|
22 Temmuz Genel
Seçimleri yaklaşıyor.
Geçtiğimiz hafta
içerisinde aday adaylığı
maratonu sona erdi ve
tüm siyasi partiler
listelerini Yüksek Seçim
Kurulu’na teslim
ettiler. Aday
listelerinin teslimi ile
eş zamanlı olarak
kamuoyuna açıklanması
kimilerini sevindirdi,
kimilerini ise üzdü.
Aday listelerinin
açıklanması ile birlikte
bir çok siyasi partinin
teşkilatlarının memnun
olmadığı ortaya çıktı.
Tüm seçimlerden önce
parti teşkilatları ile
yapılan temayül
çalışmalarının bazı
partilerimizde şirinlik
yoklaması haline geldi
apaçık. Siyasi
partilerin kılcal
damarları olan
teşkilatların tepki ve
tavırları başarı
noktasında en önemli
etkenlerden biridir.
İttifak oyunları
Bundan sonra seçim
süreci daha da
hareketlenecek. Siyasi
partiler ve liderler
yoğun bir miting
çalışmasına
hazırlanıyor. Artık
hemen hemen tüm siyasi
liderler sokaklara ve
meydanlara inerek Türk
milleti ile yüzyüze
gelecek. Ve bütün
partilerin milletvekili
adayları seçim
bölgelerine giderek
partilerinin ve
kendilerinin
yapacaklarını,
hedeflerini ve çalışma
planlarını anlatarak
vatandaşlarımızdan oy
isteyecek. Ne var ki,
bazı siyasi
partilerimizin ve
liderlerinin son bir
aydır Türk milletine
yaşatmış olduğu
sıkıntılar bize bir kez
daha Türk siyasetinin
olumlu gelişimi için
uzun bir süre daha
sabredilmesi gerektiğini
hatırlatacak cinstendi.
22 Temmuz genel
seçimlerini farklı bir
seçimhaline getiren en
önemli ayrıntı Ak
Parti’nin korkusuyla hem
sağın hem solun birleşme
çabalarına girmesidir.
Milletimizin büyük
güveni ve teveccühü Ak
Parti’yi hem sağ hem de
sol da merkeze taşımış
ve Ak Parti ülkemizin en
büyük partisi haline
gelmiştir. Türkiye’ye
ilkleri yaşatan ve
ülkemizin en kara
günlerinde sorumluluk
alarak çok büyük bir
gelişim trendine sokan
Ak Parti’yi 4,5 yılı
aşan iktidarı döneminde
truva atları, türlü
oyunlar ve iftiralar ile
yıkamayanlar şimdi
güçbirliği arayışlarına
yöneldi. Sandık korkusu
ile gerçekleştirilmeye
çalışılan bu
güçbirlikleri maalesef
trajikomik görüntülere
sahne olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanı Sn. Deniz
Baykal artık kavgaların
ve gerginliklerin baş
aktörü haline geldi.
Partisinin grup
toplantılarında yapmış
olduğu konuşmalarda
ülkemize zarar veren tüm
hareketlerini büyük bir
başarıymış gibi lanse
etmeye çalışan, ancak
attığı her adımla
milletin iradesine ters
düşen Sn. Baykal seçim
sürecine de gölge
düşürebilmek adına her
yolu deniyor. Görünen o
ki, Sn. Deniz Baykal her
zaman olduğu gibi bu
genel seçimde de bütün
umudunu çıkacak
gerginlikleri bağlamış
durumda.
Sağda birleşme çabasına
giren Doğruyol Partisi
ve Anavatan Partisi ise
bırakın birleşmeyi
ufacık bir ortak söylem
bile bulamadılar.
Doğruyol Partisi’ni
kapatarak Demokrat Parti
adını alan DYP
şimdilerde peşpeşe
yaşanan istifalarla çok
sıkıntılı bir sürece
girdi. Doğruyol
Partisi’nin
teşkilatları,
milletvekili adayları ve
DYP’ye gönül vermiş bir
çok kişi peşpeşe
istifalarını vererek bu
sorumsuzluğun bir
parçası olmak
istemediklerini
gösterdi. Bu birleşme
planlarının sadece Ak
Parti karşısında seçim
sandığına tek başlarına
gitmekten korkmak
olduğunu bilen ve bunu
kabullenemeyen
teşkilatlar hızla bir
ayrışmaya sürüklendi.
Anavatan Partisi’nin
durumu ise çok daha kötü
bir hal aldı. Rahmetli
Turgut Özal’ın emaneti
olan bu parti ne yazık
ki üst yönetimin
beceriksizliği ve
anlaşılamaz tavırları
ile seçimden çekilmek
zorunda kaldı. Anavatan
Partisi’nin başına
getirilen Sn. Erkan
Mumcu partiyi iflasın
eşiğine getirmiştir.
Bugüne kadar bulunduğu
her noktada huzursuzluk
kaynağı olan Sn. Mumcu
Anavatan Partisi Genel
Başkanlığı’nı
taşıyamamıştır. Sn.
Mumcu ve beyin takımının
bugünden sonra siyasi
ikbal uğruna neler
yapabileceğini de
önümüzdeki süreçte hep
beraber izleyeceğiz.
Ak Parti tüm bu karışık
senaryoların ve
fırtınaların ortasında
sessiz sedasız hizmet
gemisini yürütüyor.
Türkiye’de hemen her
alanda istikrar
kelimesinin tam
karşılığı olan Ak Parti
23 Temmuz sabahı çok
daha güçlü bir şekilde
iktidar olacaktır. Ak
Parti milletimizin
göstermiş olduğu büyük
teveccühü ve güveni
boşa çıkarmamış, göz
boyamakla değil hizmet
etmekle uğraşmış,
seçimleri değil
nesilleri düşünmüş,
garibi, fakiri gözetmiş,
yetimin hakkını
yedirmemiş ve ülkenin en
ücrasına kadar hizmeti
taşımıştır. Üstelik Ak
Parti’nin iktidar olduğu
seçimlerde Türkiye
ekonomik olarak çökmüş
ve on yıllarca geriye
gitmiş bir haldeydi.
Ak Parti’nin başarısı
Ak Parti hiçbir zaman
enkaz edebiyatı yapmadı.
Büyük bir inanç ve
kararlılık ile ülkemizi
o kötü günlerden alarak
kendisine güvenen, söz
sahibi olan, aydınlık
bir ülke haline getirdi.
Bugünkü tablonun dört
dörtlük bir tablo
olduğunu iddia
etmiyorum. Kaldı ki bu
zaten imkansız. Ancak Ak
Parti’nin hükümeti
kurduğu gün ile bugün
arasında hem bilimsel
hem de reel verilerle
bir kıyaslama yapıldığı
zaman hiçbir vicdan
sahibi Ak Parti’nin
başarısız olduğunu iddia
edemez. Zaten az önce
yukarıda da bahsetmiş
olduğumuz ve son bir
aydır kimi zaman
üzülerek kimi zaman
gülerek izlediğimiz bu
birleşme senaryoları da
Ak Parti’nin büyük
başarısı ve milletimizin
Ak Parti’ye karşı olan
büyük güveninin bir
göstergesidir. Seçim
sürecinin bundan sonraki
kısımlarında siyasi
partilerin milletimiz
ile olan buluşmalarını
da izleyeceğiz. Bu
buluşmalar hepimize
sahte ittifakların mı
yoksa gerçek Türkiye
sevdalılarının mı
başarılı olacağı
hakkında önemli ipuçları
verecektir. İyi bir
hafta dileğiyle. |