Sivil Toplum Kuruluşları

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 26/02/2007 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

Ülkemizin her bölgesinin ayrı bir güzelliği, ayrı bir havası var. Türkiye coğrafik yapı olarak tüm Dünya’yı kıskandıracak güzelliklere sahip. Dört mevsimin bir arada yaşanabildiği jeopolitik konumu ile her bölgemiz her mevsim ayrı güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Her bölgedeki insanlarımızın örf, adet ve kültürel yapısı da birbirinden güzel özelliklerle en büyük zenginliğimizi oluşturuyor. Türk toplumunun en temel özelliklerini bölge ayrımı olmaksızın ülkemizin her tarafında görebilirsiniz.

STK’ların önemi

Atalarımızın tüm Dünya’ya adaletle hüküm ettiği bir toplumun motiflerini taşıyan toplumsal yapımız gelişen yeni yaşam tarzı ile bir çok noktada esnekliğini kaybettiyse de özümüzü koruduğumuz bir çok zaman ortaya çıkmaktadır. Herşeyden önce tüm Dünya’da ve özellikle Batı toplumlarında aile kavramının insanların yaşamların dışında bırakıldığını görüyoruz. Bu yüzden her geçen gün insanoğlunun yaşam kalitesinin daha çok azaldığını ve insanların birbirlerine olan tahammülsüzlüğünün arttığını, insanların birbirlerine giderek yabancılaştığını görüyoruz. Batı toplumlarında artık on sekiz yaşını dolduran bir çocuğun bile anne ve babasından tamamen uzaklaştığını ve toplumu bir arada tutan unsurların tamamen kaybolduğunu görüyoruz. Günümüzde çılgınca gelişen teknolojinin artık saniyelere indirgediği küreselleşme kavramı toplumsal yaşamlardaki bu tahribatın sınınlarını ortadan kaldırıyor ve tahribatın boyutunu evrensel hale getiriyor. Sınırlarımızın dışında gelişen bu olaylar bizim de toplumsal yaşamımızı etkiliyor. Özellikle yeni yetişen genç nüfusu ne yazık ki bu tahribattan uzak tutmak imkansız. Dün şikayet ettiğimiz, yakındığımız  ve hayıflandığımız bir çok konuya bugün alıştık. Özellikle internet olarak tanımladığımız evrensel platformun denetimsiz çığ gibi gelişmesi toplumsal dinamiklerimizi koruma noktasında bizleri çok zor durumda bıraktı. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi özümüz ile bizi birbirimize bağlayan sağlam bağlar en büyük şansımız. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yardımlaşma, dayanışma ve sahiplenme duyguları insanımızın mayasında bulunan en sağlam temeller. Önceki senelerde yaşamış olduğumuz marmara depreminde bunu hep birlikte gördük. Tüm ülkemiz tek bir yürek, tek bir vücut haline geldi. Belki ihmal ettiğimiz, belki unuttuğumuz bir çok hasletimizin aslında yüreklerimizin bir köşesinde bizimle birlikte olduğunu gördük. Ve birlikte olabildiğimiz zaman neleri yapabileceğimizi, birlikte olabilmenin güzelliklerini yaşadık. Türkiye’de toplumsal yozlaşmaya karşı direnen bir diğer olguda insanlarımızın bir araya gelerek oluşturdukları sivil toplum kuruluşlarıdır. Özellikle İstanbul yıllardır göç alan bir şehir. Türkiye’nin her bölgesinden insanların iş, aş ya da bir diğer nedenle gelip yerleştiği ve yaşamını devam ettirdiği İstanbul artık bir Türkiye mozaiği haline geldi. Ancak az önce yukarıda da ortaya koyduğumuz sebeplerden dolayı İstanbul’da yaşamayı seçen aileler hızla kendi yaşam biçimlerinden uzaklaşmaya başladı. Memleketinde yetişen nesil ile İstanbul’da büyüyen nesil arasında çok büyük uçurumlar oluşmaya başladı. Bu yabancılığı kendi çabaları ile aşamayan aileler hemşeri derneklerinde buluşarak bir nebze olsun rahatlıyor. Yakın geçmişte bu şekilde örgütlenen sivil toplum kuruluşlarının önemi ve toplumsal yaşam içerisindeki ağırlığı da gittikçe artmaya başladı. Yıllar öncesinden hatırladığımız kahvehane tarzı dernekler gitti. Onların yerine insanları buluşturmayı, toplum dinamiklerini ayakta tutmayı, gençleri eğitmeyi görev ve hedef edinen, misyon ve vizyon kazanan modern sivil toplum kuruluşları geldi. Böyle sivil toplum kuruluşlarının ülkemize ve kentimize kazandırdığı katma değerin bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemden Ak Parti ile iktidar olduğu bugüne kadar sivil toplum örgütlerine ne kadar büyük önem verdiğini biliyoruz.

Aktif STK’lar

Ak Parti iktidarında sivil toplum kuruluşlarının önündeki bir çok engel kaldırıldı. STK’ların bürokratik kirlilikten arındırılması sağlandı. Sivil toplum kuruluşlarının kağıt üzerinde birer kurum olmasından ziyade toplum yaşamında aktif, millete hizmet eden kurumlar haline gelmesi için kanunlar çıkarıldı ve bir çok düzenleme yapıldı. Ortaya çıkan sonuç ise hepsi birbirinden değerli, gözbebeğimiz olan sivil toplum kurumları Türkiye’nin her yanında aktif çalışır hale geldi. İyi bir hafta dileğiyle.