Gündeminizi Nasıl Alırsınız?

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 02/05/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

Anayasa Mahkemesi Başkanı Sn. Mustafa Bumin "Türbanın anayasada yeri yok" diyor ve ülkenin altı üstüne geliyor. Herkes bir parça orasından bir parça burasından didikliyor ve gündem oluşuyor. Kimisi alkışlıyor, kimisi tepki gösteriyor. Dışardan baktığınızda sanırsınız ki ülkenin başka hiç bir derdi yok. Herkes bir yol çiziyor kendince ve yürümeye başlıyor. Üçbeş gün öncesine gidin Özkök paşanın açıklamaları ve bir hafta öncesi linç girişimleri, kardak krizi, bayrak krizi uzayıp gidiyor. Ülkemizde bir çok alanda sorunlar var. Millet olarak demokrasiyi henüz tam sindiremedik. Ekonomimiz hala daha dışa bağımlı yapısını sürdürüyor. Ancak tüm bu sorunların bir açıklaması ve çözümü var. Ne yazık ki herkes üzüm yemeyi bırakmış bağcıyı dövmeye koşuyor. Aynı konular tekrar tekrar ısıtılıyor ve servis yapılıyor. Anlayacağınız, bir garip düzen kurulu. Adına rant düzeni deyin, çıkar düzeni deyin, ne derseniz deyin. Insanlar değişiyor, toplum değişiyor, zaman değişiyor, dünya değişiyor ancak bu düzen hala inat ediyor.

Nerede eğitim, nerede sağlık?

Ülkemizde eğitim sistemi acilen kökten bir reform istiyor. Yapılması gerekenler belli. Ancak bir takım çevreler hala daha kendi bağnaz misyonları uğruna eğitimdeki çürümüş ve kokuşmuş sistemi güncel tutmaya ve gençlerimizin önünü tıkamaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanımız Sn. Hüseyin Çelik neredeyse artık bir don kişot durumuna düştü. Bu kadar çalışkan, bu kadar dinamik ve idealist bir insan olarak attığı her adım eleştiriliyor. Kime ne şekilde ve nasıl hesap vereceğini şaşırmış durumda. Gençlerimiz lise eğitimini bitirdikten sonra ÖSS denilen bir garip sınava tabi tutuluyor. Yıllar boyu çalışan, didinen ve geleceğine yürümeye çalışan bir gencimiz eğer ÖSS sınavının olduğu gün kazara bir aksama yaşarsa ve sınava giremezse tüm emekleri buhar olup gidiyor. Mazeret yok, bahane yok, şans yok. Bunaltıcı test soruları ile geçirdiği bir senenin sonunda yaşadığı hayal kırıklığını düşünebiliyor musunuz? Şimdi birileri çıkıp "e kardeşim, bir öğrenci sorumluluğunu bilmeli, neden bir aksama yaşayacak ki" derse güler geçerim. Istanbul'da yaşıyoruz. Kafasına ağaç düşerek ölenler, yanmayan trafik lambası kurbanları, 100 milyonluk telefon uğruna trenden atılanlar'ın olduğu ve trajikomik hikaye kurbanlarının sayısının hızla çoğaldığı bir şehirde yaşıyoruz. Keza eğitimde eşitlik asla sağlanamıyor. Gençlerimizi daha gelişim süreçlerinde sınıflandırmalara tabi tutuyoruz. Hızla bir nesil kaybediyoruz, kimse bunun hesabını yapmıyor. Birileri türbana takılmış, birileri sakala. Birileri irtica diye çığlık atıyor, birileri laiklik diye. Bu çığlıklar arasında kaybolup giden gençlik sesini kimseye duyuramıyor. Keza sağlık sistemi de kendi içlerinde farklı bir karmaşayı yaşıyor. Sağlık sistemi komaya girmiş bir hasta haline gelmiş. Birileri sorumluluğu almış, canla başla düzelmeye çalışıyor. Bir de bakıyorsunuz sendikalar ayaklanıyor, doktorlar iş bırakıyor, ortalık karışıyor. Bugün hangi vatandaşımıza sorsanız hastaneden şikayetçi, sistemden şikayetci. E peki, böyle ayaklanan ve direnen insanlar neyi savunuyor? Başı ağrıyan çocuğa önce iğne yapıyorlar. Sonra yaptıkları iğnenin yanlışlığının farkına varıyorlar ve çocuğun kolunu kesiyorlar. Bunu bizler yaşadık. Hastanelerimiz skandal dolu. Acil servislerin önü birbirinden acele yüzlerce hasta ile dolu. Acil servise ihtiyacı olan insanların sıraya girdiği ve kan revan içinde sıra beklediği servis koridorlarını mı savunuyorlar?

Gündemler değil gerçekler önemli

Bunlar aslında çok yüzeysel örnekler. Hepimizin görebildiği ve sıkıntı çektiği konulardan küçük örnekler. Bizim bu kadar sıkıntımız varken birileri neyi arzu ederse onu konuşuyoruz, onu okuyoruz ve onu dinliyoruz. Bu yazıyı okuduktan sonra lütfen şöyle bir oturun. Arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapatın. Bu ülkede yaşanan binlerce acıyı, ıstırabı, haksızlığı bir gözlerinizin önüne getirin. Bugüne kadar işittiğiniz, şahit olduğunuz trajikomik hikayelerin kahramanlarının yerine kendinizi koyun. Bunları düşündükten sonra açın bakalım gazete okuyun. Herşey anlamını yitiriyor. Bir düzen kurulu dostlar. Bir rant düzeni. Bir canavar büyütülmüş. Doğruyu yok eden, eğriyi baştacı yapan. Şimdi bu canavar elimizdeki en doğruları yutmaya çalışıyor. Yok etmeye çalışıyor. Lütfen doğruyu yapmaya çalışanlara sahip çıkalım. Sn. Başbakanımıza ve onun yanında canla başla ülkemiz için, milletimiz için çalışan mesai arkadaşlarına destek olalım. Yarınlarımızı ipotek altından kurtarmak istiyorsak, yarın daha iyi olsun istiyorsak ve herşeyden önemlisi yarın suni gündemlerle uyutulan değil de daha güçlü, daha zengin, daha müreffeh ve huzur dolu bir ülkede yaşamak istiyorsak. Sevgiyle kalın efendim.