Tahrikler Tahribe Dönüşmeden

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 25/04/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

 

 

 

Birkaç haftadır yurdumuzun çeşitli yerlerinde provokatif olaylar yaşanıyor. Trabzon’da bildiri dağıtan bir grup halk tarafından linç edilmek istendi ve üzücü olaylar yaşandı. Yine Sakarya’da benzeri olaylar yaşandı. Ülkemizde bir takım alanlarda örgütlenmiş dernekler ve sivil toplum kuruluşları var. Bu kurumlar sergiledikleri çalışma ve organizasyonlar ile toplumumuzun can damarına basabiliyorlar. Gelinen noktada Aydınlar Bildirisi olarak kamuoyuna yansıtılan ve 200 Aydın imzaladığı bir kamuoyu bildirisi yayınlandı. Bu bildiri toplumumuzdaki aydın kesimin son günlerde yaşanan olaylar ile ilgili çarpıcı yorumları aslında gündemi daha da karmaşık hale getirmekten öteye geçmiyor. Bildiri ile ilgili kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse “Ülkenin içinde bulunduğu demokratikleşme ve barış sürecinin yaşanan gelişmeler ile bozulacağı kaygısının taşındığı, yeni TCK ile medyanın susturulmak istendiği ve ırkçılığın toplumsal bir histeri noktasına taşınmaya çalışıldığının” altı çiziliyor. Benim asıl merak ettiğim nokta ise bu “Körler sağırlar birbirini ağırlar” durumu ne zaman bitecek. Ve ne zaman bu ülkede herkes üzerine düşen görevleri yapmaya başlayacak?

Onlar bizim gençlerimiz,

Geçtiğimiz dönemde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok medyanın karşısına çıkarak, “İmam hatipte okumuş bir insanın Türkiye’de Başbakan olmasını hiçbir şekilde içime sindiremem.” diye açıklama yaptı. Bir insanı aydın olarak nitelememiz için belli kriterler vardır. Bu kriterler eğitimli, okumuş, kültür düzeyi yüksek, zeki, akıllı ve ileri görüşlü olarak nitelendirilebilir. Peki Türkiye Barolar Birliği Başkanı olmuş bir insan bu kriterleri taşıyor mudur? Muhakkak ki taşıyordur. O halde, bu ülkenin aydın bir insanı olarak, tüm yurttaki avukatların örgütlendiği bir birliğin başkanı olarak böyle bir açıklamayı hangi cüretle ve nasıl yapabiliyor? Ben buradan Özdemir Özok beyefendiye sormak istiyorum? Kendisine müvekkil olarak gelen insanlar içinden imam hatipli olanları ayırıyor mu? Bu ülkede kurulu bulunan ve resmi bir okul olan imam hatip okullarında okuyan binlerce gence karşı bir sorumluluk hissediyor mu? Bu okullardaki kadrolarda amacı ülke ve millet hizmetine pırıl pırıl gençler yetiştirmek olan binlerce öğretmene karşı bir sorumluluk hissediyor mu? Bu okullardan mezun olmuş ve yurdun her noktasında görev yapan, öldüğümüz zaman cenazelerimizi yıkayan, devletine ve milletine karşı her zaman sorumluluk duymuş, birleştirici ve uzlaştırıcı roller üstlenen imamlarımıza ve hatiplerimize karşı bir sorumluluk hissediyor mu? Yine bu okullardan mezun olup yurdumuzda çeşitli kurum ve kuruluşlarda önemli noktalarda görev yapan ve yüreği millet sevgisiyle çarpan başarılı gençlerimize karşı sorumluluk hissediyor mu? Ve siz bu gençleri dışladıkça bu gençlerden nasıl davranmasını bekliyorsunuz? Yine Aydınlar Bildirisi içerisinde yer alan bir paragrafta Trabzon’da bildiri dağıtan ve linç girişimine maruz kalan gençlerin mahkemeye sevkedilip, linçe yeltenen halka neden ceza verilmediği ve bunun toplum dinamiklerine aykırı olduğu açıklanıyor. Eğer bu bir savunma ise bu gençleri savunan aydınlarımıza sormak istiyorum, binlerce imam hatip öğrencisi gencecik insanlar polis jopu altında okullarından sokaklara itilirken böyle bir bildiri yayınlama ihtiyacı duymadılar mı? Ya da sokakların karanlığında, uyuşturucu yolunda yitirilen binlerce genç hayat sönerken bir şeyler yapma ihtiyacı hissettiler mi?

Birlikten dirlik doğar,

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetimiz ülkemizi bir istikrar dönemine taşıdı. Çok değil, 2001 yılının başlarında yaşadıklarımızı hepimiz hatırlarız. Bir gecede dövizin iki katına katlandığı, esnafımızın iflas bayrağını açtığı, bir gecede servetini yitirenlerin olduğu, bankaların dibe vurduğu ve battığı, borsanın bin beter olduğu günler aklımızda. Şimdi ise bir istikrar havası yakalanmış. Yaşanan onca olumsuzluğa rağmen hükümet başarılı ve istikrar dolu politikaları ile millete özgüvenini tekrar kazandırmış. Şimdi aydının da, iş adamının da, siyasetcinin de, esnafın da, gazetecinin de kısacası hepimizin yapması gereken tek bir şey var. Üzerimize düşen gayreti ve çabayı göstermek. Aydın eğitecek, öğretecek, örnek olacak. İşadamı yatırım yapacak. Siyasetci halka hizmeti adil ve kalıcı biçimde dağıtacak. Gazeteci doğruları yazacak. Gençler çalışacak, kendini yetiştirecek. Artık herkes çıkar politikalarından uzak durmalı. Bağnazlıktan kaçınmalı. Bu ülkede kimse laikliği, dini, imam hatipi, türbanı kendi çıkar siyasetine alet etmesin. Birileri hala daha Sn. Başbakanımızın karikatürünü çizmenin peşinde koşmasın. Birlikten dirlik doğar. Son olarak hiçbir şey yapamayan ve inadından vazgeçemeyenlere olacak. Gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz. Sağlıcakla kalın.