Barış ve Hoşgörü'nün Sembolü
Hz. Mevlana

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 06/10/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Dünyamız gittikçe yaşlanıyor. Yaşam gün geçtikce daha zor bir hal alıyor. Günümüz kent yaşamının getirdiği stres, huzursuzluk insanların yaşamlarında farklı çıkış yolları aramasına neden oluyor. Ve insanlar bu konuda farklı öğretiler geliştiriyorlar. Ancak insanın en önemli ihtiyaçlarından biri olan manevi tatmini sağlamakta, bu öğretilerin pek yeterli olmadığı görülüyor.
Ancak son yıllarda insanların alternatif aradığı noktada ortaya bir gerçek çıktı. Anadolu’nun bağrında yanan “barış ve hoşgörü” ateşi, batı insanınını kendisine doğru çekti. Büyük İslam alimi Hz. Mevlana Celaleddin_i Rumi’nin şiirleri, veciz sözleri ve engin hoşgörü timsali yaşam biçimi, batı insanına bir model oldu. 1997 yılında Amerika’da en çok okunan şair olarak seçilen Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi, yaşamından sekiz asır sonra da bütün dünyada çeşitli alanlarda insanlara ışık olmaya devam etmektedir. Dona Karan’ın elbise dizaynları, Robert Wilson ve Bejart’ın sahne gösterimleri, Philip Glass’ın besteleri, Madonna ve Demi Moore’un müzikli şiir CDlerine kadar yaşamın her alanında Hz. Mevlana’nın etkisini görüyoruz.
Evrenimiz, yüzyıllardır yaşanan savaşların ve teknolojik kirliliğin etkisi ile giderek eskiyor. Teknolojinin kısalttığı mesafeler, evren’i giderek küçültüyor. Özellikle metropollerde yaşam dayanılmaz ve çekilmez bir hal aldı. Bireysel ilişkilerden bölgesel ilişkilere kadar yaşamın her anına kavgalar, silahlar, ölümler, ayrılıklar ve savaşlar hakim oldu. Böyle bir evrenin üzerinde yaşamak zorunda kalan bireylerin en büyük ihtiyacı barış ve hoşgörü olmuştur. Bu iki güzel hasletin en büyük kaynağı ise, “Gel, her kim olursan gel. Günahkar olsan da gel” diyebilen, barışın, hoşgörünün, affedici olmanın ve sevebilmenin tüm güzelliklerini kişiliğinde barındıran Hz. Mevlana olmuştur. Yoga, meditasyon gibi çeşitli öğretilerde aradığını bulamayanların son durağı, huzur kaynağı bu bitmez tükenmez derya olmuştur.
Yaşadığı 13. asırdan beri Dante, Rembrandt, Goethe, Hegel ve Jung’un çalışmalarında etkileri belirlenen Hz. Mevlana, 30 Eylül 1207’de Dalkh (Bugünkü Afganistan’da) doğdu.
1216 yılında İslam din adamı ve eğitmeni olan babasının doğudan gelen baskıcı Moğolların istilasından kaçarak özgür bir topluda yaşama arzusu, aileyi on bir yıl süren bir arayış yolculuğuna itti. Doğu İran üzerinden Mekke’ye kadar giden aile, yerleşmek için çeşitli şehirleri dolaştıktan sonra Anadolu’ya gelip, Selçukluların idaresindeki Konya’da karar kıldı. Hz. Mevlana 1229 yılında ailece yerleştikleri Konya’da 17 Aralık 1273’te vefatına kadar yaşadı.
Medreselerde ders veren, çok sevilen ve sayılan bir öğretici olarak yaşarken, 1244 yılında tanıştığı ve dostlukları yaşamı boyu süren gezgin derviş “Tebrizli Şems’in” etkisi ile, Hz. Mevlana’nın yaşamı yepyeni bir boyut kazandı.
Kendi kişiliğini geliştirme odaklı olan ve etrafındaki küçük bir toplulukla birlikte, kendini Allah yoluna adaması bambaşka bir şekle dönüştü. Şems’in “Artık bu okudukların yeter, bırak onları da sen kendin yaz” demesinden sonra, büyük bir kaynaktan akan sular gibi eserleri birbirini izledi. Mesnevi Divan-Kebir, Fihi Ma Fih…
Batıda, Hz. Mevlana’nın geniş kitlelerce tanınması ve sevilmesi 20. yüzyıldan itibaren oldu. Rumi’nin eserlerinin tanınması, İngilizce’ye Reynold Nicholson, Almanca’ya Anne Marie Schimmel ve Fransızca’ya da Eva de Vitray-Meyerovitch’in çevirileri ile gerçekleşti. Bu kişilerin Hz. Mevlana’nın yazdığı Farsça’dan direkt olarak yaptıkları çevirilerle ve kendi dillerinde yayımladıkları çeşitle kitaplarla geniş kitleler tarafından tanınan Hz. Mevlana’nın ABD’de ki geniş popülaritesi ise çok daha değişik bir yöntemle oluştu.
Nicholson tarafından 20. asrın başında İngilizce’ye çevirilen Rumi’nin eserleri, 1980’lerde kendisi de bir şair olan Coleman Barks tarafından tekrar ele alındı ve yeniden yazıldı. Barks tarafından, Nicholson’ın İngilizce çeviri metinleri bugünün insanının anlayacağı bir dile döndürüldüve şair olmasının verdiği bir duygusallıkla Hz. Mevlana’nın eserleri yepyeni bir şekilde İngilizce’ye kazandırıldı. Barks’ın toplam 16 adet Hz. Mevlana çeviri kitabı bulunmaktadır. Bunlardan sadece “Essential Rumi” 600.000’i aşan sayıda sattı ve New York Times’in best seller kitap listesindeki yerini haftalarca korudu.
Kişiler arasında din farkı gözetmeksizin sevgi, kardeşlik ve hoşgörü öğretileri ile, Hz. Mevlana’nın eserleri bugünün dünyasında maddesel değerlerin içindeki baskılrala manevi değerlerini kaybetmekte olan kişiler için tamamen kendi duygu doluluğundan yazdığı satırlarıyla iyi bir yol gösterici olmaktadır. 700 yıl önce yazılmış da olsa, bireylerin direkt olarak duygu ve manevi değerleri ile temas etmesi açısından, Hz. Mevlana, evrensel ve zamansal olarak sonsuza kadar sürebilecek ilişkiyi kurabilmektedir.
Ülkemizde ve dünyada barışın ve hoşgörünün egemen olduğu, savaşların olmadığı, silahlara harcanan kaynakların açlık, yokluk ve sefalet çeken halklara harcanması gerektiğine inananların iktidar olması, en büyük temennimizdir.