Bu Sene Herşey Aynı

      Seneye Belki

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 12/06/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

Sınavlar dönemi başladı. OKS sınavı hafta sonu tamamlandı. Şimdi önümüzdeki Pazar yapılacak olan ÖSS telaşı başladı. Tabii ki sınava girecek olan öğrenciler uzun bir süredir hazırlanıyor.

Bu ÖSS sınavı da yine sancılı ve olumsuz bir süreci milletce hepimize yaşatıyor.Bir tarafta tüm geleceklerini bir Pazar gününe endekslenmiş endişeli gençler. Diğer bir tarafta eğitim hakları elinden alınan binlerce genç. Giren umutsuz, giremeyen umutsuz. Öğrenci Seçme Sınavı (Ki öğrencinin nasıl ve ne şekilde seçildiği de ayrı bir karmaşa) kağıt üzerinde ki istatistikleri ile ne denli yetersiz ve karmaşık bir sistemin ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

Uyuşturucu ve şiddet

Eğitim sistemizin ne kadar zaafları olan ve çarpık bir yapıda olduğu bir gerçek. Ve ne yazık ki yıllardır bu karmaşa ile hiç kimse ilgilenmiyor. Eğitim ve öğretim yuvaları tamamen sahipsiz birakılmış durumda. Dünyanın hiç bir yerinde devleti tarafından bu kadar dışlanan bir genç nüfus yoktur. Milyonlarca öğrencinin girdiği ÖSS’den sadece ve sadece bir kaç yüzbin öğrencinin eğitim hakkı elde ettiği bir sınav sisteminde bu kadar diretmek neden? Milli Eğitim Bakanımız Sn. Hüseyin Çelik ve ekibi bu sorunların hepsini çok iyi algılamış durumda. Türk eğitim sisteminin çağın gerisinde kalmasının altında yatan sebepleri çok iyi etüd etmiş durumdalar. Yüzeysel ve yapay sorunlarla yıllardır gündem oluşturuluyor. Bu yapay gündemin altında ezilen onbinlerce gencimiz var. Keyfi uygulamalar ile sürekli yamanan ve artık içinden çıkılamaz hale gelen bu eğitim sisteminin kökten değişikliklere ihtiyacı var. İşte bu değişiklikleri yapmak için uğraşan bir ekip var şu an işbaşında. Reform niteliğinde düzenlemelerle bu ülkenin gençlerinin önünü açmak için çabalayan insanlar var işbaşında. Ancak bu yeniliklere direnen insanlarımız da var. Bir takım çevrelerce yapılmak istenen her düzenlemenin önü kesiliyor. Ve daha da acı gerçekler var. Bugün tüm okullarımız uyuşturucu yuvalarına dönüşmüş durumda. Gençliğimiz büyük bir tehdit altında. Bugün ciddi bir araştırma yapılsa uyuşturucu, alkol ve sigara kullanımı ile ilgili çok çarpıcı rakamlar ortaya çıkacaktır. Henüz daha bu konuda da bir toplumsal bilinc oluşturulamadı. Uyuşturucunun binbir türlüsü üretiliyor. Ne yazık ki, bir çoğumuzun çocuğu uyuşturucu kullanıyor ve anne babalarının haberi yok. Ancak iş işten geçtiği vakit farkediyorlar. Bu da binlerce yuvanın yıkılmasına sebep oluyor. Yarınımızın teminatı olan gençlerimizi bu kadar sahipsiz bırakmaya kimsenin hakkı yok. Ülkemizde “ÖTEKİ” kavramı noktasında çok büyük zaaflarımız var. Herkes kendi bireysel hak ve özgürlüğüne sonuna kadar sahip çıkmaya çalışırken “öteki”nin her türlü hak ve özgürlüğünü çiğnemekten geri kalmıyor. Başkasının kapısının önüne çöp atmaktan gocunmuyoruz. Ama bir başkası bizim kapımızın önünden geçerken ufacık bir çöp atsa uyarıyoruz. Tabii ki uyaracağız. Ancak unutmayalım ki, herşeyin doğrusuna önce kendimizden başlayacağız. Bu çocuklarımıza sahip çıkarken de böyle olmalı. Kendi çocuğumuza sahip çıkarken komşumuzun çocuğuna da aynı hassasiyetle sahip çıkmalıyız. Daha doğrusu bizim toplumumuza özel olan ve toplumumuzu ayakta tutan hasletlere sahip çıkmalıyız. Komşuluğu kaybettik. Aile kavramını hızla yitiriyoruz. Gayrimeşru ilişkiler gençlerimiz arasında aldı başını gitti. Gayrimeşru ilişkiler sonucu doğan çocuklar yuvaları ve yetimhaneleri doldurmuş durumda. Bugün ülkemizde gerçekleşen evlilikler ile ilgili de çok kötü istatistikler var. Mahkemelerimiz boşanma davaları ile dolmuş durumda. Yine bu noktada televizyonlarda yayınlanan magazine programları ve reality show adı altında yayınlanan anlamsız programların çok olumsuz etkileri söz konusu. Ve ne yazık ki, bunun da önüne geçebilmiş değiliz.

Eğitimde eşitlik ve adalet

Anlayacağınız sorunları çözmekte değil sorun üretmekte üzerimize yok. Kendimiz ediyoruz ve kendimiz buluyoruz. İşte bir Öğrenci Seçme Sınavı daha geldi. Öğrenciyi saçma sistemlere mahkum etmekten öteye gidemeyen bu durumu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyoruz. Yapmak isteyenlere de sudan bahanelerle engel olunuyor. Toplumsal sorunlarımız o kadar çok ki. Ve hepsi o kadar içiçe geçmiş ki. Birbiri ile ilintili bu sorunlar yumağı ile geleceğimizi kaybediyoruz. Gençlerimizi heba ediyoruz. Eğitim hizmetinin belirli bir zümrenin çocuklarına değil ülkemin bütün gençlerine eşit ve adil verildiği bir gelecek ümidiyle iyi bir hafta diliyorum.