Kutsal Vazife

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 27/11/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da her köşe başını “Öğretmenler Günü” afişleri doldurmuştu. Tabii ki bu öğretmenlerimiz için hoş bir jest olmakla birlikte ülkemizde hala daha “Öğretmen” statüsünü yerine oturtamadık. Öğretmenlerimiz maalesef yanlış bir sistematiğin içinde sıkışarak kutsal görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Herşeyden önce öğretmen olmak bir meslek sahibi olmak anlamına gelmemeli. Öğretmenlik bir meslek, bir para kazanma biçimi ya da bir iş seçeneği değil gerçek bir “kutsal vazife”dir.
Öğretmen de dertli öğrenci de
Ülkemizde eğitim sistemi ile ilgili yaşanılan bir çok sıkıntı var. Bugüne kadar ortaya konulmuş olan eğitim ve öğretim politikalarının bir çoğu iflas etmiş durumda. Siyasi iradelerin kendi ideolojik yaklaşımlarını Türk eğitim sistemi üzerinde hakim kılma çabaları toplumu bir yozlaşı içine sokmuştur. Toplumun en önemli dinamiklerinden birisi olan “Türban” kavramını bile başkalaştırma çabalarına giren bu yanlış politakalar binlerce gencimizi eğitim ve öğretim yuvalarından uzaklaştırmıştır. Her zaman söyledik, yazdık. Türkiye tam bir tezatlar ülkesi haline gelmiştir. Devlet bir taraftan “haydi kızlar okula’ diye kampanya başlatarak okul çağına geldiği halde okula gönderilmeyen kızları eğitim yuvalarına göndermek için çalışıyor. Diğer tarafta yine gencecik beyinler, eğitim ve öğretime aç gencecik kızlarımız sırf inançları adına başlarını kapattıkları için okullardan sökülerek atılıyor. Okul kapılarına devletin polisini dikerek bu kızlarımız eğitim yuvalarından uzaklaştırılıyor. Eğitim herşeyin başıdır. Hiçbir toplum kanunlarla, yasaklarla, zorlama ve diretmelerle idare edilemez. Kanun insanlar içindir. İnsanın ise en büyük kazanımı eğitimdir. İnsan bir eğitim sürecinden geçmedikçe yaşamını insan koşullarında sürdüremez. Bugün dünya üzerinde yüzlerce farklı kültürün hüküm sürdüğü toplumlar var. Dünyanın bazı bölgelerinde hala daha doğal hayatın içinde ve doğal hayatın gerektirdiği koşullarda yaşayan insanlar var. O kültüre ait bir insanı bugün günümüz modern toplumlarından birinin içine koysanız kesinlikle yaşayamaz. Ve “insanlık” ölçütlerinden hiçbirini karşılayamaz. Ancak bu insanı eğitirseniz belirli bir dönemden sonra günümüz modern şehir yaşamına ayak uyduracak ve tüm toplumsal gereklilikleri karşılayabilir hale gelecektir. Demek ki “kanun” ile yasaklamaktan önce “eğitim” ile vazgeçirebilirsiniz. Dolasıyla bu ve bunun gibi bir çok sorunla uğraşırken eğitim camiamızın aldığı büyük yaraları kimse fark etmiyor. Dün öğrenci olarak bir çok sıkıntıyı yaşayan ve sıkıntılarla dolu bir eğitim hayatının ardından “öğretmen” olan bir çok genç bugün başka sıkıntılarla genç beyinleri aldatmaya çalışıyorlar. Gencecik öğretmenlerimiz yurdumuzun dört bir köşesinde türlü imkansızlıklar ile boğuşuyor. Okulu olmayan köylerde derme çatma binalarda öğrenci yetiştirenler var. Okul binası olduğu halde camı çerçevesi olmayan sınıflarda öğrenci yetiştirmeye çalışanlar var. Sobası olmayan, sırası olmayan, tahtası olmayan sınıflarda körpe beyinleri ilim ışığı ile hem ısıtmaya hem aydınlatmaya çalışan öğretmenlerimiz var. Bütün bu olumsuzlukların ötesinde hala daha bir takım içimizi ısıtan, gelecek adına bir nebze olsun ümitlerimizi ayakta tutan güç öğretmenlerimizin ortaya koydukları fedakar tablolardır. Geçtiğimiz dönemlerde yaşanan ekonomik sıkıntılarla yoğrulan öğretmenlerimizin yaşamı yıllar boyunca sürekli daha kötü hale gelmiştir. Ak Parti iktidarı ile birlikte Türkiye’nin iyice bozulmuş olan ekonomik yapısı hızla düzelmeye başladı. Daha öncede köşemizde bahsetmiş olduğumuz gibi yaşanan bu iyileşme süreci şu an için ülkemizin ulusal ölçekli ekonomik yapısını düzeltiyor. Makro ekonomik dengelerimiz düzeldikçe ülkemizin her noktasında bir ekonomik gelişim süreci başlayacaktır. Her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da yönetilen değil yöneten lider ülke hedefine doğru hızla yol alıyoruz.
Biraz sabır
En kutsal vazife olan “Öğretmenlik” vazifesini de hak ettiği çağdaş yapıya kavuşturmak Ak Parti’nin en büyük hedefidir. Milli Eğitim Bakanımız Sn. Hüseyin Çelik ve ekibinin ortaya koyduğu projeler ile hem eğitim sistemimizi hem de en değerlik kazanımlarımız olan öğretmenlerimizi hak ettiği noktaya getirecektir. Ben yurdumun tüm öğretmenlerini can-ı gönülden tebrik ediyor ve fedakarlık isteyen bu kutsal yolda hepsine başarılar diliyor, hepsini Allaha emanet ediyorum. İyi bir hafta dileğiyle.