Çocuk Beşiklerinde

    Terörist Avı

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 31/07/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

 

 

Lübnan’a bombalar yağmaya devam ediyor. İsrail’in Hizbullah tarafından kaçırıldığını iddia ettiği 2 askerini kurtarmak (!) adına başlattığı katliam sürüyor. Artık haber bültenlerine bakmak bile istemiyorum. Gazeteleri elime aldığımda karşıma çıkacak resimlerden dolayı içim buruluyor. Anlamını yitirmiş ama varlığını sürdüren ve tarafları asla belli olmayan bir savaşın hakim olduğu coğrafyada yaşayan insanların dramını daha nereye kadar izleyeceğiz? Dışarıdan bakıldığı zaman İsrail’in Hizbullah örgütüne karşı başlattığı bu savaşın tüm fotoğraflarında kanlar içinde parçalanmış çocuklar var.

Bu neyin bedeli?

Böylesine büyük bir vahşetin ve sorumsuzluğun yaşandığı Dünya ne yazık ki dönmeye devam ediyor. İsrail kendisine saldırılar düzenleyen Hizbullah üyelerini çocuk beşiklerinde aramaya devam ediyor. Bu kanlı arayış daha kaç masum çocuğu vurur bilinmez. Bu kanlı saldırılar daha kaç masum sivilin parçalanmış bedenine ihtiyaç duyuyor bilinmez. Ama görünen tek bir şey var. O da Ortadoğu’da doğan ve bu coğrafyada yaşamını sürdürmek zorunda olan insanların acıları bitecek gibi görünmüyor. Hiçbir açıklaması olmayan bu kavga ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası mı? Bugün çok büyük bedel ödeyen bu halklar ABD’nin oyunun birer kuklası olarak mı bu bedeli ödüyorlar? İsrail’in sadece kaçırılmış olan 2 askerine karşılık aldığı yüzlerce masum can yeterli (!) bir bedel değil mi? Şimdi Hizbullah kaçırdığı 2 askeri sağ salim İsrail’e teslim etse İsrail ne yapacak? Yıktığı şehirlerin enkazları arasında cansız yatan insanlardan özür mü dileyecek? Maalesef Dünya çok hızlı bir şekilde kirleniyor. Hiç kimsenin altından kalkamayacağı olaylara sahne oluyor. Ve ne yazık ki bu gidiş tüm insanlığı bir çıkmaz noktaya taşıyor. Yarına dair hiçbir şeyin tahmini bile yapılamaz artık. Yarın ne olacak diye düşündüğünüz zaman kuracağınız her cümle kan, nefret, savaş ve ölüm üzerine oluyor. Birleşmiş Milletler tüm misyonunu kaybetti. Bu kötü savaşın bir parçası haline geldi. İsrail’in vurduğu Birleşmiş Milletler ofisinde çeşitli milletlere mensup 4 BM görevlisi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler bu saldırının arkasında bir kasıt olduğunu açıkladı. Ve hiçbir şey yapamadı. İşte bu olay bile bu savaşın sadece kaçırılan 2 asker için çıkarılmadığını ortaya koyuyor. Ki zaten hiç kimse böylesine aşağılık bir savaşın savunulacak bir tarafını bulamaz. Bu yazıyı yazdığımda ölü sayısı 462 olarak açıklanmıştı. Evlerini terk edenlerin sayısı ise 750 bini bulmuş durumdaydı. Güney Lübnan’da operasyon yapacağını açıklayarak sivilleri bölgeye terk etmeye çağıran İsrail bu bölgeyi boşaltan sivilleri hedef alarak top ateşine tuttu. Kendilerine savunamayacak durumda olan ve canlarını kurtarmak için evlerini, özgürlüklerini ve yurtlarını terk eden bu insanların amansız top ateşi altında yaşadığı acının fotoğrafı ve savaşın acı bilançosu yaşanan dehşetin boyutlarını ortaya koymaya yetiyor. Nasıl bir Dünya’da yaşadığımızın birer göstergesi olarak önümüzde duruyor. Afrika’da milyonlarca insan açlıktan ölme tehlikeyisle yaşamlarını sürdürüyor. Lübnan’da halk ölümle burun buruna, sebebi, nedeni ve tarafı olmadıkları bir savaşın ortasında yaşamak zorunda. Irak’ta yine kanlı bir savaşın bedeline ödeyen binlerce masum insanın hayatı söndü. Ve Irak halkı hala daha patlayan bombaların, havada gezinen mermilerin ve ölümün kol gezdiği sokaklarda, evlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Ve ne yazık ki, bu savaşların sorumluları “Barış için savaş” gibi mantıksız nedenlerle kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Üzülerek söylüyorum ki, tüm bu savaşların ana nedenlerini “Halkların ve bireylerin özgürlükleri” (!) olarak açıklanıyor. İran ve Irak savaşı yıllarca sürdü ve ardında milyonlarca ölü bıraktı. Sınırları korumak adına yapılan o savaşın bilançosu milyonlarca sivil ölü olarak kayıtlara geçti. Ve bugün herkes o savaşın ve milyonlarca ölümün hiçbir şeyi değiştirmediğini gördü.

Savaşa değil barışa harcansa!

Oysa ki, bu savaşlar için çok büyük paralar harcanıyor. Her ülke savunma ve savaş için katrilyonlarca parayı silaha ve mühimmata yatırıyor. Bu savaşlara ayrılan bütçelerin yarısı bile Dünya barışı için kullanılmış olsa bugün için yaşadığımız yeryüzünde ne açlık kalırdı ne de savaş. Bir çok savaşın kaynağı olan “Terör” yaşayacak ortam bulamazdı. İnsanlık bugün büyük bir ayıbı yaşıyor. Bu yüzden tüm Dünya Liderlerinin bir an önce yaşanan bu savaşlara bir son verme adına Başbakanımız Sn. Recep Tayip Erdoğan ve İspanya Başbakanı Sn. Zapatero’nun yapmış olduğu “Medeniyetler İttifakı” çağrısına katılmasını umarım. Ve savaşa harcanan paraların ortak bir çatı altında Dünya Barışı ve insanlık için kullanılmasının yolu açılmalı. Sivil halkların üzerinden yürütülen savaşların nedeni ve sonucu belli değil. Ve yarın adına umut dolu cümleler kurmak hiç mi hiç içimden gelmiyor. Ne denir bilmem, ama ben “Allah sonumuzu hayır etsin” demekten kendimi alamıyorum. Herşeye rağmen, iyi bir hafta umuduyla.