Sille-i Milleti Yiyenler

Sine-i Millete Dönebilir mi?

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 25/12/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

Güzel ülkemiz her şeyi bir yana bıraktı. Sn. Deniz Baykal ve saz arkadaşlarının kabesi haline gelen Çankaya meselesi ile uğraşıyor. Türkiye’yi iyice tezatlar ülkesi haline getiren bu ilerici yobaz zihniyetin içine düştükleri son durum gerçekten akıllara durgunluk veriyor. Türkiye’nin Başbakanı olmuş Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin cumhurbaşkanı olamayacağını iddia ediyorlar. Yine bu ayrılıkcı zihniyetin ateşli neferleri Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nın devletin rejimine karşı çok büyük bir tehdit içereceğini falan iddia ediyorlar. Bu düşünce şeklinin altında yatan acziyetin sebeplerini muhakkak tüm milletimiz idrak ediyor. Ama görünen o ki, bu trajikomik sahneleri önümüzdeki yılın nisan ayına kadar daha seyretmek zorunda kalacağız.

İlginç Araştırmalar

her şeyden önce Cumhurbaşkanı Sn. Necdet Sezer işini gücünü bıraktı artık CHP’nin en ateşli sözcüsü oldu. Belli ki muhalefetin yapamadığını yapmaya niyetleniyor. Sn. Cumhurbaşkanı “irtica” başlığı altında Ak Parti’nin üzerinde kara bulutlar dolaştırmak için canını dişine taktı. Ülkemizin ve milletimizin maddi ve manevi değerlerine aşikar bir şekilde karşı olan Cumhurbaşkanı Sezer’in en büyük becerisi Ak Parti’nin yapmış olduğu atamaları veto etmek. Ak Parti’nin kadrolaştığı iddialarını kendine dayanak yaparak olur olmaz her kararnameyi veto eden Sn. Cumhurbaşkanı anlaşılıyor ki bu işten büyük bir zevk alıyor. Ancak Sn. Cumhurbaşkanımızın yaptığı en önemli icraatların başında da atama yetkisi bulunduğu her noktaya özellikle yaşı genç insanları seçerek atamalar yapması ve ülkemizdeki en büyük kadrolaşmanın başını çekmesidir. Sn. Cumhurbaşkanı’nın bir diğer icraatı ise gizli bir istihbarat teşkilatı (!) kurarak Ak Parti’nin yaptığı atamalarda geçen isimlerin araştırılmasını sağlamak ve buna göre hareket etmek. Ak Parti’nin ve özellikle Sn. Başbakanımızın herhangi bir kuruma atama yaparken adayların eşlerinin başörtülü olması, günlük ibadetlerini yapıyor olması ya da rejim düşmanı olması gibi kıstaslar aramadığını hepimiz biliyoruz. Ancak medyada yer alan haberlere ve bazı yazarlarımızın yazılarında işlediklerine göre Sn. Cumhurbaşkanımızın kurduğu bu istihbarat ekibi ataması yapılacak bürokratların araştırılması esnasında şu kriterlere dikkat ediyormuş. Yapılan araştırmalar esnasında ismi geçen adayın çevresine ve yakınlarına “Bürokratın eşi başörtülü mü? Günlük ibadetler yapıyor mu?” gibi önemli (!) sorular soruluyormuş. Ve bu araştırmalar sonucu atamalar ya kabul ediliyormuş ya da veto ediliyormuş. Radikal Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Sn. Hasan Celal Güzel’in yazısını okuyanlarınız bilir okumayanlar için kısa bir alıntı yapacağım.

Meselâ, Başbakanlık 'Strateji Geliştirme Başkanı'nın evine bu 'münkir' ve 'nekir'ler gelip sual eylemişler; sınavı geçen Başkan'ın kararnamesi imzalanmış.
Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı yılların değerli bürokratı Ruhi Özbilgiç'in TRT Genel Müdürlüğü kararnamesi geri çevrilmiş. Kararname iade edilmeden Köşk'ün 'maiyette istihbaratçıları' Özbilgiç'in kapıcısı İdris Çiftçi'ye gelerek Ruhi Bey ve ailesi hakkında bilgi almışlar. Kapıcının, 'Karısının başörtüsü yok' şehadetine ve tezkiyesine rağmen kararname imzalanmamış. Özbilgiç, 'Eğer kararnamem imzalanıp TRT Genel Müdürü olsaydım, beni tezkiye eden kapıcı İdris Çiftçi'ye teşekkür edecektim; artık edemiyeceğim' diyor.”

Bu satırları okuduğumuz zaman Sn. Ruhi Özbilgiç’in geçmişinde ibadet eden birileri olduğu ya da başörtü takan büyük büyük büyük anneleri olabileceği aklımıza geldi.

İşte bizim önümüze ısıtıp ısıtıp konulan temcit pilavının malzemeleri bunlar. Sn. Cumhurbaşkanımızın CHP ve muhalefete yaptığı bir tavsiye de şu. Sine-i millet’e dönün. Tabii ki bu tavsiyenin muhatapları alışkın oldukları üzere son bir haftadır tartışılan Sine-i millet konusunda da her zamanki gibi icraat yapmak yerine lafla peynir gemisi yürütmeye çalışıyorlar.

Hizmetler Büyüyerek Devam Edecek

Benim onlara bir çift sözüm olacak. 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletimizden aldıkları cevap ortadadır. O günlerde milletin büyük sillesini yiyenler bugün dönecek bir sine-i millet bulamaz. Milletin örfüne, adetine, inancına bu kadar saldıracaksınız. Milletin iradesi yerine kendi çıkar, rant ve iktidarınıza hizmet edeceksiniz. Böyle bir şeyin olmadığını önümüzdeki seçimlerde de hep birlikte göreceğiz inşallah.