Geçti BOR'un Havası

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 18/07/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Hepimiz hatırlarız. Yakın geçmişte bir bor fırtınası yaşamıştık. Günlerce medyada Bor’un nasıl bir alternatif olduğu, önemi gibi konular yer almıştı. Her kesimden bu maden ile ilgili müthiş yorumlar ve çarpıcı teklifler geliyordu. Kamuoyu günlerce bor madenini dilinden düşürmedi. Bor ile çalışan arabalar yapıldı. Bor ile uçan uçaklar tasarlandı. Bor ayrıca sanayininde imdadına yetişti. Bor ile pişen çaylardan içildi. Bor sayesinde ülkenin tüm dış borçlarını ödedik. Hatta daha da ileri gidenler oldu. Bor parasıyla dışarıya borç verenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktu. Velhasıl bor hayatımızın her alanına girdi. Fakat olanlar oldu ve bor geldiği hızla çıktı hayatımızdan. Kopan fırtınalar dindi.
Ekolojik Denge Kayboluyor
Bor madenini bizim için çok özel kılan en önemli unsur Dünya bor rezervlerinin % 72’sinin bizim ülkemizde olması. Yine toryum ve uranyum (ki uzay teknolojilerinde ve nükleer enerji ile silah sanayilerinde kullanılıyor) gibi iki önemli madenin dünya üzerindeki rezervlerinin % 60 civarında oranlarda bizim ülkemizde olduğunu biliyoruz. Ancak hala daha bu zenginlikler ile ilgili çalışmalar ne yazık ki yapılamıyor. Bu madenleri işleyemiyoruz. Bugün tüm dünya ülkeleri harıl harıl alternatif yaşam kaynakları üzerinde çalışıyor. Hızla geçen zaman yeryüzündeki yaşam kaynaklarının tükenmesine neden oluyor. Ekolojik bozukluklar bir takım dengeleri alt üst etmiş durumda. Bugün dünyanın büyük bir kısmı açlık ve sefalet içinde yaşamını sürdürüyor. Irak dünya üzerinde hızla tükenen petrol rezervleri içinde en zengin ülkelerden biri olmasının bedelini büyük bir işgal ile ödüyor. Afrika hızla çölleşiyor. Bu kıtadaki ülkelerde hergün açlık nedeni ile binlerce çocuk ölüyor. Yiyecek ekmek ve içecek su bulamayan milyonlarca insan yeryüzündeki yaşam dengesini alt üst ediyor. Küreselleşme dediğimiz süreç hızla işliyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte sınırlar zorlanacak. Yaşam dengeleri değişecek. Gelişmiş ülkelerin bir çoğu bugün ile ilgili tüm endişelerini bir kenara bırakarak geleceğin hesaplarını yapmaya başladı. Günümüzde yaşanan bir çok savaş, istila, açlık gibi durumlar aslında geleceğin bir aynası gibi. Biz kendi ülkemize baktığımız zaman gerçekten çok büyük bir refah ve nimet içinde yaşadığımızı görüyoruz. Bakmayın siz içimizdeki felaket tellallarına. Tarım açısından çok elverişli bir coğrafyamız var. Ülkemiz dört mevsimi yaşayan bir ülke. Bir şehrimizde denize girilirken diğer bir şehrimizde kar üzerinde kayak yapılıyor. Ne var ki bugüne dek sergilen tutarsız ve dengesiz politikalar yüzünden tüm bu zenginliklerimiz kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Ülkenin en önemli makam ve mevkileri iş bilmez kimseler tarafından işgal edilmiş. Ülkede sanayi geliştirilememiş. Sanayici kişiler geliştirilmiş. Hep aynı insanlara büyük imtiyazlar tanınmış. Ülkenin bir çok bölgesine yatırım gitmemiş. Çiftçinin beli bükülmüş. Domatesi, salatalığı, biberi, karpuzu, kavunu üreten değil de satan kazanmış. Ne üretene değer verilmiş, ne tüketene. Aracılık yapanlar ihya olmuş. Ülkenin öz kaynakları bir takım güç sahiplerine peşkeş çekilmiş. Yakın geçmiş aydınlandıkça ne kadar kirli ilişkiler ortaya çıkmadı mı? Henüz yaşadıklarımızdan tarih diye bahsederken en acı itirafları dinlemedik mi? Tüm bu olumsuzların ardındaki acı gerçek ise eğitimsizliğimizdir. Gelişmiş diye bahsettiğimiz ülkeler uzayda araştırma yapan bilim adamları yetiştirdiği için gelişti. Alternatif üretim kaynakları araştıracak, geliştirecek bilim adamları yetiştirdiği için gelişti. Biz de ise hala başında inancı için taşıdığı türban yüzünden lise kapılarından kovulan genç manzaraları var. Hala daha meslek liselerine uygulanan kıyım manzaraları var. Oysa ki bu ülkenin yetişmiş bilim adamlarına ihtiyacı var. Ülkemizin nitelikli araştırmacıları ihtiyacı var. Bor günümüzde cam imalatı, deterjan üretimi, tarım gibi bir çok alanlarda kullanılıyor. Ne yazık ki bor madeni henüz tam olarak ifade edilebilmiş değil. Borun kullanım alanlarının genişletilmesini sağlayacak beyin gücüne ihtiyacımız var. Bu büyük kaynağı ülkenin hizmetine sokacak, ülkenin yararına kullanıma açacak bir beyin takımına ihtiyacımız var. Bu gücü işleyecek ve şekillendirecek bir nesile ihtiyacımız var.
Artık Geleceği Düşünen Birileri Var
Ülkemizde bor fırtınası yaşandığı günlerde sessiz sedasız bir kurum oluşturuldu. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü adı altında faaliyete geçen kurum borla ilgili teknolojileri geliştirmek ve borun kullanım sahalarını genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Kurum borun sağlık sektöründe ve özellikle kanser hastalarının tedavisinde kullanılmasını sağlayacak araştırmayı sürdürüyor. Ve konu ile ilgili Atom Enerjisi Kurumu ile işbirliği halinde. Yine kurumun yaptığı bir diğer çalışmada borun beton üretiminde kullanılması planlanıyor. Bu proje ile üretilen beton % 70 daha dayanıklı olacak. Yine bor ile yapılan üretimin % 10 gibi bir oranda enerji tasarrufu sağlaması bekleniyor. Bunlar müjdeli haberler. Bunlar çalışan, doğru ve tutarlı politakalar üreten bir siyasi iradenin habercisi. İnşallah önümüzdeki dönemlerde daha bir çok konu ve konuda hükümetimizin yaptığı çalışmalar meyvasını verecek. Mevcut ve oluşacak tüm zenginliklerin adil paylaşıldığı günlerde görüşmek ümidiyle.