Cebimizdeki Lanet!

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 22/11/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Allı ballı teknolojik ürünler hepimizi çepeçevre sarmış durumda. Teknolojiyi üretenler “zor” kelimesini yeryüzünden silmek için söz birliği etmişcesine hayatın her alanına müdahele ediyorlar. Eğer teknolojiyi satın alabilecek güce sahipseniz muhteşem bir senkronize hayat sizi bekliyor. Kimilerine göre hayatı çekilmez hale getiren fiiller kimilerimiz için saniyelerle ifade edilebilir rutinler haline gelmiş durumda. Birilerimizin canını dişine takarak üstesinden gelmeye çalıştığı zorluklar yine diğerlerimiz için “nostalji” olmuş durumda. Ancak bu son teknoloji harikası ürünlerin prospektüsleri neden yok? Son kullanıcıyı bu harikaların yan etkileri konusunda bilinçlendirecek çalışmalar neden yapılmaz? Teknolojinin bilinçsiz kullanımından doğan zararlar, toplumumuzu çepeçevre sarmış durumda.
Cep Telefonu Dediğin Sevimli Şeytan…
Cep telefonları hayatımıza gireli epeyce bir zaman oldu. İstatistikler ülkemizde cep telefonu kullanıcı yaşının alt sınırın 11 yaş olduğunu gösteriyor. Cep telefonlarının hayatımıza katkıları inkar edilemez bir gerçek. Ne var ki, önceden planlı programlı yaşayan, sistem sahibi bir çok insanımız cep telefonlu yaşam yüzünden sistematik düzenini kaybetmiş durumda. Cep telefonunun bir çoğumuzu tembelleştiren unsur olduğu da apaçık.
Değinmek istediğim nokta ise bambaşka. İronik bir ifadeyle cep telefonlarının en büyük yan etkisi sizi hırsızların ve katillerin potansiyel hedefi yapmaları. Ülkemizde yetersiz bir özdenetim yüzünden cep telefonu kullanıcısı olmak beraberinde bir çok sıkıntıyı getiriyor. Kara mizahın kendini bulduğu ülkemizde cep telefonu öyküleri git gide huzursuz bir hal almaya başladı.
Çalımı ve satımı büyük kolaylık arzeden bu teknoloji ürünü, nice insanımızın yaşamını yitirmesine yol açtı. Toplumsal bir paranoya haline gelmeden bu konunun bir çözüme kavuşturulması gerekirken yaşanan bir başka gelişme “güleriz ağlanacak halimize” dedirtecek türde.
18 yaşındaki bir gencin elindeki cep telefonuna göz diken bir grup caninin üniversite öğrencisi genci hareket halindeki trenden aşağı atarak telefonunu gaspetti. Büyük bir infiale yol açan bu gelişme konuyu bir anda ülke gündemine taşıdı. “Ah vah” sesleri arasında bildik, tanıdık sahneleri yaşadık yine. Birileri ağladı, birileri eleştirdi. Olayın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün TCDD bünyesinde çalışan trenlerde gasp ve kapkaç olaylarının önlenmesine yönelik görevlendirdiği polis memurları kendilerinden bilet parası isteyen TCDD memurları karşısında haklı olarak isyan ediyor. Devletin görevlisinden, devletin malını ve vatandaşı koruması için para isteniyor. Bu nasıl bir mantık, bu nasıl bir zihniyet anlamak mümkün değil.
Yakın bir gelecekte cep telefonu satın alana bir koruma görevlisi verilen kampanyalar görürsek hiç şaşırmayın!...
Sihirli Lambanın Modern Cini…
Yine çağımızın modern ve süslü uşağı “bilgisayar” hayatımızın artık saliselerine hükmeder hale gelmiş durumda. Şu an bilgisayar’a direnen son bir kuşak hayat sürmekte. Yakın bir gelecekte bu insanlarda köşelerine çekilecek. Artık bilet kuyruğu yok. Maç bileti, sinema bileti, uçak, otobüs ve tren biletini bizim için “internet” alıyor. Kredi kartı borcu mu? Bas tuşa gitsin. Çocuğun harçlık mı istedi. Sorun değil, ekranı aç ve tutarı yaz. “İnternet” yollasın. Ancak tek bir “tık”la her isteğimizi yerine getiren bu harikalar diyarı’nın korkunç yan etkilerinden ne kadar haberdarız?
Herşeyden önce çok önemli bir denetim sıkıntısı yaşayan internet teknolojisi hepimizin hayatını sahteleştiriyor. Somut değerlerimizi hızla soyutlaştıran bu teknoloji “özdeğerleri”yok ederek yerine “sanal yasalar” koymakta. Bayramı, seyranı, ziyareti, paylaşmayı unutturan bu teknoloji şimdilerde gözünü geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza ve gençlerimize dikmiş durumda. Erişimin kolay, yetkinin sınırsız olduğu sisteme dilediğince ve kolayca giriş yapabilen gençlerimiz kendilerini bekleyen tehlikeden habersiz bu teknolojiyi tüketmekte. Göz bebeğimiz olan çocuklarımız, her türlü kötülüklere siper olarak koruma altına aldığımız evlatlarımız bir tuşa basarak satanistlerle ya da diğer bir linke tıklayarak teröristler ile karşılaşabiliyor. Bunlar sadece somut örnekler. Ama onların içindeki dinmez öğrenme merakı karşılarındaki sistemi daha da tehlikeli hale getiriyor. Anne-baba’nın değer yargıları ile beslenen çocuğun zihnini “legal veya illegal eğreti öğretiler” ile karıştıran, kullanıcısını denetimden uzak milyonlarca “link”* ile bunaltan internet teknolojisi fayda-zarar teorisi ile örtüşmeyen bir yapı ile kabarık bir “zararlı yan etkiler” listesine sahip.
Velhasıl…
Teknoloji budalası bazı çevreler bu yazıdan hoşlanmayabilir. Ya da teknolojiye karşı çevreler bu yazıyı ceplerinde taşıyabilir. Ancak teknolojiyi ithal edenler, üretenler ve satanlar, yani sorumlu olanlar çok dikkatli olmalı. Para kazanmak uğruna toplumsal değerleri hiçe sayanları bu millet affetmeyecektir. Gelişen teknolojiyi uygulanabilir hale getirmek, teknolojiyi amaç değil araç haline getirmek en büyük sorumluluktur. Anne babalara da büyük görevler düşüyor. Teknolojiyi takip etmek ve öğrenmek gerçekten büyük önem arzediyor. Eğer teknoloji yaşam için gerekliyse doğru uygulamayı öğrenmeliyiz. Gerektiği kadar ve gerektiği şekilde yaşamak dileğiyle. Güzel bir hafta diliyorum.