Örneklerimi, Kimliğimi, Duygularımı

Kaybettim. Hükümsüzdür!

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 20/09/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

 

 

Elinde bir kağıtla kan ter içinde yürüdü genç adam. Çok geç kalmıştı. Elindeki kağıtta yazan adrese bir kez daha baktı.  Oysa ki ömrü boyunca ne çok duymuştu ‘vefa’ kelimesini. Tabii ya. Ne çok şarkı dinlemişti ‘Vefasız’a ağıt. Ne çok şiir okumuştu ve ne çok hikaye dinlemişti. Ancak yarım saattir Vefa Stadını arıyordu. Garip bir tecelliydi sanki. Sanki kendisinin umursamadığı, önemsemediği ‘Vefa’ duygusuna inat ‘Vefa’da ondan kaçıyordu. Köşebaşında bankta oturan ihtiyar bir amca çekti dikkatini. Hemen ona yaklaştı.

-Amca, Vefa stadı nerede acaba, yardımcı olabilir misin?

Amca şöyle bir kaldırdı yüzünü ve ona baktı acı acı. Sonra da kahır dolu bir iç geçirdi. Gencin hemen dikkatini çekmişti bu. Hemen sordu yine.

-          Hayırdır amca, neden bu kadar üzgünsünüz?

-          Ahh evladım ah, vefasızlığın ayyuka çıktığı, insanların duygularını yitirdiği ve insanoğlunun en büyük hasletlerinden biri olan ‘Vefa’, artık sadece bir semt, bir stad, bir okul ismi ile anılır oldu. Bundan iç geçiririm. Duyunca bir garip oldum. Insallah bu semtlerin, okulların isimleri bari değişmez.

Evet, ‘vefa’ duygusunun kaybolduğu, unutulduğu ve ‘vefasızlığın’ moda olduğu şu günlerde insanlık bunalımın, gerilimin, şiddetin ve sevgisizliğin pençesinde kıvranmakta. Sevginin en saf şekliyle yaşandığı ve paylaşıldığı ‘dostluk, arkadaşlık’ kavramlarının yegane unsuru olan ‘vefa’ duygusu, çağların ötesindeki o sevgi güzelliğini günümüze kadar taşımıştır. Vefa duygusun en güzel yanı ancak ve ancak karşılıklı yaşanabilir bir duygu olmasıdır. Karşılıksız vefa yoktur. Bu duyguyu hisseden muhakkak ki karşılığını görmektedir. Ancak yaşadığımız son çeyrek yüzyıl da bu değişmiş hatta neredeyse anne baba ile çocuğunun arasında bile bu duygu kaybolmuştur. Hergün çevremizde rastladığımız dramatik olaylar, televizyonlarda izlediğimiz aile dramları işte bu duygunun eksikliğinden yaşanmakta. Çocuk kendisini büyüten annesine, babasına göstereceği ilginin diğer bir adının ‘vefa’ olduğundan habersiz. Huzurevleri kimsesiz yaşlı yüreklerle dolu. Ya sokaklarda yaşayan yüzlercesi. İşte bütün bu acı tabloların mimarları ‘vefa’ duygusundan bihaber yaşayan insanlardır. Ne yazık ki, ülkemiz özdeğerlerini bir bir kaybediyor. İnsanlarımız kendi öz kimliğine yabancı kalıyor. Ve aslında en acısı toplumumuz örneklerini kaybediyor. Örnek sanatçı, örnek siyasetci, örnek sporcu bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız, gençlerimiz kendilerine örnek alacak kimse bulamıyorlar. Dolayısıyla herkes kendi hissettiği gibi, algılayabildiği kadar doğruyu ve yanlışı yaşamak zorunda kalıyor. Peki, örnek olacak olan değerlerimiz nerede. İşte bu değerler kendilerine yaşatılan ‘vefasız’lığın karanlığında yitip gidiyor.

 ‘Vefa’ya en çok ihtiyaç duyulan ve ‘vefa’nın en az görüldüğü siyaset kurumu da bu yozlaşmadan fazlasıyla nasibini almış durumda. Bir çok işin ‘Söz’ le yürüdüğü günümüz siyaset dünyasında insanların ‘vefa’dan bihaber olması küslükleri, kırgınlıkları ortaya çıkarmakta. Bu küskünlükler, kırgınlıklar hizmet bekleyen toplumu hizmetsiz bırakmakta. Bir toplumu yaşatmak, toplumun refahını sağlamak ve toplu olarak yaşamanın sürdürülebilmesini sağlamakla yükümlü olan siyaset kurumu kendi içinde yaşadığı bu kısır döngüyle hem genç bireylere kötü örnekler oluşturmakta, hem de varlığından yükümlü olduğu toplumun huzurunu ve refahını sağlamaktan uzak kalmaktadır. Günümüz bu kötü örneklerle dolup taşmakta. Anavatan Partisi eski lideri Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde devlet bakanlığı yapmış ve Mesut Yılmaz’ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan eski devlet bakanı Veysel Atasoy hastanede kaptığı enfeksiyon nedeniyle ağır bir hastalık dönemi geçirdi ve hayatını kaybetti. Hastalığı sırasında ve cenazesinde tüm gözlerin aradığı ancak bulamadığı en önemli isim ise bir zamanlar herşeyini paylaştığı ve sağlığını, vaktini adadığı Mesut Yılmaz’dı. Ancak acı gerçek bir kez daha kendini gösterdi. Sn. Mesut Yılmaz’ın Veysel Atasoy’un hastalığından da ölümünde de haberi vardı belki ama maalesef ‘Vefa’dan haberi yoktu. Koltuk hırsı, makam mevkii hırsı için kader birliği yaptığı ‘yol arkadaş’ını satanların hüküm sürdüğü siyaset dünyasında bu yakışıksız hareket yani ‘vefasızlık’ diğer tüm kötü örneklerin arasında kaybolacak. Kazananların ve kaybedenlerin birbirine karıştığı, acı ile sevincin, nefret ile sevginin belki de tüm kavramların mana ve önem değiştirdiği siyaset dünyası bu olayı kendi içinde unutup gidecek. Tüm taze acilar bayatlayacak, donuk ve gri bir renge bürünecek. Günümüz siyasetinin parlayan yıldızı Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan tüm siyaset hayatı boyunca bu konunun üzerinde ısrarla durmuş, ‘ahde vefa’nın en güzel örneklerini sergilemiş ve hem yakın çevresine hem de önümüzdeki kuşaklara nadide bir örnek olmuştur. Örneklerimizi yitirdiğimizden dem vurduğumuz günümüzde Sn. Başbakanımızın sergilediği tutarlı, dirayetli, vefakâr siyasi tutum bu kötü gidişe dur diyecek sürecin miladı olmuştur.

Madde dünyasının gözleri körelttiği, teknolojinin insanları oyaladığı günümüz dünyasında kişilerin ferah bir nefes almasını sağlayacak, karşılıklı her iki tarafında ‘haz’ almasını sağlayacak bu ortak paydaya sarılmamız ve bu duygu güzelliğini hem yaşamamız hem yaşatmamız muhakkak ki yarınlarımızı daha güzel kılacaktır. Vefakâr insanlarla paylaşmanız dileğiyle.