Samimiyete Samimi

                                            Bir Davet

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış 13/08/2007 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

Geçtiğimiz hafta içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Başkanlık seçimi yapıldı. Seçim öncesi süreçte ve seçim sürecinde sürekli karşımıza çıkan uzlaşma teriminin tam anlamıyla yerini bulduğu bir seçimle Sn. Köksal Toptan yeni Meclis Başkanımız oldu. 450 oyla Meclis Başkanlığı makamına seçilen Sn. Toptan bugüne kadar en fazla oyu alarak seçilen Meclis Başkanı sıfatını da kazandı. Hem ülkemize hem de Sn. Köksal Toptan’a hayırlı olmasını diliyoruz. Şimdi Cumhurbaşkanlığı süreci başladı. Ne yazık ki, uzlaşma çığırtkanlığı yapanların uzlaşmaktan uzak tavırlarla davrandığını görmek yine milletimizi huzursuz etmektedir.

22 Temmuz’da çıkan sonuç çok önemli

Ben özellikle son dönemde MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin takındığı tutumun bu duruma en iyi örneği oluşturduğunu düşünüyorum. Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonlarına çıkmayan ya da daha sonrasında geri arama nezaketinde bulunmayan MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli ile bir uzlaşma ortamı bulabilmenin güçlüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek. Meclis Başkanlığı oylaması sonrası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde karşılaşan Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin ertesi gün gazetelerde “El sıkıştılar” diye fotoğrafı yayınlandı. Ancak bir sonraki gün MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin “Başbakanın elini sıkmadım” diye açıklama yapması nasıl bir ortam arzu edildiğinin en büyük kanıtıydı. Yine Mecliste 2. Parti konumunda bulunan CHP’nin bir önceki dönemde ortaya koyduğu politikanın işleri ne derece zora soktuğunu biliyoruz. Bu dönem içinde CHP’nin uzlaşma için umut veren bir görüntüsü olmadığını da görüyoruz. Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük seçim zaferini aldığı günün akşamı yapmış olduğu konuşma ise gerçekten ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz adına umut doluydu. Tüm milletimizi kucaklayan, tüm siyasi partilere ve liderlerine sıcacık mesajlar içeren bu konuşma maalesef gerektiği şekilde yanıt bulmadı.

Şimdi Sn. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olmaması noktasında direten siyasi partilerin uzlaşma metodları ile ilgili olarak bazı eksikleri olduğu ortaya çıkıyor. Uzlaşmanın tüm tarafların makul istek ve arzuları doğrultusunda ortaya çıkacak ve azınlığın çoğunluğa uyumu ile sağlanacak bir karar olduğunu kimse göz ardı etmemeli.

Aslında herkesin bu kısır tartışmaları bir kenara bırakması ve Türkiye’nin menfaatlerine uygun bir şekilde siyasi hareketler ortaya koyması gerekiyor. Türkiye’nin bugünkü durumunda istikrar vurgusunun ne derece önemli olduğunun artık bir ulusal bilinç haline geldiğini görüyoruz. Hiç bir kişi ya da kuruluş bunun aksine davranmamalı. 22 Temmuz’da yapılan seçimlerde alınan sonuçlar çok önemli ve bu sonuçların her kesim tarafından doğru algılanması gerekiyor. Bu sonuç Ak Parti için sıradan bir zafer ya da diğer partiler açısından ağır bir yenilgi ya da kayıp değildir. Bu sonuç Türk milletinin istikrarı ne denli önemsidiğinin ve gelecekteki beklentilerinden ne denli emin olduğunun açık bir vurgusudur.

Bir önceki dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yaşanan karmaşaların milletimiz tarafından kesin bir dille reddedildiğinin vurgusudur. Dolayısıyla bugünden tezi yok, tüm siyasi partilerin önümüzdeki dönem kısır tartışmalar üzerinden siyaset yapmak yerine, daha toplumsal merkezli ve ülkenin kalkınma hamlesine katkılar sağlayacak politikalar benimsemelidir. Ak Parti’nin bu noktada ortaya koyduğu irade çok önemli. Eğer diğer siyasi partiler bu iradeye katkı sağlarlarsa Türkiye önümüzdeki kısa vadede çok önemli kazanımlar sağlayacaktır. Her kişi ya da kurumun sorumluluklarını dikkate alarak hareket etmesi, en büyük sorumluluğun ülkemizi “Coğrafyasında yönetilen değil, yöneten lider ülke” hedefine ulaştırmak olduğu bilincine göre hareket etmesi bizi başarıya götürecektir.

Şimdi sıra milletimizin istek ve beklentilerine cevap verecek bir hizmet döneminin başlaması. Ak Parti yaptıkları ile önümüzdeki dönemlerde yapacağı hizmetlerin ipucunu bize zaten vermiştir. Eğer muhalefet partileri de muhalefetin sadece karşı çıkma anlamına gelmediği bilincinde hareket ederek, gerçek anlada katıklarını sunalarsa ulusal ölçekte yaşadığımız tüm gelişmeler yurdumuzun her köşesine ve her vatandaşımıza birey olarak yansımaya başlayacaktır. Hepimizin istediği bu değil mi? O halde, durmak yok yola devam. İyi bir hafta dileğiyle