GEÇMİŞE DÖNEREK
GELECEĞE YÜRÜMEK

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 28/08/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Her yıl 30 Ağustos’ta şöyle bir geçmişi düşünür ve adeta küllerinden doğan bir ülkenin o günkü zor koşullarda savaşan insanlarını hayal etmeye çalışırım. Yani dedelerimizi. O günlerde peşpeşe gelen zaferlerin o insanların yürekleri ile, yüreklerinin içinde taze tuttukları umutla, yarınlarını sarmış olan ümitle, vatan sevgisi ile ve imanları ile birebir bağlantılı olduğu hemen anlaşılıyor. Ve bugüne geldiğimizde neleri kaybettiğimizi ve niçin kaybettiğimizi, bugün için çektiğimiz bir çok sıkıntının nedenini de anlamış oluyoruz. Hızla betonlaşan bir Dünya’dan şikayet ediyoruz ya, bence çok yanlış. Hızla betonlaşan bir iç dünyamız var aslında. Hızla taşlaşan kalplerimiz ve yüreklerimiz var.
Öze dönüş sinyalleri
Çok olumsuz tablolar değil amacım. Ya da insanlarımızı acımasızca eleştirmek değil. Ama gerçekten vatan sevgisi, millet sevgisi ve o yüreklerde yanıp tutuşan iman kaybolmuş. Bu yüzden hala daha kendi kendimize yetemeyen, kendi kendimizi yönetemeyen, dışa bağımlı ve dış dinamiklerin iç dinamiklere baskın geldiği bir ülke olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Bu yüzden kendi istediğimiz gibi değil dışarının izin verdiği kadar büyüyoruz. Geçtiğimiz seçimlerde millet olarak önemli bir doğru yaptık. Dışarının hiç istemediği ve dışarının işine hiç gelmeyen bir siyasi hareketi iktidara getirdik. Siz bakmayın çok bilmişlerin Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi ABD’den icazet almıştır dediğine. Onlar yıllar boyunca alıştıkları düzenin sonunun geldiğine inanmak istemediler. Önceki iktidarların, hükümetlerin ve siyasetcilerin takındığı tutum, tavır ve davranışlar ile izledikleri politikaların Ak Parti iktidarına da yakıştırmaya çalıştılar. Ne var ki Ak Parti bugüne kadar sergilediği tüm dış politikalardaki dirayetli, kararlı ve akılcı tutum ile bunun aksini ortaya koymuştur. Yine bizim dışımızda gelişen çok önemli ve dönüm noktaları olabilecek kararları alırken ülkesinin, milletinin ve geleceğinin tüm hassasiyetlerini koruyarak ve tamamıyla milletimizin ortak görüşünü yansıtan kararlar almaya özen göstermiş ve dış dinamiklerin değil Türk milletinin iktidarı olduğunu göstermiştir. Ak Parti bugün tabii ki dış dünya ile uyumlu bir çizgi sürdürebilmeyi arzuluyor. Avrupa Birliği ile ortak bir yaşam alanı oluşturmaya çalışıyor. Yine ABD ile müttefikimiz olarak ilişkilerimizi en iyi noktada tutmaya özen gösteriyor. Ancak on yıllardır sürdürülen teslimiyetçi ve çaresizlik içindeki dış politikalara son verilmiş ve kararlı, ne istediğini bilen, teslimiyetcilikten uzak, belirleyici olan dış politikalar ortaya konmuştur. Önceki hükümet döneminde Başbakanının bir öksürüğü ile fırlayan faizler, çöken ekonomi ile bunalan bir iç politika yüzünden zaten krizler ülkesi olmuştuk. Bugün Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kadar başarılı bir Başbakan olduğunu buradan bile anlayabilirsiniz. Geçtiğimiz dönemde Sn. Ecevit Başbakan’dı. Ve Sn. Ecevit’in liderliğindeki hükümet tarafından Sn. Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçilmişti. Ve belki de ülkemizin son yıllardaki en önemli ve büyük krizini Sn. Ecevit ile Sn. Sezer ortaya çıkardı. Türkiye’yi bir anda allak bullak eden ve zaten kırılgın olan ekonomik göstergeleri tamamen parçalayan bu krizin başrollerinde Sn. Ecevit ve Sn. Sezer vardı. Çok şükür Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti’nin iktidar olduğu 3,5 yıllık dönemde içerideki dengeleri de çok iyi koruyarak adeta bir demokrasi dersi vermiştir. Şimdi taşlaşan kalpleri yumuşatıp öze dönme zamanı gelmiştir. Artık ülkemizi gereksiz atışmalarla, suni gündemlerle Dünya’nın gerisinden düşürme peşinde olanlar vazgeçmelidir. Milletin iradesine ters düşerek kendi siyasi ve dünyevi çıkarlarına sarılanlar bilmelidir ki, milletimiz özüne hasret kalmıştır. Zaten milletimizin özüne olan bu hasreti bugün Ak Parti’yi iktidar yapmıştır. Milletimiz kaybettiği değerlerini kazanmayı arzuluyor için Ak Parti’ye büyük bir teveccüh göstermiştir.
İstikrarın korunması
Türkiye’de Ak Parti ile başlayan büyük değişim inşallah önümüzdeki dönemlerde de sürecek. Bu gelişme süreci tabii ki çok sancılı geçiyor. Ancak önemli olan şu an kazanılmış olan istikrarı koruyarak bu büyümenin ve gelişmenin işcimize, memurumuza, esnafımıza ve halkımıza yansıması olacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi, Ak Parti’nin tavrı günlük ya da aylık politikalarla ve siyasi endişelerle hareket ederek taviz vermek değil reel anlamda adlar atarak gerçek ve sürekli bir büyümenin ve gelişmenin sağlanması yöndedir. Kısa bir dönemde daha güzel günler yaşayacağımıza olan inancımız bize o güzel günleri getirecektir. İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.