alacak. Siz bir nesil yetiştiremezseniz, doktorlar, mühendisler, mimarlar, sanatçılar, ressamlar yetiştiremezseniz yarından ne bekleyebilirsiniz ki? Maalesef kimse bunları konuşmuyor, kimse eğitim sistemindeki çarpıklıkları, yozlaşmışlığı konuşmuyor. Kim işine ne gelirse ondan konuşuyor. Bir takım çevrelerce rejim düşmanı olarak nitelenen, neredeyse terörist ve devlet düşmanı olarak görülen imam hatip mezunlarının suçu ne? Bu okul devlet tarafından kurulmuş ve devlet denetiminde olan bir okul. Yani devlet okulu. Bir devlet kendi düşmanını kendisini eğitiyor? İmam hatip mezunu olan ve kendini yetiştirmiş bir türk vatandaşı bu ülkede bir yere gelemiyor. Herhangi bir makama gelip hizmet edebilmesi için binbir türlü formülle vekaleten ataması yapılabiliyor. Ee, peki suçu ne? İmam hatip mezunu olmak. Bu ülkenin başbakanı imam hatip mezunu. Göreve geldiği günden beri birileri tarafından sürekli rahatsız ediliyor. Peki, sorun ne? İmam hatip mezunu olması. Bu akılsız ve izansız saldırının artık bitmesi gerekiyor. Bir hiç uğruna gençlerimizin önünü kapatan bu yaklaşımın sahipleri bu topluma bir açıklama borçlu. Bugün yaşanılan tüm bu sıkıntıların, yaşanan bu çarpıklığı incelediğinizde hiç alakasız konular ve hiç alakasız insanlar çıkıyor karşınıza. Öyle çarpık ilişkiler görüyorsunuz ki, eğitim sistemindeki çarpıklığın sebebini hemen anlıyorsunuz. Ülkede okuma-yazma oranı düşükmüş, kimin umurunda? Gençliğimiz tehdit altındaymış, kimin umurunda? Beyin göçü yaşanıyormuş, ülkemizin geleceği olan çocuklarımız yurt dışına gidiyormuş, kimin umurunda? Liselerimizde eğitim müfredatı çağın gerisinde kalmış, kimin umurunda? Uyuşturucu satıcıları liselerin içine girmiş, sigaraya başlama yaşı 13’e inmiş, kimin umurunda?

Çekin Ellerinizi Eğitimden

Eğitim sisteminde acil bir reforma ihtiyaç var. Eğitim sistemimiz bitmiş durumda. Gençlerimiz heba oluyor. Ülkenin yarınları ellerimizin arasından kayıp gidiyor. Bir takım kısır döngülere, açmazlara mecbur kıldığımız eğitim konusunda herkes üzerine düşeni yapmak zorunda. Ve bir takım menfaatci cevreler eğitimi, öğretimi artık bir rant kapısı, imtiyaz kapısı olarak görmekten vazgeçmeli. Eğitim birilerinin geçim kaynağı olmuş. Bir şekilde inanılmaz imtiyazlara bürünmüş bir takım çevreler eğitim diktatörü olmuş. Devlet onların babası olmuş, anası olmuş. Onlar devlete çalışması gerekirken devlet onlara çalışmış. Devlet çalışmış onlar yatmış. Devlet küçülmüş onlar büyümüş. Eğitim diye bir şey kalmamış. Bu arada millet mi? Yukarıda bahsettik, kimin umurunda?