Bugün 24 Nisan
Çocukla Mutlu İnsan

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 24/04/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
23 Nisan’ı geride bıraktık. Tüm Türkiye’de coşkulu törenler ile birlikte bu 23 Nisan’da geçmişteki yerini aldı. Tabii tüm bu törenler yapılırken ve bayram kutlanırken yurdun dört bir yanında eğitilmeyi bekleyen muhteşem bir genç nüfus vardı. Bakın, hala daha herkes işlenmek üzere çıkarılacak petrolün öneminden, yerin altında bulunarak çıkarılacak altından ve çeşitli özelliklere sahip ve işlendiği zaman maddi değer oluşturacak madenlerin önemini anlatıyor. Ben size daha önemli bir şeyler anlatayım. Çocuklarımız. Evet, işlenmeyi, eğitilmeyi, öğretilmeyi ve gelecek haline dönüştürülmeyi bekleyen çocuklarımızın katmadeğeri altından, petrolden veya herhangi bir madenden hem daha büyük hem daha anlamlı olacaktır. Dün yurdun dört bir yanında hep bir ağızdan marşlar söyleyen, cıvıl cıvıl, yerinden duramayan, enerjik bu nüfus ülkemizin aydın ve parlak yarınlarının teminatıdır.
Ellerine kalem, yüreklerine sevgi …
Bizim toplum olarak üzerimize düşen en önemli görevlerden biri temiz bir nesil yetiştirmektir. Savaşlarla, bombalarla, ağır silahlarla, işgallerle, salgın hastalıklarla kirlettiğimiz “Dünya”da bu çok zor ve bir o kadar da önemli bir hedef olarak önümüzde duruyor. Bu hedefe yürürken gidilmesi gereken yolda kullanabileceğimiz en önemli materyal eğitim. Eğitim bizim için çok önemli bir sistematiktir. Eğitim ise “Aile”den başlayarak çocuğun gençliğinin son dönemlerine kadar devam eden çok etkili bir süreçtir. Ne yazık ki, bizim toplumumuzda hiç görmeye alışık olmadığımız bir “Aile” modeli ortaya çıkmış durumda. Sürekli kavga eden, didişen ve boşanan aile (!) modeli. İşte bu noktada “Milli Eğitim”in ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Eğer bir çocuk “Aile”den alması gereken temel eğitim ve gelişim sürecini yaşayamıyorsa “Milli Eğitim” noktasına sorunlu bir şekilde taşınmış oluyor. Boşanmaların % 320 arttığı bir toplum içerisinde büyümek zorunda kalan çocukların temel eğitim ve gelişim süreçlerinde neler yaşadıklarını, o tertemiz akıl ve hafızalarının hangi kötü anılarla kirlendiğini düşündüğünüz zaman Türkiye’de genç nüfus ile ilgili bazı istatistiklerin sebeplerini anlayabiliyorsunuz. İstatiksel verilere göre uyuşturucuya başlama yaşı 13’e inmiş. Sigara içilmesi zaten oldukça normal ve sıradan bir hale gelmiş. Keza alkol su gibi tüketilir olmuş. Uyuşturucu tacirleri okulların, eğitim yuvalarımızın etrafını sarmış. Gençliğimiz büyük bir baskı ve tehdit altında. Sahip çıkılmak istenen bu gençlerimize toplum olarak sahip çıkmamız gerekiyor. Onun çocuğu şöyle, bunun çocuğu böyle, aman oğlum şununla görüşme gibi boşvermişlikleri bir kenara bırakmalıyız. Hepimizin çocukları bu ülkenin yarınları. Herkes kendi çocuğundan sorumlu olduğu kadar, komşusunun, akrabasının çocuğundan da sorumludur. Gençlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Gençlerimizin kredisi çabuk tükenmemeli. Üzerlerinde baskı kurarak gençlerimizi kontrol altına alamayız. Onlara karşı çok sabırlı olmalıyız. Maalesef artık kötü ve kirli bir dünyada yaşıyoruz. Gençlerimizin de işi çok zor. Bizim kendi evlatlarımızı dünyanın barındırdığı tüm bu kötülüklerden izole etmemiz gerekiyor. Yarınlar daha güzel olsun istiyorsak, yarınlarda daha mutlu, daha temiz, daha saygılı bir toplum içinde yaşamak istiyorsak yarınlarımızı şekillendirecek olan gençlerimize sahip çıkmalıyız. Gençlerimizi türbanlı, sakallı, solcu, sağcı, tembel, inatçı gibi hükümlerle ayrı düşüren ve ayrı düşünen bir sistem var. İşte temel eğitim ve gelişim sürecini tamamlamış olan bir çocuğun ülkemizde yaşamak zorunda kalacağı sancılı süreçten bahsettik. Bu noktada çocuğun “Aile”den alacağı temel eğitimin onun sonraki gelişme dönemlerinde ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir bu durum. Gençlerimiz barut fıçısı gibi. Liselerde gelişen sopalı, falçatalı, bıçaklı kavgalar halen daha gündemden düşmüyor. Maalesef bu üzücü hadiselere ortaöğretim kurumları da evsahipliği yapar hale geldi. Kalem tutması gereken ellerdeki bıçağı, sopayı, falçatayı ve içinde sevgiden başka hiçbirşeyin olmaması gerektiği tertemiz minik yüreklerde ki kin ve nefret tohumlarını söküp atmalıyız.
Aydınlık bir gelecek için…
İşte dün hepimiz gördük. Hep bir ağızdan büyük bir coşkuyla bayramlarını kutladı çocuklarımız. Ve sevinçlerine ortak olduk hepimiz. Bugünden sonra artık onlara “Çocuk”tan öte olarak bakalım. Onların ülkemizin ve bizlerin geleceğinin tek teminatı olan çok “özel” varlıklar olduğunu bilerek daha da özen gösterelim. Unutmayın. Çocuğun “Aile”den aldığı temel eğitimin önemi çok büyük. Çocuklarımız bu dönemde öğrendiği her şeyi tüm hayatı boyunca önemsiyor, kullanıyor. Ve genç bir nüfusa sahibiz. Tertemiz, öğrenmeye açık, sevmeye açık, bilime, sanata açık bir nesile sahibiz. Bize onları eğitmek ve öğretmek kalıyor. Onlar dün hep bir ağızdan “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” diye haykırdılar. Eh bize de bugün böyle bir başlık atmak şart oldu. İyi bir hafta dileğiyle.