Ağlamak Bedava

Tebessüm Parayla

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 27/12/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

Eski tebüssümleri arar olduk. Gözyaşı sel oldu çevremizi sardı. Ve gözyaşlarına inat bir o kadar da sahte kahkaha. İçten bir gülüşe hasret kaldık. Gülerek bakan gözlere. Hayatlarımız gitgide donuk bir hal alıyor. Bunun sebeplerini sıralamaya kalkarsak ne satır yeter ne sütun ne de bir köşe yazısı. Nereye baksanız hazin bir hikaye. Hatta öyle bir hale geldi ki, artık bu durumu çok benimsedik. İnsanlarımız kendi hikayelerini unutup birbirlerinin hikayesine ağlar hale geldi. Gülmek için aradığımız küçücük sebepleri bile bulamazken, ağlamak isteyen neye ağlayacağını şaşırıyor.

Para başdeğer olursa

Gözyaşı insan hayatında gerçekten önemli bir yere sahiptir. Kendimizi kötü hissettiğimiz anlarda sığındığımız bir dosttur. Ancak hayat bir dengeler türevidir. İnsanların yaratılışları ardındaki farklılıklar, toplu olarak yaşamı zor kılmaktadır. Ancak belirli kurallar çerçevesi içerisinde insanlar toplu olarak yaşayabilmektedir. Evren varoluşundan bu güne kadar çeşitli toplumlara, farklı kurallara ve değişik kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Gözyaşı ile tebessüm arasındaki ince çizgi dengenin korunmasını güçleştiriyor. Toplumda hep gülen bir kesim var. Ya da hep gülen yüzü ile gördüğümüz. Ekonomik olarak güçlü insanların oluşturduğu elit tabaka toplumdan ayrı yaşamına devam ediyor. Kendilerine ait her şeyin varolduğu dünyalarında halkın isyanından, acısından ve yoksunluklarından uzak. Magazin ve sosyete kesimi ise elit tabaka ile halkın arasında bir yerde hep gülen makyajlı yüzler ile karşımıza çıkıyor. Ve ne yazık ki, büyük çoğunluk yani halk yani millet türlü sıkıntılar içinde boğuşuyor. İşte bu halkın önündeki insanlar, halktan görünen insanlar, halkın yanında olduğunu her fırsatta beyan edenler suni gündemlerle halkı uyutarak halkı gerçeklerden uzaklaştırıyor. İnsanlarımız suni televizyon yayınları ile günlük hayattan uzaklaştırılıyor. Bugüne kadar magazin adı altında bir takım insanların yaşamlarını insanlarımız izliyordu. Ancak gerçek hayat ile bu magazin yaşamı arasında uçurum insanlarımızın bu tip programlara ilgisini bitirdi. Bu sefer de halkın içinden insanlar seçerek toplumsal değerler içerdiği savunulan programlar yapılmaya başlandı. Ancak büyük bir düzmeceden ibaret olan bu programlarda toplumumuzun değer yargıları ile oynanıyor. Yine toplumun büyük bir çoğunluğunun ilgilendiği futbol artık dev bir sektör olmuş durumda. Burada da bir takım çevrelerin kendi menfaatleri uğruna sergilediği akıl almaz oyunlar göze çarpıyor. Artık stadlarda cinayet işleniyor. Bir sinema filminin galasında yangın çıkıyor. Gündeme bomba gibi düşüyor. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığının hakim olduğu bu ülkede yaşanan bu olay akıllarda soru işareti bırakıyor. Ve koca ülke günler boyunca bunu tartışıyor. Sinema filmleri olabildiğine özgür. Cicili bicili esprilerle dolu fragmanlarla lansmanı yapılan filmleri ailece izlemeye gittiğinizde karşılaştığınız manzara kanınızı donduracak cinsten. Açıktan edilen küfürler ve buna hoşgörü ile değil ötesi bir kahkaha ile yaklaşan bir toplum haline getiriliyoruz. Sokakta gezerken yanında edilen küçücük bir küfüre tahammül edemeyen insanlar sinemada yanında karısı ve çocuğu ile oturup kahkahalar ile gülebiliyor. Bu tezatı yaşayanlar mı suçlu yaşatanlar mı?

Ağlatmayalım, güldürelim

Özgürlükleri savunduğumuz bir demokrasi tünelinden geçiyoruz. Bu demokrasi tüneli kimilerimiz için demokrasi kimilerimiz için korku tüneli olmasın. Toplum bir bütünün ifadesidir. Bugün büyük sıkıntılar yaşamıyorsak Banane’ci bir toplum olmadığımız içindir. Ancak sosyal yaşamımızdaki olumsuzluklar dikkat edilmesi gereken bir ivme kazandı. Sokakta can çekişen bir vatandaşı yüzlerce insan ezip geçebiliyor. Birilerinin kolundaki çantası yerlerde sürüklenerek çalınırken kimse kılını kıpırdatmıyor. Gencecik bir insan üç beş tane sokak serseri tarafından hareket halindeki trenden atılıyor. Kimse kılını kıpırdatmıyor. Yarın öbür gün bu durumlara düşmeyeceğimizi kim garanti edebilir? Bu ülkede bir takım özgürlük parayla satın alınıyor. Bu ülkede her kapıyı açacak tek güç olarak para görülüyor. Parası olan konuşuyor. Baş değerin para olduğu bir ülkede sosyal yaşam dengesinin olumsuz parametreler sergilemesi kaçınılmazdır.

Ülkenin son 2 senede yaşadığı gelişmeler son derece olumlu ve sevindirici. Bu gelişmeleri toplumun her kesimine yayacak adımlar atılmalı. Bu konuda en büyük görev yerel yöneticilerimize düşmekte. Her bölgede kalkınmayı sağlayacak projeler hayata geçirilmeli. İnsanlarımızı günlük yaşamın stresinden uzaklaştıracak kültürel etkinlikler düzenlenmeli. İnsanlarımızın günlük yaşamını kolaylaştıracak adımlar atılmalı. Halkı devleti ile barıştıracak ve vatandaşın yüzünü güldürecek düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi gerekir. Yerel yöneticilerin halkla her an iç içe olması gerekir. Yoksa gelişigüzel yaşamanın bedelini toplum olarak ağır öderiz. Bizler bu topluma bedel ödettirmemek için çalışıyoruz. Ve böyle çalışmalar yapan herkesi de destekliyoruz. Birlikten dirlik doğar. Umudunuz eksik olmasın. Sevgiler.