Bugün Bayram
Erken Kalkın Çocuklar

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 23/10/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Bugün Mübarek Ramazan Bayramının 1. günü. Ramazan ayını millet olarak huzur ve barış içerisinde geçirerek bu güzel bayrama kavuştuk. Tabii ne yazık ki, eski günlerde yaşanılan bayram günlerini artık yaşayamıyoruz. Geçmiş bayramları yaşayanların derin bir iç çekerek o günleri özlediğini biliyorum. On seneler önce yaşadıkları bayramın tadını unutamadıklarını ve hissettikleri o muhteşem manevi hazlara çektikleri büyük hasreti biliyorum. Çünki bende hem özlüyorum hem de tekrar o günleri yaşayabilmenin umudunu taşıyorum.
Bayram nasıl kutlanır?
Günümüzde bayramların bu kadar yavan olmasının en büyük sebebi toplumsal algılamanın bozukluğu ya da zayıflığından kaynaklanmakta. Maalesef özellikle genç nesil arasında bugün kutlamanın tek karşılığı müzik, dans ve belki biraz da alkol. Geçtiğimiz haftalarda yazdığımız bir yazıda gençlerimiz arasında yapılan bir ankete ve çarpıcı sonuçlarına yer vermiştik. Bayramı bayram yapan en önemli unsurlardan biri çocuklar ve genç nüfustur. Çünki genç nüfus bir toplumun kaderini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Yılbaşı olduğu zaman evler süsleniyor, çam ağaçları alınıyor, çocuklara noel baba (!) figürleri yapılıyor, kostümler alınıyor, herkes sokaklara dökülüyor, çılgın gibi alkol tüketiliyor. Yılbaşı kutlamaları yani Christmas dediğimiz olay tamamen hristiyanlara ait bir kültürdür. Ne yazık ki, biz onların kültürünü onlardan daha iyi yaşıyor ya da yaşatıyoruz. Fakat bayram geldiği zaman ailece yapılması gereken bir çok şey yapılmıyor. Akraba ziyaretleri tamamen kayboldu. Bayramda akraba ziyaretlerinin yerini otel tatilleri aldı. Yani bayramı bayram olarak değil nefes alacak bir tatil fırsatı olarak görmeye başladık. Ve belki de dünümüzde yaşadığımız o güzellikleri bugünkü nesile çok iyi aktaramadığımız için bugün bir çok şeyin tadı tuzu yok ne yazık ki. Öncelikle benim üzerinde önemli ve ısrarla durduğu bir konu manevi açıdan çok büyük önem arzeden Ramazan-ı şerif ayının idrak edilmesi ile kavuştuğumuz manevi huzurun bir ifadesi olan Ramazan bayramı artık şeker bayramı olarak kutlanıyor. Koskoca bir Ramazan ayını böyle kuru bir ifade ile Şeker bayramı! diyerek uğurlamak inanıyorum ki bir çoğumuzun içini acıtıyordur. Ancak toplumsal algılama artık bu noktaya gelmiş durumda. Oysa ki bayramlar insanların yaşamaları ve birbirlerine yaşatmaları gereken güzel hasletlerin vesilesidir. Bayram geldiği zaman öyle veya böyle, herhangi bir nedenle dargın olan Müslümanlar birbirleri ile barışır. Bayramda zengin olan Müslümanlar ellerindeki mallarının zekatını fakirlere dağıtırlar. Bayramlar insanların birbirlerini hatırlamaları içinde birer vesiledir. Eski bayramlar diye özlemini çektiğimiz o güzel zamanlarda bayram yaklaştığı zaman herkesi bir heyecan sarardı. Tatlı bir telaş başlardı. Çocuklara bayramlıklar alınır, alamayanlar evlerinde dikerlerdi. Arefe günü son hazırlıklar kontrol edilir ve bayram sohbetleri yapılırdı. Küçükler büyüklerinin bayramı karşılama biçimlerini görerek onların bu heyecanlarına ortak olurdu. Babalar küçük çocukların ellerinden tutarak bayram namazına götürürlerdi. Önce büyüklerden mesela dede ve ninelerden başlanırdı ziyaretlere. Bayramda dede daha bir dede, nine daha bir tatlı nine olurdu. Onların ellerini öpmek ve hayır dualarını almaktı işte bayram. Yolların olmadığı, olan yolunda çamur ve çoraktan geçilemediği, ulaşım araçlarının olmadığı günlerdi bayram. Öayram sevincini paylaşmak ve manevi duyguları hissetmek için o çamur ve çorak yolları yürüyerek aşmaktı bayram. O zamanlar her şey çok zordu ancak tüm bu zorluklara rağmen bayramlar güzeldi. En büyük temennim, toplumsal bir öze dönüş hareketinin başlamasıdır. Bugün yerel yönetimlerimizin “Ramazan Etkinlikleri” başlığı ile ortaya koyduğu faaliyetler bu öze dönüş için önemli bir mihenk taşı olacaktır. Bu etkinlikler genelde aileler tarafından ziyaret edilmekte ve birlikte olabilmenin, bir paylaşma duygusu yaşayabilmenin yani o manevi havanın bir nebze olsun hissedilmesinin önünü açmaktadır. Geçtiğimiz günlerde 8. Organ Bağış Günü dolayısıyla İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde bir organizasyon düzenlendi. Yerli ve yabancı önemli konukların ağırlandığı gecede güzel olaylar yaşandı. Toplantı esnasında barkovizyona düşen görüntüler bana Ramazan bayramının ve bu gibi bayramların önemini bir kez daha hissettirdi.
Paylaşmayı bilmek..
Organ bağışı ile ilgili sizlerle paylaşmak istediğim önemli hususlar var. İnşallah önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili de bir yazımız olacak. Ancak organ bağışı yapmak gerçekten hayat kurtarmaktır. Bu önemli hareket gerçekten paylaşımın en büyük örneklerinden biridir. Ancak böyle bir kararı verebilmek paylaşmayı bilmekten geçer. Paylaşmayı sevmekten geçer. Paylaşmayı bilmenin, paylaşmayı öğretmenin, paylaşmayı öğrenmenin ve herşeyden önemlisi paylaşabilmenin de en büyük vesilesi bayramlardır. Manevi hazzınızın en yükseklere çıktığı maddi yaşamınızın huzur, barış, sağlık ve bereket dolu olduğu nice bayramları hep birlikte yaşamak umuduyla. İyi bayramlar.