İşte Halkın Cumhurbaşkanı

![]() |
|
Bu yazı Barış
17/09/2007 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Cumhurbaşkanımız Sn. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmeden önce koparılan fırtınaları hatırlıyorum. Türkiye’yi gerçek gündeminden ve sorunlarından uzaklaştırarak bine bir katılan, feryat figan yakılan ağıtları hatırlıyorum. Aylar boyunca ülkemizi ve milletimizi anlamsız bir gerginliğin ve tartışmanın muhatabı yapanları hatırlıyorum. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı makamını herşeyden soyutlayarak ötelerde bir yerde mabed haline getirenlerin, kendilerine kale yapanların tehlike çanları çalıyor diyerek kopardıkları yaygaraları hatırlıyorum. Ve nihayetin de, Sn. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nı kişiselleştirerek “Benim Cumhurbaşkanım olmayacak” diyebilenleri hatırlıyorum.
Bu tabloları özlemiştik
Ve geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanımız Sn. Abdullah Gül’ün yurtiçi ziyaretlerini büyük bir mutlulukla izledim. Ve kendilerinin gerçekleştirdiği bu ziyaretlerinde Sn. Abdullah Gül’ün kimin Cumhurbaşkanı olduğunu açıkça gördüm. O kadar büyük bir içtenlikle, huzur veren, güven aşılayan bir Cumhurbaşkanımız var. Kırmızı ışık makyajına ihtiyacı olmayan, kendisi gibi düşünenlere yüzü gülüp “Öteki”leri dışlamayan ve herşeyden önemlisi de yaşadığı herşeyden ders alarak, yanlışında ısrar etmeyen, sürekli pozitif davranabilen bir Cumhurbaşkanımız var.
İşin içinde samimiyet olunca ortaya çıkan tabloda alabildiğine göz alıcı oluyor. İlk yurt gezisinde Van, Başkale, Yüksekova, Hakkari, Siirt, Şırnak ve Diyarbakır'ı ziyaret eden Cumhurbaşkanımız Sn. Abdullah Gül gittiği her yerde güllerle ve karanfillerle karşılandı. Gittiği her yerde halkımızla bütünleşti, halkımızla kucaklaştı. Yine sivil toplum kuruluşları ile yakın temaslarda bulunarak sivilleşmenin ve demokrasiye olan inancının ne kadar kuvvetli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanımızın bu ilk günleri toplumumuz için önemli bir ipucu ortaya koymuştur. Bu ipucu bize önümüzdeki dönemde ülkemizde gerçekten güller açacağını bize göstermektedir. Önümüzdeki dönemin gerginliklere, kavgalara değil hizmete, birleşmeye, sevgiye, ortak noktalarda buluşmaya sahne olacağına dair umutlarımız tazelenmiştir. Bu taze başlangıç ile birlikte bugüne kadar toplumumuzda varmış gibi gösterilmek istenen bir takım sanal gerginlik ve endişelerin ne kadar yersiz olduğunu göreceğiz.
Bizi başarıya götürecek olan birlik ve beraberliğimiz çok güçlü bir şekilde yeniden sağlanacaktır. Sn. Cumhurbaşkanımız bir takım kişilerin, grupların ya da kurumların değil toplumumuzun çıkar ve hedefleri üzerinde adeta birleştirici bir kuvvet olacaktır.
Tabii ki, tüm bu güzelliklere karşı hala daha aksi yönde olumsuz beklentileri umutla taşıyanlar var. Bu beklentiler arasında benim özellikle değinmek istediğim bir konu Cumhurbaşkanımız Sn. Abdullah Gül ve Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan arasında bir güç savaşı beklentisi ya da bir liderlik paranoyası oluşacağıdır. Böyle umutsuz bir umudu taşıyanlara, ya da toplumda böyle bir kanı oluşturmaya heveslenenlere söylecek pek bir söz yok. Bunca yaşananlardan kendilerine bir pay çıkaramadılarsa yapabilecek fazla bir şey de yok. Ancak, Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin ve milletimizin önceliklerini, gereklerini ve çıkarlarını kendi kişisel beklenti, öncelik ve çıkarlarından ne kadar önce tuttuğunu artık herkes bilincindedir. Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ortaya koyduğu büyük olgunluğun ülkemiz ve milletimiz adına ortaya koyduğu kazanımların hepimiz farkındayız. Yine Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın makam ve mevki noktasında her türlü ikbalden vazgeçerek millet ve hizmet aşkı ile “Durmak yok, yola devam” demesi de bu konuyu bir daha tartışılamaz bir şekilde kapatmıştır. Keza Cumhurbaşkanımız Sn. Abdullah Gül’ün de mütevazi kişiliği ve siyasi olgunluğu, devlet adamlığı vasfı sorumluluklarının bilincinde, makam adamı değil hizmet adamı olacağını dost düşman herkese göstermiştir.
Türkiye şahlanacak
Dolasıyla bu iki hizmet aşığı insanın Türkiye’nin en önemli iki makamında oluşu bir liderlik ya da güç savaşını değil aksine bir güçler birliği ile hızlı bir kalkınma sürecini doğuracaktır. Ülkemin ve milletimin gözü aydın. Taptaze umutlarımız ile iyi bir hafta dileğiyle.