Düğme Küçük
Şalteri Kim İndirdi?

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 20/02/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Dünyayı
nefrete boğmak istiyorlar. Görülmemiş bir şekilde
kışkırtma hareketi içindeler. Şimdi bu tabloyu görünce
insane düşünmeden edemiyor. "Birileri düğmeyi mi
bastı?". Ve kimler bu karışıklıktan nasıl nemalanacak?
Yoksa birilerinin "Bozuk Ortadoğu Projesine" mi hizmet
ediyor bu gerilim çığırtkanları. Ya da İran'a yapılacak
bir saldırıya meşru zemin aramak için mi bu tahrikler?
Müslüman ülkelerin liderleri toplumlarını sakin olmaya
çağırıyor. Türkiye tüm Dünya'ya sakinlik ve itidal
çağrıları yapıyor. Henüz daha karikatür krizi sıcak.
İnsanlar gergin. Toplumlar gergin. İtalya'nın kendini
bilmez bir Bakanı çıkıyor ve üzerine o aşağılık
karikatürün bulunduğu bir tişört ile basın açıklaması
yapıyor. Peki derdi ne? İtalya'da müslümanlık hızla
yayılıyor ve kimse engellemek için birşey yapmıyor.
Planlı hareketler zinciri
Müslümanlık tabii ki yayılır. Çünki müslümanlık
başkasının dinine sövmeyi reddeder. Müslümanlık
başkasının kutsal değerlerine sövmeye reddeder.
Müslümanlık içinde hiçbir kötülüğü barındırmayan bir
harikalar bütünüdür. Hiçbir aklı başında müslüman şimdi
çıkıp Hz. İsa'yı karikatürize edemez. Böyle bir
karikatürün olduğu tişörtü giyip gezemez. Çünki bizim
dinimiz asil değerler bütünüdür. İtalya'da bu eyleme
imza atan Calderoli Reform Bakanı olarak görev yapıyor.
Bu sorumsuz eylemin hemen arkasından Libya Bingazi'de
bulunan İtalyan Başkonsolosluğu ateşe verildi.
Protestocuların polisle çatışması sonucu 11 kişi
hayatını kaybetti. Yine Nijerya'nın Maiduguri şehrinde
bu akılalmaz basın toplantısına yönelik protesto
gösterilerinde 11 kilise ateşe verildi ve 15 kişi
hayatını kaybetti. Yine kendi ülkesinden çok büyük
baskılara maruz kalan Calderoli istifa etmek zorunda
kaldı. Bu olayları ne derece dindirir bilinmez. An
geçmiyor ki Dünya'nın herhangi bir yerinden bir protesto
haberi gelmesin. Bu olayların başlangıcındaki ve
merkezindeki ülke Danimarka ise olumsuz tavırlarını
sürdürmekte ısrar ediyor. Kendi sınırları içerisindeki
basın kuruluşları tarafından bu karikatür yayınlanan bir
çok ülke özür diledi. Ne yazık ki, bu sorumsuzluğun
evsahibi olan Danimarka ise "Basın özgürlüğü" gibi komik
bir başlık altında uzlaşmaz tavrını sürdürüyor. Tabii
ki, bunun sonuçlarına yine ülke olarak katlanmak zorunda
kalacaklar. Bu noktadan hareketle gelişen sürecin planlı
bir hareket süreci olup olmadığı konuşuluyor şimdi.
Tarihte yaşanan Haçlı Savaşlarının özlemi içinde olanlar
mı var? Küreselleşme sürecinde hızla küçülen ve
özkaynakları büyük bir hızla tükenen bir Dünya'da
karşılıklı bağımlılıkların konuşulması gerektiği halde
bir takım afaki bağımsızlıkların peşinde koşmaktan kim
ne kazanabilir? Daha geçtiğimiz senelerde söz edilmeye
başlanan ve Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile
birlikte İspanya Başbakanı Sn. Zapatero'nun öncülüğünü
ettiği MEDENİYETLER İTTİFAKI'nı darbelemek için mi tüm
bunlar? Dinlerin buluşması ve bir arada kardeşce
yaşaması, medeniyet ve kültürlerin birbirleri ile
alışverişi ve sıcak dialog içinde olması hani çevrelerin
hangi çıkarlarına dokunmuş olabilir? Bu gerginliğe taraf
olan, bu gerginliği sürekli sıcak tutmaya çalışan ve
gerilimi sürekli tırmandıran insanlara bir bakın.
Çözemeyeceğiniz bir ilişkiler yumağı göreceksiniz.
Aslında yarın yaşanacakların hepsi dünde gizli. Tarihe
baktığınız zaman 1. Dünya savaşı tüm gerçekliği ile
orada duruyor. Ve 2. Dünya savaşında kendi sınırları
içerisine sığmayan maceraperest insanların körüklediği
küçücük olayların nasıl büyük olaylara ve savaşlara
dönüştüğünü göreceksiniz. Dünya'da her zaman yaşanan bir
"Enerji ve Tabii Kaynak" çatışmasına doğru hızla
ilerliyoruz. Bunun ne şekilde ve nasıl dillendirildiği
önemli değil. Bugün Dünya üzerindeki bir çok ülke 30-40
sene sonrasının hesaplarının faturasının peşine düşmüş
durumda. Ve Dünya bugün itibarıyla bulunduğu denge
merkezinden hızla uzaklaşıyor. Şimdi tüm ülkeler bozulan
bu dengenin bir sonucu olan dengesizlik ortamında nasıl
denge merkezi olurum diye hesap yapıyor.
Hazır mıyız?
Bundan 1 sene once yazamayacağımız olayları yazıyor.
Bundan 1 sene once konuşulmayanı, akla gelmeyeni
üzülerek konuşuyoruz. Bu bize yarınlarla ilgili birtakım
ipuçları veriyor. İşte bu ipuçlarından yola çıkarak
kavgaya dayalı, kişilerin savaşının sahnelendiği
siyaseti bir kenara bırakarak reel, gerçekci, hedefleri
olan, siyasi değerleri olan bir siyaset anlayışı ile
ülkemizi önümüzde bekleyen bu zorlu döneme hazırlayalım.
Dünyada her an herşey olabilir. Belki bunlara engel
olamayız ya da müdahele edemeyiz. Ama yapmamız gereken
şey belli. Herşeye hazırlıklı olabiliriz. Ancak bu
şekilde coğrafyasında yönetilen değil yöneten, güçlü ve
lider bir ülke olabiliriz. İyi bir hafta dileğiyle.