Haciz Makamında
Kredi Kartı Ağıtları

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 29/11/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Siyasi kimliğimiz nedeni ile yüzlerce vatandaşımız sorunlarını bize taşıyor, dertlerini anlatıyor ve çözüm istiyor. Elimizden geldiği kadar değil imkanlarımızı, yetkilerimizi ve sınırlarımızı zorlayarak tüm vatandaşlarımızın sorunlarına çare aramaya devam ediyoruz. Geçtigimiz haftalarda köşemizde bahsetmiştik. Ülkemiz ve toplumumuz yeniliklere açık. Ve genç bir nüfusa sahibiz. Ancak hızlı gelişim beraberinde bir çok problemide getirdi. Bunun temelinde yatan acı gerçek ise sistemi oluşturanların halk bilincini geri plana atarak hareket etmesidir. Geçtiğimiz yıllarda ülkenin gündemine taşınan kredi kartı konusu binlerce insanımızın hayatlarında onulmaz yaralar açmış ve yine bir çok ailenin dağılmasını sebep olmuştu. ATO Başkanı Sn. Sinan Aygün’ün bu konuda yaptığı çalışmalar olumlu adımlar atılmasına ve gecikmiş borçlar için faizlerin düşürülmesine yol açtı. 59. hükümetin başarılı ve istikrarlı ekonomi politikaları ile günümüzde reel faizlerin bu kadar düşmesine rağmen kredi kartı faizleri hala yüksek oranlarda seyretmekte.
Devleti çağın gereklerine yakışmayacak biçimde sistemle ilgili zorunlu düzenlemelere iten kredi kartı tahsisi ve kullanımı konusu ülkemizde hızlı bir şekilde kuruldu. Sokaklarda kurulan standlarda insanlara kredi kartı dağıtılması, işyerlerine yapılan nokta ziyaretleri ile çalışan genç nüfusa ulaşılması kredi kartı dağılımının yanlış şekillenmesine neden olmuştur. İnsanlarımızı kredi kartı kullanımına itecek bir çok gerekçe oluşturuldu. Kredi kartları sistemsiz, denetimsiz ve peynir ekmek gibi dağıtıldı. 300 milyon maaşla ve hiçbir sosyal güvenceye haiz olmadan çalışan insanların maaşının 3-5 katı limite sahip kredi kartı ile yaptığı zorunlu harcamaların dönüşü imkansız hale gelince hem banka hem müşteri zor duruma düşmüştür. Gazete küpürlerinde acı isyanlar şeklinde yer alan bir çok haberde “38 milyar borcu 300 milyonla nasıl ödeyeceğim” diye feryad eden kredi kartı mağdurlarına şahit olduk. Burada bankaların art niyetinden söz etmek mümkün değil tabii ki. Ancak sistemi sorgulamak için bu kadar niye beklendi ve bunca hüzünlü hikaye yaşanmak zorunda mıydı? Bu sorunun cevabını da bulmak gerçekten çok güç.
İki tarafı keskin kredi kartı,
Çağımız bilişim, teknoloji çağı. İletişim ve pazarlama çağı. Kredi kartı talebi esnasında müşteriye sayfalar dolusu evrak imzalatılıyor. Bu evrakların üzerinde 100’ün üzerinde koşul belirtiliyor. Ancak yine hepimizin bildiği gibi bu evraklar önemsiz evraklarmışcasına imzalatılıyor veya imzalanıyor. Eğer amacınız insanları zor duruma sokmak, size borçlu ve bağımlı hale getirmekse bunu okutmadan imzalatmanız anlaşılabilir bir durum. Ancak bankaların pazarlama stratejilerinde büyük eksikler olduğu bir gerçek. Kredi kartı talebi karşısında müşterilerinden belirli teminatlar isteyen bankalar bu teminatları kuruma sunan müşterilere kredi kartı tahsis ediyor. Eğer banka yeterli teminatlar aldığına tatmin olarak bu kartı müşteriye veriyorsa alacaklarının tahsili konusundan neden sıkıntıya düşüyor? Tüm sorumluluğun müşterinin sırtına yüklenmiş olması da kredi kartı konusunu bir çıkmaza dönüştürüyor. Banka kredi kartını verirken yasal olarak kendisini tam donanımlı bir korumaya alıyor. Ve yine müşterisi olan vatandaşı yasal olarak tam sorumlu hale getiriyor. Müşteriler hata yapma şanslarının olmadığı bir platforma itiliyor. Toplum bilincinin oluşmasına yönelik bir özdenetim kurulu oluşturmayan bankalar bilinçsiz kullanımı tetikleyen unsurlarıda yine kendi bünyelerinde oluşturmuşlardır.
Öyle bir duruma geldi ki, bir çok banka vatandaşlarımıza diğer kredi kartları borcunu ödemesi için kendi bankasının kredi kartını almasını ve kullanmasını önerdi. Vatandaşın diğer bankalara olan borcunu transfer etmeye çalışan kurum hangi pazarlama stratejisi ile bunu yapmaktadır. Diğer bankalara borcunu ödeyemeyen vatandaş yeni kredi kartı ile yeni bankaya olan borcunu nasıl ödeyecek? Ya da banka burada “Senin malvarlığına hacizi diğer banka değil de ben yapayım mı?” diyor. Sorulacak soru çok. Ve bir çoğuda cevapsız. 50 katrilyonluk bir rakamın konuşulduğu sektörde 23 milyon adet kredi kartı dağıtılmış ve bunlardan sadece 8.2 milyonu aktif kullanımda. Bu da kredi kartı tahsisi ve kullanımının ülkemizdeki durumunu gözler önüne sermeye yetiyor. Milyonlarla dosya adalet dolaplarında. Hacizler hacizleri kovalıyor. Aileler dağılıyor, çocuklar ortada kalıyor. İntihar vakaları artıyor, yürekler yanıyor. Evlerini, işlerini, ailelerini kaybeden insanlardan ülke ve toplum adına nasıl değer beklenebilir. Kredi kartı faizleri vatandaş tarafından % 5 ila 7 arasında zannediliyor ancak faizler yıllık % 80’lere varan oranlara çıkıyor. Faizlerin bu kadar yüksek olması ve vatandaşın faiz oranları hakkında net bir bilgisi olmaması kredi kartı kullanımını tuzak haline getiriyor.
Yasal düzenlemeler,
Kredi kartı ile ilgili olarak yeni yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak geçmişin izleri öyle kolay kolay silinecek gibi değil. Kredi kartı verilirken sorumluluk her iki tarafa da paylaştırılmalıdır. Sokaklarda, çarşıda, pazarda kredi kartı pazarlaması kaldırılmalıdır. Kredi kartı sözleşmeleri ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmalı ve bu sözleşmelerdeki maddelerin okunabilir büyüklükte, net ifadelerden oluşması sağlanmalıdır. Kredi kartlarının üretici firmaların pazarlama araçları olmasından çıkarılmasıda önemlidir. Üretilen malın kredi kartı ile 28 aya varan vadeler ile satılması sistemi cevap veremez hale getirmektedir. Bir diğer önemli hususta kredi kartlarında çalınma ve bilgi dışı kullanım hallerini kapsayan bir sigorta sisteminin kullanılabilirliği. Kredi kartı kullanıcıları için ücretsiz bir sigorta sistemi oluşturulmalıdır. Bankaların kullanıma göre limit artırımı yapmaları engellenmeli. Vatandaş limiti ödeme düzeyine göre olan kartı sorunsuz kullanırken limit artırımını takiben ödeme dengesini kaybetmekte ve büyük borçların altına itilmektedir.
Yeni yasal düzenlemelerin büyük bir iyileştirmeyi sağlayacağı gerçek. Yaşanan bunca olayda artık kullanıcılara ders olmalı. Kredi kartını alırken bize sağladığı şartları dikkatlice incelemeli ve gelir düzeyimize, alışveriş tarzımıza uygun şartlar içeren kartlar kullanmalıyız. Ve başımıza gelebilecek her türlü olay için yasal düzenlemeleri ve yasal haklarımızı öğrenerek hareket etmemiz menfaatimize olacaktır. İyi bir hafta diliyorum.