19 Mayıs'ın Ardından

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 23/05/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Bir gençlik bayramını daha geride bıraktık. Bildik ve tanıdık kutlama törenleri ile birlikte bu 19 Mayıs’ta geçmişteki yerini aldı. Tabii tüm bu törenler yapılırken ve bayram kutlanırken yurdun dört bir yanında türlü sıkıntılarla boğuşan bir genç nüfus vardı. Bir tarafta gidecek okul bulamayan, diğer bir tarafta okullu olduğu halde ayakkabısı, defteri, kitabı olmadığı için okula gidemeyen, başka bir tarafta ise okumak ve kendini yetiştirmek için savaşan ama inançlarından ötürü ülkemizdeki eğitim kurumlarından dışlanan gençlerimiz sessiz feryadı ve belki de haklı isyanları yükseldi. Yıllardır kendi alanlarında dünya çapında başarıyı yakalamış gençlerimiz kendi ülkelerinde yeterli imkanı ve desteği bulamadıkları için yurtdışına gidiyorlar. Tıp alanında, spor da, sanat da ve yaşamın bir çok alanında sergiledikleri başarılı çalışmalar ile dünyanın takdirini kazanan insanlarımızın yaşadığı burukluğu milletce paylaşıyoruz.
Yarınlarımız olan gençler
Yeryüzündeki en büyük hayırlardan biri inanıyorum ki temiz bir nesil yetiştirmektir. Ancak bu yaşadığımız dünya’da çok zor tabii ki. Bizim toplumumuzun direği olan, temel dinamiği olan “Aile” kavramını yavaş yavaş yitiriyoruz. Çocuğun kişiliğinin ve eğilimlerinin şekillendiği temel eğitim döneminde “Aile”nin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat özellikle son yıllarda çok meşhur olan “kuşak çatışması” lafı Türk aile yapısını dejenere eden en büyük unsur olarak önümüze çıkıyor. İyi aileler kuramıyoruz. Boşanmalar % 200 artmış. İşte bu noktada “Eğitim”in ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Şu ana kadar toplum olarak bir mirasyedi durumumuz var. Ancak geçmişimizdeki o saflık ve güzellik yavaş yavaş buharlaşıyor. Kendini yenileyemeyen ve zamandan geriye düşen eğitim sistemi ile aydın bir nesil yetiştirmemiz neredeyse imkansız. Artık işler herkesin bir ucundan tutması ile yürümüyor. Artık daha bilgiye dayalı, daha bilimsel, daha sistematik düzenlere ihtiyacımız var. Ama maalesef yine içimizden birileri hala ayak diretiyor. İstatiksel verilere göre uyuşturucuya başlama yaşı 13’e inmiş. Sigara içilmesi zaten oldukça normal ve sıradan bir hale gelmiş. Keza alkol su gibi tüketilir olmuş. Uyuşturucu tacirleri okulların, eğitim yuvalarımızın etrafını sarmış. Gençliğimiz büyük bir baskı ve tehdit altında. Sahip çıkılmak istenen bu gençlerimize toplum olarak sahip çıkmamız gerekiyor. Onun çocuğu şöyle, bunun çocuğu böyle, aman oğlum şununla görüşme gibi boşvermişlikleri bir kenara bırakmalıyız. Hepimizin çocukları bu ülkenin yarınları. Herkes kendi çocuğundan sorumlu olduğu kadar, komşusunun, akrabasının çocuğundan da sorumludur. Gençlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Gençlerimizin kredisi çabuk tükenmemeli. Üzerlerinde baskı kurarak gençlerimizi kontrol altına alamayız. Onlara karşı çok sabırlı olmalıyız. Maalesef artık kötü ve kirli bir dünyada yaşıyoruz. Gençlerimizin de işi çok zor. Bizim kendi evlatlarımızı dünyanın barındırdığı tüm bu kötülüklerden izole etmemiz gerekiyor. Yarınlar daha güzel olsun istiyorsak, yarınlarda daha mutlu, daha temiz, daha saygılı bir toplum içinde yaşamak istiyorsak yarınlarımızı şekillendirecek olan gençlerimize sahip çıkmalıyız. Gençlerimizi türbanlı, sakallı, solcu, sağcı, tembel, inatçı gibi hükümlerle ayrı düşürmekten herkes kaçınmalıdır. Çünki yarın bu ülkenin her noktasında bu gençlerimiz olacak. Bu ülke onların elinde bir sonraki nesile taşınacak. Sürekli gelişen ve değişen ama olumlu değişen, büyüyen, gelişen bir ülke olarak geleceğe taşınmalıdır. Elimizde gerçekten tüm bu güzelliklere açık bir genç nüfus var. Öğrenmeye açık, uygulamaya açık bir genç nüfus var. Bu gençlik sahip çıkılmayı bekliyor. Bu gençlik artık doğru örnekler bekliyor. Bu gençler imkan bekliyor. Biz onlara gereken desteği verirsek, imkanlar sağlarsak ve biz onların önlerini açarsak bizi asla mahcup etmeyecekler.
Sahip çıkmalıyız
Eğer biz gençlerimize sahip çıkarsak sadece 19 Mayıs değil senenin her günü bayram gibi yaşanır. Yaşamın içinde bazı değerler vardır. Bu değerleri yasa ile, müeyyide ile, baskı ile, zorlama ile hakim kılamazsınız. Bu değerleri hakim kılmak için eğitmeliyiz, öğretmeliyiz. Gençlerimizi şiddetten uzak tutmalıyız. Gençlerimizin her anına sanatı, kültürü, bilgiyi hakim kılmalıyız. Eğitim ile ilgili düzenlenen bir çok kampanya var. Bu kampanyalara muhakkak destek olmalıyız. Gücümüz yettiğince, elimizden geldiğince bir şeyler yapmalıyız. Toplum olarak biz sahip çıkmalıyız. Yarınlar için yapılacak en güzel yatırım budur. Eğitime yaptığımız her katkı yarın sağlık, hukuk, sanat, siyaset, spor gibi tüm alanlarda bize hizmet ve gurur olarak dönecektir. Sanattan şikayet ediyorsanız hemen eğitime katkı sağlayın. Hukuktan, siyasetten, sağlıktan bir şikayetiniz varsa lütfen eğitime yönelik ve gençlerimize yönelik kampanyalara destek olun. Çünki her şeyin düzelmesini sağlayacak yegane reçete eğitimden geçiyor. Gençlerimizden geçiyor. İyi bir hafta diliyorum.