Cübbelerin Efendisi!

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 20/06/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

Geçtiğimiz hafta Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ki mezuniyet töreninde yaşanan olaylar artık bazı kesimlerin Atatürk’ü, Cumhuriyet’i ve laikliği kendi amaçları uğruna, çıkarları uğruna kullandığını, siyasi malzeme yaptığını gözler önüne sermiştir. Bu ülkede gençleri tam ortadan ikiye bölüyorlar. Bir kesim Atatürk’cü, Cumhuriyet’ci ve laik olarak niteleniyor, diğer kesim ise rejim düşmanı, dinci diye. Buna kimin hakkı var? Devlet tüm vatandaşlarına eşit yaklaşmak zorunda değil midir? Sırf inancı uğruna başını kapatan on binlerce genç kızımızı rejim düşmanı olarak niteleyerek, devleti ele geçirmeye çalışıyorlar diye niteleyerek eğitim hakkını gaspetmek te ne oluyor? Bu kimin savaşı? İnsan haklarının bu kadar açık bir biçimde çiğnendiği nerede görülmüş? Bir kadın düşünün, yememiş yedirmiş, içmemiş içirmiş, gecelerce uykusuz kalmış. Bir ömür adamış, bir ömür kaybetmiş. Pırıl pırıl bir evlat yetiştirmiş. Ve o evlat belki de hayatının en anlamlı hediyesini vermek istemiş annesine. Okuduğu üniversiteyi 3. lükle bitirmiş. Heyhat. Cübbelerin efendisi bir rektör çıkmış ve demiş ki. Olmaaaaz. Annene söyle başını açsında gelsin. Neden? Çünki, burası kamusal alan. Buralar ata yadigarı. Atamız emretti. Buralara türbanlıları sokmayın. Hatta belki Atatürk rejimi direkt olarak bu rektöre emanet etmiştir, kimbilir?

Tüm bunlar kimin için?

Bir lider bu kadar istismar edilmez. Hele ki bu lider Atatürk gibi dünyanın saygı duyduğu, bir ülkenin dünyada eşi görülmemiş bir kurtuluş savaşına liderlik etmiş, bir milleti bir araya getirmiş bir liderse hiç edilmez. Atatürk üzerinden siyaset yapmak suç değil midir? Atatürk’ü ve bıraktığı emanetleri çıkar amaçlı kullanmak suç değil midir? Herkese soruyorum? Atatürk gençliğe hitaben kaleme aldığı gençliğe hitabesinde “Ey Türk gençliği, analarınızın başını açın. Namaz kılmayın. Dine inanmayın. Eğitim kurumlarına dini sokmayın. Okula başı açık gelin. Allaha inanmayın. Allahın emirleri ile benim emirlerimi karıştırmayın. Sizlere emrediyorum. Benim emirlerime uyarak beni güçlü kılın. Türbandan uzak durun. Modernlik batıdaki dostlarımızın giyindiği gibi giyinmek, onların yaşadığı gibi yaşamaktır. Ve bunlar için sahip olduğunuz güç damarlarınızdaki kandadır.” Dediği için mi bugünlere geldik?  Halkçılık bu mu? Halka rağmen, insana rağmen böyle bir tavrı takınanlar gücünü nereden alıyor? Bir evladı annesinin başındaki eşarbını açması için yalvartmak hangi misyonun görevidir? Binbir güçlükle boğuşarak, bir çok ekonomik sıkıntının üstesinden gelerek kız evladını büyütüp okutan ve vatana millete hizmet edecek bir hale getiren eli öpülesi bir annenin boynuna rejim düşmanı yaftası takıp, bir eğitim yuvasına sokmayan bir zihniyet nasıl rektör olabiliyor? Biz böyle bir yobaz düşüncenin eline gençlerimizi nasıl emanet edeceğiz? Bir anne yüreğine böyle bir ikilemi yaşatanlar bundan zevk mi alıyor? Ama ne yazık ki, bu ülkenin en önemli gazetesinin köşe yazarları yani aydın geçinen bazı kimseler (ki halkın sesi olduğunu iddia edenler) artık başörtüsünü bir bez parçası olarak tanımlıyorlar. Yıllardır cumhuriyet ve rejim kaymağı yiyenler yaşadıkları ayrıcalıklı hayatı yitirmekten korkuyorlar. Ve bu yüzden saldırgınlaşıyorlar. Önceden sadece savunuyorlardı. Ama artık saldırıyorlar. Artık düşmanlıklarını açıkça yaşıyorlar. Çünki bu ülkede türban takmanın rejim karşıtlığı, imam-hatip’te okumanın cumhuriyet düşmanlığı olduğu kanısını oluşturdurlar. Başardılar açıkcası, bir çocuğa “anne nolur benim için bir kez olsun şu başını aç” dedirtmeyi başardılar. Başardılar, anne ile kızın, baba ile oğlun arasına nifak sokmayı başardılar. Başardılar, eğitemedikleri, öğretemedikleri genç bir nesile düşmanlık aşılamayı, nefret aşılamayı başardılar. Bu ülkede yaşamak ve istedikleri gibi yaşamak onların hakkı. Çünki kurtuluş savaşında en önemli cephelerde en ön saflarda onlar savaştı. Çünki bu ülkeyi onlar kurdu. Atatürk’ü sadece onlar sevebilirler. Çünki onlara göre bir insan hem Müslüman olup hem Atatürk’ü sevemez. Onlar istiyor ki, Müslümanlığı yaşayan insanlar sokağa bile çıkmasın. Müslümanlığı bilen ve yaşayan insanlar gözlerinin önünde dolaşmasın. Yağma yok beyler, devlet millet varsa vardır. Ve bu millet bir gün “Yeter” diyecek. Daha kaç ananın başını açmaya çalışacaksınız. Daha kaç yavrunun geleceğini karartacaksınız. Kendi korkularınız uğruna daha kaç vatan evladını “hain”likle suçlayacaksınız. Sizin “İmam hatip mezunu, rejim düşmanı, Atatürk düşmanı, ülke düşmanı” diye suçladığınız binlerce İmam hatipli genç siz sıcacık yataklarınızda uyurken teröre karşı savaştılar ve toprağa düştüler. Siz yataklarınızda rahat rahat uyuyasınız diye, ailenizle güven içinde yaşayasanız diye kaç tane namaz kılan genç şehadet şerbeti içti. Siz rahat rahat yatın beyler, siz rahat rahat yazın ve rahat rahat yatın. Onbinlerce başörtülü ve çarşaflı ananın içi evlat acısıyla yanıp kor olurken siz rahat rahat yazın ve rahat rahat yatın.