Muhtarlarımızın Mührü

Hükmüne Kavuşmalı

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 18/10/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

 

 

Meşhur ‘Devlet Baba’ ifadesinin algılanabilecek en somut hali olan muhtarlık ülkemizin en eski ve güzide kurumlarından biridir. 18 Mart 1924 tarihli ve 442 sayılı kanun ile köylerdeki, 15 Nisan 1944 tarihli 454 sayılı kanun ile de mahallelerdeki görev ve yetkileri belirlenen ve statüleri anayasa ile garanti altına muhtarlar kendilerine verilen mührün hükümsüzlüğünün pençesinde kıvranır hale gelmiştir. Geçmiş zamanın günümüzde ifade bulmayan hüküm ve yetkileri ile vatandaşların türlü sorunlarına çözüm getirmeye çalışan bu kurum binlerce hizmet aşığının elinde yaşamını sürdürmeye çalışırken merkezi yönetimlerin vurdumduymazlığı ile çağın gerisine düşürülmüştür. Mahalle ve köy muhtarlarının görevleri devlete karşı olan görevler ve seçildiği bölgeye karşı olan görevler olarak ikiye bölünmektedir.

Mahalle muhtarının görevi, bölgesinde ikamet edenlerin kanunlarla gösterilen nüfus, yer değiştirme, seçim gibi çeşitli işlerini düzenlemektir.

Köy muhtarlarının görevi, kanun ve hükümet emirlerini köylüye duyurmak, köy dahilinde dirlik ve düzeni sağlamak, salgın ve bulaşıcı hastalıkları devlete haber vermek, köydeki doğum, ölüm ve evlenme gibi halleri hükümete haber vermek, köye gelen devlet memurlarına yardım etmek, okul çağına girenleri okula, askerlik çağına gelenleri askere yollamak, evlenecek olanların kanuni muamelelerini yapmaktır.

Ancak günümüze baktığımız zaman herşeyden önce köy, mahalle, ilçe, şehir kavramlarının birbiri ile içiçe geçtiğini ve bir tanım karmaşasının yaşandığını görmekteyiz. Burada yaşanan ‘tezat ve çelişki’ öylesine büyüktür ki, bir mahalle muhtarının hizmet verdiği nüfus 5 tane belediyenin nüfusundan daha fazla olabilmektedir. Dolayısıyla muhtarlıklar ile ilgili yasal düzenlemeler acil olarak yapılmalı, muhtarlarımızın görev ve yetkileri yeniden düzenlenmelidir. Muhtarlarımızın herşeyden önce yeni bir kimliğe, yeni bir tanıma ihtiyacı vardır. Ülke içinde büyük bir denge unsuru oluşturan bu kurumun hassasiyetleri göz önüne alınarak muhtarın tanımı yapılmalı ve bu kurumlar modern, işlevsel bir yapıya kavuşturulmalıdır. Muhtarlarımızın 80 yıllık cumhuriyet tarihindeki oynadığı rol çok önemlidir. Savaşlardan yorgun düşen bir coğrafyada kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin düzenli yaşama geçişini sağlayan en önemli kurum muhtarlık kurumudur. Ne yazık ki genç Türkiye hızla gelişir ve değişirken, ülkenin yakaladığı bu hızlı büyümeye yenik düşürülen kurum da muhtarlık kurumu olmuştur.

Muhtar portresinin ardında gizlenen çok önemli bir diğer hususta sosyal yaşamın sürdürülebilirliğinin sağlanması olmuştur. Öyle ki, yakın geçmişte ülkemiz peşpeşe yaşadığı çok ağır ekonomik krizler, asla kendisi kadar ciddi sonuçlar doğurmadı. Aynı dönemde ekonomik bunalımı yaşayan Arjantin örneği hepimizin hafızalarındaki tazeliğini korumaktadır. İşte tüm bu krizler boyunca muhtarlıklar zengin-fakir arasındaki dengenin korunması ve devlet ile vatandaş arasındaki koordinasyonun kopmamasını sağlayarak ülkemizin bu ekonomik krizlerin üstesinden gelmesinde önemli roller oynamışlardır. Ramazan ayı boyunca dağıtılan devasa yardımlara doğru koordinatlar veren muhtarlarımız diğer zamanlarda da mahallesinde yaşayan insanların eğitim, sağlık, gıda gibi bir çok konudaki eksiklerini tespit etmekte ve gidermektedir. Böylesine önemli bir birikime, böylesine değerli bir kuruma sırt çevirmeye kimsenin hakkı yok. Bu güzide kurum işlevsel bir yapıya kavuşturulacağı yerde yıllardır unutulmuş ve yıpratılmıştır. Bugüne kadar hiç grev yapmayan kurum muhtarlık kurumudur. Bugüne kadar devletine sırtını dönmeyen kurum muhtarlık kurumudur. Bu ülkedeki en büyük ‘atıl kaynak’ muhtarlardır. Seçimle görev başına gelen 52.000 muhtar ülke olarak yaşadığımız bir çok sıkıntıyı aşacak ciddi potansiyele sahiptir. Muhtarlık kurumun iyileştirilmesi ve işlevsel bir yapıya kavuşturulması ile ilgili çalışmalara bir an önce başlanmalı ve bu konuda kurumun önde gelen yöneticilerinin katılımıyla yeni düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bir çok ilk’in altına imza atan hükümetimiz muhtarlarımızla ilgili tüm sorunları reel olarak masaya yatırmış ve gerekli düzenlemeleri hazırlamaktadır. İstanbul’daki muhtarlarımız ferdi hareketlerin başarıya ulaşamayacağının farkına vararak İstanbul Muhtarlar Derneğini çatısı altında bir birliğe gitmişler. İstanbul Muhtarlar Derneği il genelindeki muhtarların iletişimini sağlarken, muhtarlarla ilgili bir çok projeyi hayata geçirmektedir. Yerel yönetimler yasa tasarısı için bir taslak hazırlayarak çözüm önerilerini hükümete ileten dernek yöneticileri hükümetten muhtarlarımızla ilgili özel bir yerel yönetimler yasası çıkarılacağının müjdesini almıştır.

Muhtarlarımız çok fazla şeyler istemiyor. Onların istedikleri yaptıkları hizmete denk yetki. Yaptıkları hizmete denk bütçe. Muhtarların resmi yapısının yeniden düzenlenmesi. Sistemin eksikliğinden kaynaklanan muhtarlar arası adaletsizliklerin giderilmesi. Devlet ile halkın arasında köprü olan muhtarlarımızı kurumu ile barışık hale getirmeli ve bu iki taraf arasındaki köprüyü sağlamlaştırmalıyız.

Söyler misiniz, ‘Devleti ile barışık bir toplum oluşturmak, Devleti ile barışık bir millet haline gelebilmek’ daha başka nasıl olabilir ki? Esen kalın efendim.