Geçmişi Geleceğe

                    Taşıyacak Bir Proje

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış 14/05/2007 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

Gelişen yeni Dünya düzeninde ülkelerin ve milletlerin en önemli yaşam dinamikleri arasında turizm önemli bir yer bulmaktadır. Ülkelerin gelişme ve kalkınmasında çok büyük bir önem arzeden turizm konusunda ülkemizde ne yazık ki Ak Parti iktidarına dek önemli yatırımlar yapılamamıştır. Ülkemizin turizm açısından önem taşıyan bölgelerine ulaşımda yaşanan ciddi sıkıntılar Ak Parti iktidarı döneminde yapılan yollar ile  büyük oranda giderilmiştir. Yine ülkemizde alternatif ulaşım projelerine yer verilmiş ve turizm bölgelerimiz rahatlatılmıştır. Ülke olarak bugünden sonra çarpıcı turizm projelerini el almalı ve ülkemizi, şehirlerimizi ve bölgelerimizi birer cazibe merkezi haline getirmeliyiz.

Gerçek bir Osmanlı Köyü

Ülkemize ve İstanbul’a gelen turistlere alternatif gezi ve tatil imkanları oluşturmamızın önemi son yıllardaki turizm verileri ile desteklenmektedir. Bugüne kadar yapılan yatırımların çok büyük yüzdesi  deniz ve kum turizmine ayrılmıştır. Dünyanın 3/2 si su ve ancak 3/1 i kara. Dolayısıyla her ülkenin farklı karakterlerde denizi, kumu ve turistik tesisleri var. Oysa bizim ülkemize ve şehrimize özel olan çok değerli bir tarihi mirasımız var. Bugün tarihi yarımadayı çevreleyen surların bir çağın kapanıp bir çağın açıldığı fethin, bitmek tükenmek bilmeyen savaşların, bir çok dinin ve kültürün şekillendiği zamanların günüdümüzdeki tek şahidi olarak durmaktadir. Ancak ne acıdır ki, yüce kumandan Fatih Sultan Mehmed Han’ın şanlı ordusuyla yrüğü bu surların dibinde artık soğan tarlaları, marul fidanları var. Surların her köşesinde ayrı bir tinerci grubu, ayrı bir uyuşturucu müptelesı var. Bir zamanlar Fatih Sultan Mehmed’in ve şanlı askerlerinin nidalarının yankılandığı bu muhteşem tarih mirası surlarımıza şimdi sarhoşların nidaları hepimizin üstlenmesi gereken bir ayıp olarak çarpmakta. Bırakın gezip dolaşmayı, surları biraz uzaktan bile bakmaya imkan yok. Böyle bir ortamda hangi turist gelip burayı gezebilir, resim çekebilir. Biçoğu uğramadan, biraz daha meraklı olanlar ise uzaktan şöyle bir bakar şehrimizden ayrılıyor. Oysa ki, değerinin büyüklüğüne nazaran yapılacak olan küçük çalışmalar bile çok büyük bir katma değer oluşturacaktır.

Belgrad ve Edirnekapı surları ve çevresinde fiberglastan yapılan heykel ve figürlerle yeniçeriler, kağnı arabaları, top arabaları ile oluşturulacak mizansenler ile Fatih Sultan mehmet’in İstanbul’a girişi, Ulubatlı Hasan’ın surlar üzerindeki şehadeti ve sancağı dikmesi aslına uygun olarak canlandırılacaktır. Surların diplerine tarihi dokuya uygun mekanlar yapılarak burada sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenecektir. Ve yine bu mekanlarda Osmanlı ve Türk mutfağının en güzel örnekleri tarihi kıyafetler içindeki çalışanlar ile yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunulmalı. Proje içerisinde bu topraklarda yaşamış tüm kültürlerin ayrı ayrı temsil edileceği bölümler oluşturulacak ve Dünya üzerindeki tüm milletlerin inanç, kültür ve gelenek görenekleri ile kendisine ait bir şeyler bulabileceği bir kompleks haline gelmesi sağlanacaktır. Belirli aralıklar kurulacak anfi tiyatrolar ile kültür ve sanat gösterileri sürekli hale getirilecektir. Bu anfi tiyatrolarda mehteran takımı belirli aralıkla gösteriler sergileyecektir. Yine sur bandı projesi ile çok önemli bir EVRENSEL BARIŞ vurgusu yapılacak, Dünya’nın savaşlar, terör ve acılarla boğuştuğu günümüzde önemli bir barış misyonu kazanmamız sağlanacaktır. Sur bandında hayata geçirilecek olan Osmanlı köyünde herkes tüm mekanlar tarihi özellikler taşıyacak ve projenin içerisinde yer alan herkes patronundan temizlik işcisine kadar tarihi özellikler taşıyan kıyafetler giyecektir. Örneğin proje çerçevesinde tüm güvenlik görevlilerin yeniçeri kıyafetleri ile görev yapması planlanmaktadır. Fiberglas mizansenler ile birlikte ortaya çıkacak olan görsel şölen ise tüm Dünya’da yankı bulacaktır.

Sur bandını dolaşan turistler kendilerini tarihin derinliklerinde dolaşıyormuş gibi hissedecek ve ülkesine döndüğünde edindiği bu güzel izlenimleri tanıdığı herkesle paylaşacak. İnanıyorum ki, insanı özler gibi bu tarihsel güzelliği herkese özleteceğiz. Burası  tam bir çekim merkezi haline gelecek.

Yine bu projemizle Türkiye’nin turizm gelirleri katlanarak büyüyecek ve ülkemizin döviz girdisi artacaktır. Sur bandı projesinin destekleyici ve tamamlayıcı projelir ile İstanbul’u turizm alanında Dünyanın en önemli şehirlerinden biri haline getireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Sur bandı boyunca kurulacak olan Osmanlı Köyü Türkiye’nin tanıtımına da çok büyük katkılar sağlayacak, hatta Türkiye’nin turizm lokomotifi olabilecek kapasiteye gelecektir.

Sur bandında yapılacak olan bu projenin bir başka önemli kazanımı ise şehrimizde işsizlik sıkıntısına büyük ölçüde getireceği çözümlerdir.

5 bin kişiye iş, 15 bin kişiye aş

Fatih ilçemizin sınırları içerisinde hayata geçirilecek bu proje ile hem sur bandı muhteşem bir güzelliğe kavuşacak hem de reel olarak 5000 kişiye istihdam sağlanacak. Kağıt üzerinde yapılan basit bir hesapla sur bandı projesinin içerisinde 1000 adet işletmenin yer alması planlanmaktadır. 1000 adet işletmenin sahipleri ve çalışanları ile birlikte toplamda sağlayacağı istihdam rakamı minimum 3000 olmaktadır. Yine böylesine bir kompleksin temizlik, güvenlik ve işletme nüfusu ile bu rakam rahatlıkla 5000 kişiye ulaşacaktır. Dünya’nın ve Avrupa’nın en büyük turizm kompleksi haline gelecek sur bandı projesi  hem ülkemizi, hem şehrimizi hem de Fatih ilçemizi Dünya vitrinine taşıyacaktır. İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.