Sn. Topbaş'ın                  Dikkatlerine Sunulur

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 14/11/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

Yedikule sahillerinden başlayıp Edirnekapıya kadar uzayan surlarımızın hali içler acısı. Kentin göbeğinde buram buram tarih kokan bu surlar artık buram buram pislik kokuyor. Bir çağın şahidi, bir çok medeniyetin ve kültürün barındığı bu surlar bir zamanlar Yeşilçam filmlerinin vazgeçilmez seti olmuştu. Ancak sinema sektörünün de giderek tembelleştiği ve bilgisayar ekranlarında hazırlandığı yeni dönem yeşilçamın sonu oldu. Ve bu surlar tamamı ile kaderine terk edildi. Tüm dünya ülkeleri geçmişlerine sımsıkı sarılarak kendi kültürünün savaşını verirken biz elimizdeki çağlarötesi hazinelerin kıymetini bilmiyoruz. Ve maalesef bu ata yadigarı eserler kat karşılığı müteahitlerinelinde kaybolup gidiyor. Tarihe bu kadar duyarsız kalınması ve bu çok önemli eserlerin küçük menfaatler uğruna yok edilmesi toplumumuz açısından endişe edilmesi gereken bir durumdur.
Sur domatesi, sur marulu!
Bu tarihi sur bandını gezenler bilirler. Surların iç tarafı gecekondularla doludur. Ve ne yazık ki buralarda yaşayan vatandaşlarımızın bir çoğunun bu surları yıkılması gereken taş kalıntıları olarak gördüğü bir gerçek. Surların dışında tarih boyunca bir güvenlik önlemi olarak hendek olarak kazılan ve su ile dolu olan topraklar ise yine uyanık (!) birkaç kişi tarafından tarla haline getirilmiş durumda. Buralarda marul, domates vs. gibi sebze üretimi yapılmakta. Ve buradan aldıkları ürünleri yol kenarında teşhir ederek satmaktalar. Böyle bir yaklaşımı dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Toplumlar kendi geçmişlerine ve kendi kültürlerine sımsıkı sarılıyorlar. Biz ise tarihi ders kitaplarına mahkum ediyoruz. Bir araştırma yapsak acaba İstanbul'da oturduğu halde Topkapı Sarayı'nı gezen kaç gencimiz vardır? Kendi tarihimizi kendi insanımıza anlatamıyoruz. Tarih dersleri ve tarih kitapları ezbere dayalı bir sistemle işleniyor. Eğer yeni nesile tarihimizi doğru bir şekilde aktaramazsak, kendi tarihimizi öğretemezsek millet olarak yokolmaya mahkum oluruz. İşte bu surlar da bizim tarihimiz açısından ve tüm dünya tarihi açısından gerçekten çok önemli bir kilometre taşı olarak varlığını sürdürüyor. Bize düşen görev bu sur bandını ivedi bir şekilde temizlemeli ve burayı nesiller ötesine taşıyacak projeleri hayata geçirmemizdir. Bu sur bandı ile ilgili hem şanlı bir tarihi canlandıracak hem de burayı Türk turizminin hizmetine kazandıracak bir proje hazırladık. Öncelikle suriçi bölgesini çevreleyen bu surların etrafındaki gecekondu bölgesi kamulaştırılarak temizlenecek. Yine surların dışındaki bölge tarım alanı olmaktan kurtarılıp temizlenerek düzenlenecek. Surların dışında hat boyunca yürüme ve gezi alanları oluşturulacak. Buraya gelecek olan turistlerin rahat dolaşabilecekleri bu yürüyüş alanında belli aralıklarla tarihi görsellikler ile cafeler ve dinlenme alanları tesis edilecek. Yine bu yürüyüş bandı boyunca sur duvarlarına yine tarihi zenginliklerin sergilendiği ve tarihi görsellikler eşliğinde surlara ait tarihi ve kültürel bilgiler herkesin okuyabileceği bir şekilde dekore edilecek. Fatih Sultan Mehmet Han fetih müyesser olduğunda şehri girdiği kapıda halkın kendisini çiçekler ile karşıladığı an fiberglas heykeller ile bir mizansen haline getirilerek ziyaretçilerin o anı yaşamaları sağlanacak. Yine hat boyunca tüm cafelerde çalışan elemanlar tarihin derinliklerindeki kostümler ile ziyaretçileri karşılayacak. Bu cafelerin ve dinlenme alanlarının hepsi ayrı ayrı güzellikleri yansıtacak şekilde kurulacak. Bu toprakların yüzyıllar boyunca bir çok kültür ve medeniyeti evsahipliği yaptığı gerçeğinden yola çıkarak gelebilecek her turistin buralarda kendinden bir şeyler bulması sağlanacak. Asırlarca bir çok milletin, bir çok dinin ve ayrı ayrı kültürlerin bir arada, barış içerisinde, kardeşçe yaşadığı kültürün bir yansıması olacak. Tüm sur bandı boyunca fiberglas heykeller ile yeniçeriler, Bizans askerleri, toplar, kağnılar, gülleler, atlar kısacası çok çeşitliliği ve kültürlerin buluşmasını temsil edecek mizansenler turistleri ve vatandaşlarımızı zamanın gerisine götürecek. Yine bu proje ile yeni nesilin tarihe olan merakını ve heyecanını sürekli üst seviyelerde tutacağımıza inanıyorum. Merak eden, araştıran ve öğrenen ve sürekli kendini yenileyen nesiller ülke ve millet olarak bize güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacaktır.
Tarih toplumun can damarıdır
Önümüzdeki dönemde bu projemizin ya da en azından üzerinde çalışılmış bir başka projenin hayata geçmesi ile bu ata mirasının koruma altına alınması en büyük dileğimiz. Bunun her zaman takipçisi oldum. Bundan sonrada olacağım. Tabii yine en büyük görev bir nesli yetiştirecek anne ve babalara düşmekte. Çocuklarımızın öğrenme çağında, henüz daha başındayken tarihi bir takım tarihleri ezberlemekten ibaret olmadığını öğretmeliyiz. Tarihimizi ve kültürümüzü sürekli canlı tutarak nesiller arası iletişimi asla koparmamalıyız. Bunun yoluda çalışmaktan ve tarihimize sahip çıkmaktan geçiyor. Tarihi yağmalamaktan değil. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Kadir Topbaş bu konulara hem mesleği gereği yakındır hem de bu konularda hassastır. Bu yüzden Şehr-ül emin olarak konuyu dikkatlerine sunuyorum. Hepinize iyi bir hafta dilerim.