Spordan Sorumlu

             Devlet Bakanı Olmak

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 23/01/2006 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

Geçtiğimiz haftaya Türkiye Futbol Federasyonu seçimleri damgasını vurdu. Futbol Dünya üzerinde kitleleri peşinden sürükleyen, sosyal ve ekonomik yönü çok güçlü olan bir spor branşı. Ancak futbol çok hızlı bir gelişim sağlayarak artık kendi içinde çok güçlü ekonomik parametler sergileyen ve insanlara önemli statüler sağlayan bir sektör haline geldi. Bu hızlı gelişim süreci ile birlikte bir çok sıkıntı baş gösterdi. Bir çok ülke için futbol gelişmişliğin bir göstergesi olarak ön plana çıktı. Ülkemizde de futbol büyük gelişmeler göstermiş ve kamoyunun merkezine oturmuştur.
Maksat ortalığı karıştırmak
Haluk Ulusoy 7,5 yıl Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı yaptı. Eğer ki, bir önceki seçimlerde Türkiye Futbol Federasyonu Başkan adaylığı için üniversite mezunu olma şartı konmuş olmasaydı daha da devam edecekti. Haluk Ulusoy'un 7,5 yılllık başkanlık dönemi ile ilgili bir takım usulsüzlük iddiaları ve bunlarla ilgili sonuçlanmamış mahkemeleri vardı. Bu kuralla birlikte adaylıktan çekilen Ulusoy'dan sonra Dr. Levent Bıçakçı ve listesi seçimden galip çıkmış ve Türk futbolunda yeni bir dönem başlamıştı. Ancak bu dönem bir çok huzursuzluğunda başlangıcı oldu. Herşeyden önce iyi bir ekip kurulamadı. Ve zamanla yönetim içerisinde sürekli çatlak sesler çıkmaya başladı. Gelişen süreç içerisinde yeni seçilen yönetim sürekli kan kaybetti. Bu ayrılıklar futbol kamuoyunun federasyon yönetimine olan tutumunu değiştirdi. Ve federasyonda bir yönetim zaafı oluştu. Yönetimde denge unsuru olan isimlerden bazıları görevi bıraktı. Ersun Yanal'ın kurduğu Milli Takımın aldığı başarısız sonuçlar sonucu hedeflerden bir bir uzaklaşıldı. Fatih Terim'in görev başına getirilmesi ile durulan sular İsveç ile oynadığımız baraj maçı ile yerini fırtınalara bıraktı. Gergin geçen iki maçın sonrasında gelişen olaylar futbolun güzelliğine gölge düşürdü. Ve ne yazık ki ülkemiz aleyhine kamuoyu oluştu. İşte bu noktada Türk futbol kamuoyu yönetim zaafı olduğu ve ülkenin yabancı kamuoyunda iyi temsil edilemediği görüşünde birleşti. İşte sancılı kongre süreci bu dönemde başladı. Önce Anayasa Mahkemesi "Türkiye Futbol Federasyona Başkan adaylığı için üniversite mezunu olma" şartını iptal etti. Ve böylece eski başkan Haluk Ulusoy için yeniden adaylığın yolu açılmış oldu. Eski Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz, Haluk Ulusoy, Ayhan Bermek aday olan isimlerdi. Bu seçimlerde eski yönetimin güçlü isimlerinden Hasan Doğan kilit isim oldu. Hasan Doğan'ın Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ile çok yakın olması onun bu etkisi daha da güçlü hale getirdi. İşte bu noktada Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sn. Mehmet Ali Şahin Haluk Ulusoy'un adaylığının etik açısından uygun olmadığını ve Haluk Ulusoy'un önceki dönemlerden devam eden soruşturmalarının bulunduğunu ve Ulusoy'un çekilmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulundu. Ve böylece tüm futbol kamuoyu bu seçimlere siyasetin gölgesinin düştüğü ve siyasi iradenin Genel Kurul'a baskı yaptığı yönünde birleşti. Sn. Hasan Doğan'ın Sn. Başbakan ile yakın olması son Genel Kurul için bir siyasi baskı doğurmaz. Çünki Hasan Doğan'ın resmi olarak hiçbir görevi yoktur. Gayriresmi bir baskının ise Sn. Başbakan ile ilişkilendirilmesi zaten yanlıştır. Dolayısıyla bu birtakım çevrelerin iktidarı yıpratma çabalarından başka bir şey değildir. Tüm bu gerginliklerle birlikte Genel Kurul yapıldı. Genel Kurul'dan Haluk Ulusoy galip ayrıldı. Ve Türkiye Futbol Federasyonu'nun yeni başkanı oldu. Sn. Mehmet Ali Şahin şu anda Spordan Sorumlu Devlet Bakanı. Ve bu genel kurul süresince yapmış olduğu tüm açıklamalar onun görev alanı ile ilgili açıklamalar. Ortaya koyduğu irade ise siyasi irade olarak nitelenemez. Çünki Sn. Bakan sorumlu olduğu sınırlar içerisinde ortaya bir irade koymuştur. Sn. Mehmet Ali Şahin bir irade ortaya koymuş ancak bunu kimse doğru algılayamamıştır. Ve şu anda son derece çirkin açıklamalar ardı ardına gelmektedir.
Doğru olanı istemek
Şimdi Haluk Ulusoy'un Ak Parti iktidarına rağmen başkan olduğu söyleniyor. Bu son derece yanlış ve mantık dışı bir yaklaşım. Ak Parti iktidarı bu ülkede hem adaleti hem kalkınmayı her alanda tesis etmek için yola çıkmıştır. Ve bu spor içinde böyledir. Son yıllarda Türk sporunun belli bir düşüş içine girmesi ise hükümeti ve dolayısıyla Sn. Bakanımızı daha titiz davranmaya ve seçici olmaya mecbur bırakmıştır. Evet, sporun özerk olması tabii ki çok önemli. Ama sporun özerkliği hükümetimizin sorumluluğuna gölge düşürmemelidir. Haluk Ulusoy'a yeni dönemde başarılar dileriz. Ve bu gerginliğin bir tarafı olmadığına da inanıyoruz. Ancak her fırsatta kamuoyunu yanıltmayı ve karıştırmayı görev bilenlerin bilmeleri gereken bir şey daha var. Bu ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi gelişigüzel olmayacak. Çünki bu ülkeye sahip çıkan birileri var.