Perşembe! Saat 21.00!

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 14/03/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Toplum hayatımızın vazgeçilmezlerine bir yenisi eklendi. Artık Perşembe günleri saat 21.00 olduğu anda sokaklar ıssızlaşıyor. Perşembe saat 21.00’e kadar işler bitiriliyor. Randevular bu saate göre ayarlanıyor. Telefonlar ya kapatılıyor ya da sessiz moda alınıyor. Perşembe akşamlarını bu hale getiren olayın ne olduğunu sanırım yazmaya gerek yok. Kurtlar Vadisi işlediği konu, kurum ve kişiler tamamen hayal ürünü de olsa toplumda giderek bir tutku haline geldi. Türkiye’de bugüne kadar televizyonculuk açısından en başarılı yapımlardan biri olan Kurtlar Vadisi hafta boyunca tüm sohbetlerin odak noktası oluyor. Kurtlar Vadisi’ni bu kadar gündeme taşıyan tabii ki sıradan bir vurdu kırdı filmi olmaması. İlk bölümlerinden itibaren bundan 10 sene öncesine kadar ülkemizi kasıp kavuran ve kimsenin dile getirmeye cesaret edemediği konuları işlemesi dizinin tutulmasındaki en büyük etkenlerden biri. Bu arada toplumda dizinin gençleri şiddet eylemlerine yönlendirdiği ve kötü örnek olduğu yönünde ciddi tartışmalar da var. Özellikle dizideki bir çok karakterin özenti oluşturabilecek maddi ve manevi güçlerle donatılması eğitimciler açısından sakıncalı bulunuyor. Tüm bunlar işin kamuoyuna yansıyan ve görünen kısmı. Dizinin başarısının altında yatan gerçekler ise gerçekten bir döneme damgasını vuran derin devlet’in su üzerine çıkan kısmından ibarettir.
Merak edilen gerçekler
Ülkemiz jeopolitik ve jeostratejik konumu itibarı ile dünya üzerinde bir denge noktası oluşturmaktadır. Yine dünyanın yer altı ve yerüstü kaynaklarının çok zengin olduğu bir coğrafya üzerindedir. Keza ülkemiz medeniyetlerin beşiği olarak adlandırılan ve yüz yıllar boyunca bir çok kültürlerin ve dinlerin ev sahipliğini yapmıştır. Dünya üzerindeki bir çok toplumun kendisinden bir şeyler bulduğu ülkemiz cumhuriyetin kurulması ile birlikte hızlı bir gelişim süreci yaşamaya başladı. Dağılan bir büyük imparatorluğun ve yaşanan büyük savaşların ardından gelişen bu süreç içerisinde insanlarımız hızlı bir değişimle karşı karşıya kalmıştır. Geçmiş ile gelecek arasında kayıp bir zaman yaşayan ülkemiz ekonomik, idari ve toplumsal sıkıntılar ile geleceğe emeklerken, dış güçlerin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunlar günümüz dizilerine konu olacak farklı bir yönetim biçimini ortaya çıkarmıştır. İç ve dış politikalarımızdaki sistemsizliğe ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşı geliştirilen savunma mekanizması ya da diğer adıyla derin devlet 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan teknolojik gelişmeler karşısında zayıflamış ve dağılma sürecine girmiştir. İşte bu dağılma süreci sistemi oluşturan kişi ve kurumları farklı arayışlara yöneltmiş dolayısıyla bir takım kirli ilişkiler doğmuştur. Hafızalardan silinmeyen Susurluk Kazası ülkemiz için adeta bir dönüm noktası olacak ve toplum olarak kendi gerçeklerimiz ile yüzleşmemizi sağlayacaktır. Bu kazanın ortaya çıkardığı sırlar ile Devlet-işadamı-mafya üçgeni bir anda dağılmıştır. Zincirden kopan bir halka bir anda sistemin çökmesine neden olmuş ve yakın tarihi tüm gerçekliği ile gün ışığına çıkarmıştır. İşte Kurtlar Vadisi dizisinin ülkenin gündemine oturması ve büyük ilgi görmesi de insanlarımızın kısmen öğrenebildiği yakın tarih gerçekleri ile dizi senaryosunun örtüşen bir yapı sergilemesidir. Dizinin en ilgi çeken bölümlerinden biri ise son yıllarda tüm dünyanın ilgi odağı olan ve büyük hesapların yapıldığı Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili olanıdır. BOP ile ilgili ciddi değinimlerde bulunan dizi senaristleri dünyayı yöneten süper senaristleri aratmayacak senaryolara imza atıyor.
Alternatif kaynak, potansiyel lider Türkiye
Hızla çoğalan dünya nüfusu sınırlı kaynakların tüketiminde büyük bir ivme kazandırmıştır. Özellikle enerji kaynakları arayışla dünya üzerinde bir çok dengeyi değiştirmiş ve dünyayı bir küreselleşmenin eşiğine taşımıştır. Her ülke kendi coğrafyasında bulunan enerji, su ve gıda kaynaklarına göre yatırımlar yapmış ve stratejik planlarını bu kaynakların üzerine kurmuştur. Ancak zaman içerisinde büyüyen nüfus ve değişen yaşam biçimleri ile dünya üzerinde yaşanan savaşlar, sınır değişimleri geçerli olan enerji kaynaklarının hızla tükenmesine ve toplumların gelecek endişesi yaşamasına neden olmuştur. Bu meyanda dünya ülkeleri resmi olmasa da geleceğe yönelik bir gruplaşmaya yönelmiş ve zamanla bu gruplaşmalardan bazıları resmiyet kazanmıştır. Avrupa ülkeleri gelişen konjönktürde birleşerek potansiyel sağlama yoluna gitmiş ve dünya üzerinde bir süper güç olma yolunda adım atmıştır. 1.3 milyarlık nüfusu ile Çin kendi coğrafyasının sınırlarını zorlamaya başlamış ve sanayi alanında sağladığı gelişmeler ile bir ekonomik güç elde etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ise dünya üzerindeki süper güç rolünü kimseye kaptırmamak için gözünü dışarıya dikmiş ve bu uğurda her şeyi mubah saymıştır. Ortadoğu ise petrol, su ve tabii kaynaklar bakımından dünyanın orta yeri haline gelmiş ve yıllar boyu karışıklıklar yaşamaktan kurtulamamıştır. Geleceğin bu coğrafyada şekilleneceğini herkes idrak etmiş ve bu şekillenmeye yönelik stratejilerini oluşturmuştur. Ortadoğunun en güçlü, en istikrarlı ve en büyük ülkesi olan Türkiye ise tüm bu senaryoların ortasında gerçek bir denge unsuru oluşturmaktadır. Bugün Dünya üzerindeki petrol rezervlerinin 45 ila 50 yıl sonra tükeneceği varsayılmaktadır. En büyük alternatif olan nükleer enerjinin hammaddesini teşkil eden BOR, TORYUM, URANYUM rezervlerinin çok önemli bir kısmı ülkemizde bulunmaktadır. Yine Dünya üzerinde su kaynakları açısında en zengin ülkelerdin biri Türkiye’dir. Genç nüfusu ile spor, sanat, kültür alanında bir çok başarıya imza atan dinamik bir nüfus yapısına sahip ülkemiz Ortadoğu’da şekillenen geleceğin anahtarı olacaktır. Bahsi geçen enerji kaynakları ile süper güçler dahil tüm dünya ülkeleri bir Pazar haline gelecektir.Türkiye coğrafyasında yönetilen değil YÖNETEN bir ülke olmuştur. AB ile entegrasyon sürecimiz tamamlandığı zaman bu coğrafyada lider ülke olacağız. Hep birlikte yaşamak ve görmek dileğiyle.