İlklerin Liderinden

             İlklerin Partisi

 

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 16/10/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

“Muhtar bile olamaz”. Evet, daha dün gibi hafızalarımızda. Siyasetin çokbilmişleri ve gediklileri Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan aynen bu ifadeyi kullanıyor. “Muhtar bile olamaz.” Bu cümleyi kuranların hepsi o zamanlar siyaseti yönlendiren ve siyasetçileri belirleyen insanlar. Tabii ki, Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefi ve çizdiği yol bambaşka idi. Onun içindeki inanmışlık ve hizmet tutkusunun önündeki duracak hiçbir engel yoktu.

İlklerin Partisi

Teşkilatların içerisindeki hızlı yükselişi ile birlikte önünü iyice açtı. İstanbul’da artık tüm ümitlerin tükendiği, insanların yaşamaktan bıktığı ve her şeyin birbirine karıştığı bir anda Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu. Yani üzerine ateşten gömlek giydi. Fakat İstanbul’da ortaya koyduğu muhteşem yönetim modeli ile her şey çok hızlı düzeldi. Ne çöp dağları kaldı ortada, ne de mikroplu sular. İstanbul her yönüyle kentleşmeye başladı. Başkanlığı sırasında okuduğu ve yılar öncesinden yazılmış bir şiir yüzünden hapis cezası alan Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin içine düştüğü ekonomik kriz üzerine yine büyük bir sorumluluğa talip oldu.  Halkın iyice fakirleştiği, esnafın yok edildiği, ekonomik düzenin bozulduğu ve ülkenin gerçekten iflasın eşiğine geldiği bir bunalım döneminde kurduğu parti ile girdiği ilk seçimde tek başına iktidar oldu. Ve Ak Parti ile çıktığı bu yolda çok önemli adımlar atıldı. Enflasyon sorunu kalıcı bir çözüme kavuşturuldu. Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değil, fiyatlarının artış hızının düşmesi demektir. Bu da ülkemizde nitelikli ve kalıcı bir çözüme kavuşmuş, siyasi istikrar ekonomik istikrarı beraberinde getirmiştir. Kişi başına milli gelir GSMH rakamı rekor düzeyde arttı ve büyüme hızında dünya rekoruna imza attık. Ak Parti iktidarında ihracatta rekor üzerine rekor kırdı. Tüm olumsuzluklara rağmen 2002 yılı sonunda 36 milyar dolar olan ihracatımız 2003 yılında % 31'lik bir artış ile 47 milyar dolara çıkmış, 2004 sonunda ise % 32 civarındaki artışla 63 milyar dolara ulaşmıştır. 2005 sonu hedefi ise 71 milyar dolarlık bir ihracat hedeflenmiştir. Yabancı sermayenin ülkemize bakışı değişmiş en önemlisi ise ülkemize yapılan yabancı yatırımların büyük bir çoğunluğu Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelmiştir. Bu Avrupa Birliği yolunda atılan dev adımların bir göstergesidir. Ayrıca bu durum Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimizin rotasının ne kadar doğru olduğunu da göstermiştir. Avrupa Birliği yolunda bu kadar hızlı ilerlememizin nedeni ise Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Ak Parti'nin insana verdiği değerden kaynaklanmaktadır. Sn. Başbakanımızın ve Ak Parti'nin İnsan hakları ve demokrasi konusundaki tutumu Kopenhag kriterlerini aşmıştır. Yine yabancı sermayenin ülkemize gelmesi ve yatırımların yapılması ülkemizdeki kanayan yara olan işsizlik sorununa direkt olarak çözüm sağlayacak yegane unsurdur. İstihdama yönelik yatırımların önümüzdeki dönemde çok daha artacağı görülmektedir. Yine ülkemizdeki ekonomik istikrarın bir diğer göstergesi isi 2003 yılında IMF (Uluslararası Para Fonu) nezdinde ülkemizin statüsü net borç geri ödeyen olarak değişmiştir. 2004 yılında IMF üzerinde 1.1 milyar dolarlık bir kaynak kullanırken 4.3 milyar dolarlık bir geri ödeme gerçekleştirerek bu konumumuzu daha da sağlamlaştırdık. Uluslar arası kredi kuruluşları nezdinde kredibilitemiz en yüksek rakamlara ulaştı. Başta Avusturya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinin en saygın bankaları YTL bazlı tahvil ihracına başladı. Bütçe açığı küçüldü. Faizlerin vergiye oranı düşüyor. Eğitim konusunda tüm direnmelere rağmen çok önemli adımlar atıldı. Okullarımız gerçek birer eğitim yuvası haline dönüştürülüyor. Eğitim sistemimizin kalitesi artırılıyor. Gençlerimizin önündeki engeller bir bir kaldırılıyor. Keza sağlık ve sosyal güvence sistemlerindeki bütün aksamalar düzeltildi. Bürokrasi kirliliği azaltıldı. Sosyal güvence sahiplerinin özel hastanelerde tedavi görmelerinin önü açıldı. Devlet hastanelerinin yoğunluğu azaltıldı. Ve hasta olan vatandaşlarımızın daha iyi koşullarda sağlık hizmeti almaları için reform niteliğinde düzenlemeler yapıldı.

Bir ilk daha…

Ak Parti’nin iktidar olması beklenmiyordu, tek başına iktidar oldu. Hiçbir zaman bizim ülkemizde tek başına iktidar olan bir partinin ya da hiçbir koalisyon hükümetinin 3 sene üst üste yasama yılı geçirdiği görülmemiştir. Ak Parti tek başına iktidar olmasına rağmen ve gerçekten bir enkaz devralmasına rağmen bu dönem 5. yasama yılına giriyor. Üstelik bir çok badirenin ve krizin içinden geçmiş olmasına rağmen dimdik ayakta olarak yeni bir seçime yürüyor. Türk halkının Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’ye olan büyük güveni ve teveccühü inanıyorum ki, önümüzdeki seçimde de Ak Parti’ye büyük bir başarı getirecektir. Zaten başarılarla dolu bir 4 yılı az önce özetlemeye çalıştık. Ak Parti kendisine duyulan bu güveni boşa çıkarmamış ve gerçekten AK PARTİ olduğunu göstermiştir. İyi bir hafta dileğiyle.