Terör Belasına Kardeş,

     Verdiğimiz Can Bizim

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 01/08/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

Terör çirkin yüzünü bu kez Mısır'da gösterdi. Turistlerin yoğun olduğu bir bölgede patlayan bombalar 88 masum can aldı. Ölenlerin içinde her ülkeden, her milletten insan var. Geçtiğimiz günlerde Londra'da otobüs ve metro istasyonlarında sonrasında ülkemizin en gözde tatil beldelerinde patlayan bombalar terörün artık uluslararası bir boyuta ulaştığını ve teröre bölgesel değil evrensel bir tavır alınması gerektiğini gözler önüne serdi. Biz ülke olarak terörün ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. İstanbul'u kana bulayan terörist saldırılar hafızalarımızdaki tazeliğini hala koruyor. Yine PKK terörüne karşı verdiğimiz onbinlerce kardeşimizin acısı yüreklerimizde. Kürdüyle, lazıyla, çerkeziyle, abazasıyla, arabıyla yüzlerce yıl yaşayan Osmanlı, hoşgörü şemsiyesi sayesinde kardeşlik bağlarını güçlendirerek bunu tesis etmiştir.
Terörün dini, dili, ırkı yoktur
Bugüne kadar uluslararası platformlarda meşruiyet arayan terör örgütü PKK'ya yüz veren ve kucak açan bir çok ülke ve kuruma umarız ki bu son saldırılar bir ders olmuştur. Yıllar boyunca terör örgütünün militanlarına kucak açan ülkeler umarız ki bu belanın bir gün kendi içlerine düşeceğini anlamıştır. Yüzyıllar boyunca hoşgörünün ve barışın sembolü olmuş, demokrasinin en güzel örneklerini tarihinde barındırmış bir millet olarak bu patlayan bombalar hepimizi üzmüştür. Londra'daki patlamalarda da vatandaşlarımızı kaybettik. Mısır'daki patlamalarda da vatandaşlarımızı kaybettik. Bizim ülkemizde patlayan bombalarda İngiliz vatandaşları can verdi. İşte bu terörün dini, dili, ırkı olmadığının en büyük göstergesidir. Terörün hiçbir amacı olmadığının en büyük göstergesidir. Şimdi bütün ülke liderleri bir araya gelmeli. Terörizme karşı ortak bir tavır alınmalı. Ortak bir mücadele platformu oluşturulmalı. Ancak böyle uluslar arası bir hareketle terörü dünyadan kaldırabilirsiniz. Bu böyle olmadığı takdirde bir ülkede hazırlanan terörist gidip başka bir ülkede canlar alıyor. Bir anlamda herkes birbirinin kuyusunu kazmış oluyor. Terörün evrensel bir tanımı yapılmalı. İslamcı terör kavramını kullanan herkese sormak istiyorum. Bugüne kadar dünya üzerinde sayısız terör hareketine imza atan hristiyanlar için hristiyancı terör ifadesini neden kullanmıyorlar. İşte bugün patlayan bombaların, yok olup giden canların en büyük sebeplerinden biri de bu yaklaşım tarzıdır. Bunun bir an önce değişmesi ve terörün evrensel bir tanımının yapılıp herkesin bu tanıma göre hareket etmesi gerekmektedir. Yoksa daha terör belasına kaç insan kaybedeceğiz. Daha kaç masum can yitirilecek? Şimdi biz Londra'da bomba patladı diye oh mu çekeceğiz. Tabii ki hayır. Peki, böyle bir ortamda büyüyen nesillerden ne bekleyeceğiz. Gelecekte çocuklarımızı nasıl bir dünya bekliyor. İşte şimdi İngiltere'de bazı holiganlar ve bir takım gruplar Müslümanlara karşı cephe aldı. O halde biz de ülkemizde bulunan İngilizlere ve diğer yabancılara mı aynı tavırları almalıyız? Bugün en büyük görev uluslarası kurumlara düşüyor. Bu kuruluşların bir takım ülkelerin gölgesinden bir an önce kurtulup misyonuna uygun hareket etmesi gerekiyor. Yaşlı dünyaya bir an önce sevgi tohumlarının ekilmesi gerekiyor. Uluslarası bir bilinç oluşturup medeniyetlerin birbiri ile buluşması sağlanmalı. Kültür ve kuşak farklarının yok edilmesi gerekmekte. Dünyada sevgi var olduğu müddetçe yaşam hep güzel olacak. Seven insan paylaşmayı bilir. Seven insan yaşamasını bilir. Dikkat ederseniz sevginin olmadığı coğrafyalar, sevginin yeşeremediği milletler hep acı içinde. Hoşgörü sahibi toplumlar ise daha mutlu, daha huzurlu bir yaşam sürmekte. Osmanlı İmparatorluğu Dünya üzerinde hüküm sürmüş. Her milletten insan Osmanlı topraklarında yüzyıllar boyunca yaşam sürdürmüş. Bugün kağıt üzerinden kurtaramadığımız demokrasi en güzel zamanlarını yaşamış. Dayatma ile değil, diretme ile değil sevmekle başarmış o zamanın insanları. İnsanı insan olduğu için sevmişler. İnsana insan olduğu için değer vermişler. Hiçbir ayrımcılığın peşinden koşmamışlar. Tabii ki savaşlar olmuş. Tabii ki ayrılıklar olmuş. Ama onlar bile bugünkü kadar adaletsiz ve sebepsiz değilmiş. Evet böyle devam ettiği müddetçe sevgiyi tarih kitaplarında arayacağız. Huzuru tarih kitaplarında bulmaya çalışacağız. Oysa ki kimsenin dünyayı bu şekilde kirletmeye hakkı yok. Hiçbir toplumun diğer bir topluma üstünlüğü yoktur. Toplumun topluma üstünlüğü, insanın insana üstünlüğü sevgisinin çokluğu ile, erdemleri ile olur.
Sevgi ve paylaşım eksikliği
Terörün esas kaynağı sevgisizliktir. Sevgisizliğin değil sevginin hakim olduğu bir Dünyada yaşamak için herkese görevler düşüyor. Afrika'da açlık içinde çırpınarak ölen insanların terör kurbanlarından hiçbir farkı yok. Bir gecede milyonlarca doların havalara savrulduğu kumarhaneler de eğlenen insanların hiç mi içi acımıyor? Hiç mi akıllarına gelmiyor. Daha yapılması gereken çok iş var. Bugün hümaniter kuruluşların önemi daha da çok ortaya çıkıyor. Ve onlara verilmesi gereken desteğin de tabii ki. Sevginin hüküm sürdüğü bir dünya temennisi ile iyi bir hafta diliyorum.