Reality showlar TÜKeniyor

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 05/03/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
RTÜK Başkanı Fatih Karaca geçtiğimiz hafta içinde bir basın toplantısı düzenleyerek tv kanallarının reyting ve reklam uğruna giderek artan reality show savaşına dur diyeceklerine açıkladı. Karaca, basın toplantısında, "Alo RTÜK" hattına yoğun şikayet geldiğini belirterek, "Toplumsal sabır sınırları aşıldı. Yayıncı sıfatımla bu yayınlardan utanç duyuyorum. Aile ilişkilerinin sulandırıldığı, her türlü hakaretin yaşandığı, insanların başında bardakların kırıldığı programda kamu yararından bahsetmek mümkün değil" dedi.Geçmişte gazetelerin tiraj uğruna birbirleri ile kaşık tabak yarışına girmelerini anımsatan bu reyting savaşı toplumun temeli olan aile yapısını tehdit edecek duruma gelince yasal düzenlemeler zorunluluk haline geldi. TV kanallarının yöneticileri ve yapımcı firmalar toplumsal sorumluluklarını unutup artık günün her saatinde gelişi güzel bir şekilde reality show lar yayınlıyorlar. Bu showların içinde yalan, aldatma, kavga, küfür, nefret gırla giderken toplumsal yarar oluşturacak en ufak bir olgu bile bulamıyorsunuz. Yarışmacılara vaat edilen büyük ödüller her şeyi bu yarışmacılar için mubah kılıyor. Tutarsız kişilikler sergileyen bu insanların aylar boyunca tv aracılığıyla yurdun dört köşesinde girmedikleri ev kalmıyor. Önümüzdeki dönemde saç baş yolan kaynanaları, çenesi düşük gelinleri, sinir küpü damatları velhasıl türlü kirlilikleri ile reality show başlığıyla yayınlan bu programlardan kurtulacağız.
Kaynana kabusu
Toplumsal kirlenmeden dem vurduğumuz bu günlere nasıl geldiğimizin bir ifadesini dile getirdi RTÜK Başkanı Sn. Karaca. Kolay yoldan para kazanmacılık, köşe dönmecilik, bananecilik gençlerimizi sarmış durumda. Kendi yazdıkları senaryolarla yönlendirdikleri insanları kavga ettiren, onlar kavga ettikce ceplerini dolduran insanlar “E kardeşim beğenmeyen seyretmez, bu kadar seyrediliyorsa beğeniliyordur, kumanda özgürlüğü var” gibi cümlelerle masum görünmeye çalışıyorlar. Önde gelen tv kanallarının yayın akışlarını incelediğiniz zaman gelinim olur musun özel, gelinim olur musun final, gelinim olur musun özet, bir prens aranıyor, prensesim olur musun, bizim evde neler oluyor, onların evinde neler oluyor diye uzayıp giden metinler görürsünüz. Medeni ölçütlerde normal bir hayat süren bir insan bu program isimlerini okuduğu zaman bir anlam veremez. Bilinçli bir şekilde günden güne artan bu reality show çılgınlığı erkeklerin toplumun gözü önünde aylarca kadın gibi yaşayacağı ve içindeki kadını ispatlamaya çalışacağı yarışmalara dayandı. Bir yarışmacı canlı yayınlanan programda kafasında bardak parçalıyor. Bir diğeri bileğini kesiyor. Küçücük bir evde herkes birbiri ile kavga ediyor. Uzlaşıya, toplumsal barışa en çok ihtiyacımız olduğu zamanlarda televizyon ekranları kötü örneklerle kirleniyor. Birbirine zıt karakterleri yazdıkları senaryoya taşıyan yapımcılar çıkan bir tartışmayı bir kavgayı dizi film haline getiriyor. Sunucular aldıkları parayı hak etmek istiyorcasına ateşe körükle gidiyor. Aile mahremiyetleri ortaya dökülüyor. İki kişiye fazla gelen sırlar bir millete sunuluyor. Adına aşk diye en çarpık ilişkileri cilalayıp servis ediyorlar. Genç beyinler bu tür programları izlemeseler bile kulaktan duydukları ile ya da rastladıkları kısa bir anda bile bilinç altlarına yerleşen olumsuzluklardan ötürü gelecek endişesine kapılıyor. Evliliklerin bu tür sorunlarla dolu olduğu, yeni nesilin evlilik kurumunu yürütemeyceği imajı oluşturuluyor. Yine gençlerimiz de kaynana fobisi oluşuyor. Aile kurumu olduğu biçimden çok farklı yansıtılıyor. En kötüsü tüm bunlar hayatın gerçekleri adı altında, kendi yaşantılarımızdan, kendi insanlarımızın yaşamlarından kesitler olarak sunuluyor. Bu tür programların önüne geçmek istediğinizde toplumun tercihine aykırı davrandığınızı söylüyorlar. Yasaklamaya kalktığınızda “Hani demokrasi, nerede” feryatları yükseliyor. Toplumu bir kısır döngüye mahkum etmeye çalışan bu zihniyetin sahipleri RTÜK Başkanı Fatih Karaca’nın açıklamaları ve halktan gelen yoğun tepkilerden sonra kendi içlerinde bir tartışmaya yöneldiler. Bu tartışmalar nasıl bir sonuç doğurur bilinmez ama görünen o ki toplumu temelinden sarsan bu yapımlar artık mecburende olsa ya yayından kalkacak ya da düzenlemeler yapmak zorunda kalacak.
Aile Mahremiyeti
Bizler türk ailesi olarak ailenin mahremiyetine her zaman inanmış ve korumuşuzdur. “Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek aile içinde yaşanan tartışmaları, kavgaları, mutlulukları kendi içimizde yaşamış, en kötü günlerimizde bile evimize gelen misafirleri gülen yüzlerle karşılayıp onlara bir şey hissettirmemek için çaba göstermişizdir. Ancak mahremiyetin sınırlarının buz camlı duş kabinlerine kadar kaldırıldığı programlar ise bizim aile yapımızla ve kültürümüzle tezatlar sergilemekte. Alışveriş listesi için birbirlerine saldıran gelinler ve kaynanalar sabah show una çıkıyor. O diğerine kötü diyor, diğeri ona saldırıyor. Yarışmacılara geçmişlerinden gelen mektuplar türlü yaşanmışlıkları gözler önüne seriyor. Toplum olarak gelinen noktadan şikayetciyiz. RTÜK Başkanı Sn. Fatih Karaca bugüne dek çeşitli uyarılarda bulunulduğunun altını çiziyor. Ve ekliyor, “gelinen nokta değil gidilen nokta”ya karşı önlem alıyoruz. Bizler bugün gelinen noktayı hayal bile edemezdik. Şimdi gelecekte olabilecekleri hayal edebiliyoruz belki. Ama inanın ki bizim hayallerimiz onların yapmayı düşündüklerine ve yapabileceklerine yetişmez. İyi ki varsın RTÜK.