Şarjörü Zeytin Dalı İle Dolu Lider

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 15/11/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Filistin Lideri Yaser Arafat Fransa’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Mısır’da düzenlenen cenaze töreni’nden sonra Ramallah’taki karargahına defnedildi. İnsan’ın doğumla birlikte başlayan ölüm hasreti Arafat’ı da bu dünyadan çekip götürdü. Yaser Arafat yakın tarihe damgasını vuran çok büyük bir isimdi. Şimdi ise herkes bir şeyler yazıyor, bir şeyler söylüyor. Kimileri Arafat’ın halkının parasını çalan bir aşiret lideri olduğunu, kimileri ise kendi ismini Filistin davasının üzerinde tuttuğunu söylüyor. İsrail Adalet Bakanı, Arafat’ın ölüm haberinin ardından “Dünyanın Arafat’tan kurtulması sevindirici. Arafat sadece İsrail’e yönelik terörizmin lideri değil, El Kaide’nin de babasıydı.” diye açıklama yapıyor. Diğer taraftan bir çok Avrupa ülkesi lideri ise Arafat’tan saygıyla söz ediyor. Tüm bunları yazmak, söylemek, çizmek kolay. Peki. Yaser Arafat olmak kolay mı?
24 Ağustos 1929’da Muhammed Abdürrauf Arafat El-Kudva ismiyle Kahire’de doğdu. Eğitimini Mısır’da bitirdi. 19 yaşına geldiğinde o yıllarda yaşanan Arap-Yahudi çatışmalarından hep ön saflarda oldu. İsrail devletinin ilanı ile sonuçlanacak bu çatışmalar onun çıkacağı uzun yolun başlangıcı olmuştu. 1952 yılında Kahire Üniversitesi’nde mühendislik öğrencisiyken Filistinli Öğrenciler Birliği’nin başına geçti. İçinde dolup taşan liderlik tutkusu O’nu 1958 yılında El-Fetih örgütünü kurmaya götürdü. 1968’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün liderliğine seçildi. 1970 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Ürdün’de ki faaliyetlerine son verilmesi ile birlikte FKÖ’yü Lübnan’a taşıdı. 1994 yılında Filistin’e geri döndü ve aynı sene İsrail Başbakanı İzak Rabin ile birlikte Nobel Barış Ödülü’nü havaya kaldırdı. 1996’da Filistin Özerk Yönetimi’nin başkanlığına seçildi. 2000 yılında İsrail’de muhalefetin sert kanadı olarak tanınan Ariel Şaron Heremüşşerif’i ziyaret edince Filistin’de ikinci intifada başladı. 2002 yılında İsrail kabinesi tarafından “düşman” ilan edilen Yaser Arafat kendi vatanında. Ramallah’taki karargahında 3 senedir hapis hayatı yaşıyordu.
Filistin halkının içindeki bölünmüşlük Arafat’ın El Fetih’ini FKÖ’nün merkezine kendisinide liderliğine taşıdı. Arafat liderliğindeki FKÖ birçok terörist eylemin altına imza attı. 1987’de 1. Filistin İntifadası Yaser Arafat’ın önderliğinde başladı. “İntifada”nın en önemli özelliği savaş literatüründe bir ilk olan ölüm kusan canavar tanklara karşı sadece sapan ve taşlarla yürütülen bir savunma sistemi olmasıdır. Yaser Arafat’ın, İsrail tanklarına küçücük taşlarla saldıran Filistinli çocuklara “küçük generallerim” demesi kendisine yöneltilen “terörist” suçlamalarına verdiği en açık cevaptır. Buradaki en büyük hassasiyet ise yürütülen savaş her zaman savunma olmuştur. Asla bir saldırı olmamıştır. Terörizm bir savunma biçimi olamayacağına göre Filistin liderine ve Filistinlilere “terörist” demek büyük bir haksızlık olarak ortaya çıkmaktadır.
Yaser Arafat’ın 1974 yılında Birleşmiş Milletler kürsüsüne elinde bir zeytin dalıyla çıkması ve “Hepinize sesleniyorum, bu dalın elimden düşmesine izin vermeyin” mesajı onun barışa olan tutkusunun en güçlü ifadesi olarak tarihteki yerini almıştır.
Yine aynı Yaser Arafat’ı barışın önünde duran en büyük engel ve statükocu olarak tanımlayanlarında sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Şimdi herkesin kafasında aynı yanıtlanamayan soru var. Önümüzdeki aylar ve yıllar nelerin üzerinde sır perdesini kaldıracak ve nelere tanık olacağız?
Yaser Arafat, ülkesinde yaşanan problemleri her zaman dünya gündemine taşımayı başarmıştır. Konjonktöre bağlı olarak farklı hareket tarzı sergilemiş olsa da Yaser Arafat bir barış savaşcısıdır. Her insan özünde hatalar barındırır. Ebu Ammar’ında yanlışları vardı. Ancak o ömrünü Filistin’e ve halkına adadı. Ağır bedelleri büyük bir kararlılıkla ödedi. Ömrü boyunca Mossad ajanlarının nefesini ensesinde hissetmiştir. 1981’de İsrail uçakları Beyrut’taki karargahını bombaladığında oradaydı. Yine peşine takılan bir çok keskin nişancı’dan son anda kurtulmuştur. Sayısız hava operasyonlarının değişmez adresi yine Yaser Arafat olmuştur. Aylarca aynı binada mahsur kalmış ve kesintisiz yoğun ateş altında kalmıştır. 1992’de Libya Çölü’ne düşen uçağından felc olarak çıkmıştır. Ancak güçlü iradesi ile felci de yenen Yaser Arafat halkı için vazgeçilmez bir kahramandır. Avrupa ülkelerinin liderleri yaptıkları açıklamalar ile Arafat’a duydukları saygıyı dile getirmişlerdir.
Çalıştıkları gazetelerde yazdıkları köşe yazıları ile milyonlarca kişiye ulaşan bir çok yazar arkadaşımız Yaser Arafat’ın arkasından sallayıp döşenirken Ebu Ammar’ın yaşamını bır gözlerinin önüne getirsinler. Bence Yaser Arafat’ın arkasından konuşmak bu kadar ucuz ve basit olmamalı.
Yaser Arafat Nobel Barış Ödülü sahibi terörist! olarak 20. yüzyıla damgasına vuran isimlerden biridir. Ölümü ile birlikte yaşanan süreç ve cenaze töreni Yaser Arafat’ın onurunun iade edildiği bir şekilde geçmiştir. Zaman Yaser Arafat’ın yaşamının ve ölümünün üzerindeki tüm ikilemleri, sırları ve şüpheleri kaldıracaktır. İnsanların Yaser Arafat hayattayken fark edemeği bir çok değer onun ölümü ile birlikte gün ışığına çıkacak ve toplumlar değer yargılarını bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Barış, adalet ve huzur her toplumun ihtiyacı. Dünya bu ilkelerden uzak bir Ramazan Bayramını daha yaşıyor. Ne mutlu bize, ülkemiz adaleti, huzuru ve barışı yaşıyor. Hepinizin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum. Ülke olarak sağlık, huzur, mutluluk ve barış dolu nice bayramlara kavuşmak dileğiyle.