7 Yıldızlı Heykel Olur mu?

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 14/02/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Her şey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Kadir Topbaş’ın bir televizyon kanalında vizyon projesi olarak “Sivriada’ya dev boyutlarda (110 mt.) bir semazen heykeli ve çevresine cami, kilise ve sinagog yaptıracağını” açıklaması ile başladı. Konu bir çok yönü ile medyada yer aldı ancak ben ilk kez karşılaşanlar için Sivriada hakkında kısa bilgiler vereyim. Piramide benzediği için Sivriada denilen ada bir balıkçı adasıdır. Bizans döneminde işkencelere uğrayan prensler ve papazların sürgün edildiği bilinir. Adadaki manastırın varlığı 10. yüzyıldan beri sürmektedir. 1911’de İstanbul’un başıboş köpeklerinin bu adaya bırakılması ve aç kalan köpeklerin birbirlerini yiyerek açlıktan ölmeleri bu adanın Hayırsız ada olarak anılmasına yol açmıştır. Ada bugün tamamen boş ve terkedilmiş durumdadır.
Hayırsız Ada’da hayırlı proje olur mu?
İstanbul’un Dr. Mimar Başkanı Sn. Kadir Topbaş’ın belki de kentin vizyonuna katmak istediği renkliliğin bir ifadesi olan bu porje toplumun ve medyanın her kesiminde geniş yankılar buldu. Köşe yazarları bu proje ile ilgili eleştirilere hergün yenisin eklediler. Kimine göre semazen figürünün İstanbul’la hiç ilgisi yoktu. Kimilerine göre heykelin konulacağı mekan yanlıştı. Adanın hayırsızlığı en çok ön plana çıkan konuydu. Proje ile ilgili görüşü alınan İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna ise semazen heykelinin kentin vizyonu ile örtüşmediğini ve doğru bir ifade olmayacağına yönelik açıklamalarda bulundu. Kalem oynatan söz sahiplerinin bir diğer çıkış noktası ise heykelin dev boyutları ile ürkütücü bir silüet oluşturacağıydı. Sn. Kadir Topbaş’ın “Marmara Denizi açığından İstanbul’a gelenler önce 110 metrelik semazen heykelini görecek. Heykeli geçtikten sonra İstanbul silüeti ile karşılaşacak.” Açıklamısını komik bulan bazı köşe yazarları 110 metrelik semazen heykelinin ürkütücü bir görünüm sergileyeceğini ve şehre artı bir değer katmayacağını yazdılar. Kent vizyonuna yönelik yapılacak böyle bir proje için simgenin daha doğru seçilmesi gerektiği ise herkesin üzerinde birleştiği bir diğer konu.
Semazen heykelinin tartışmaları sürerken Turizm Bakanlığı’nın da adının geçtiği İstanbul’a Fatih Sultan Mehmet heykeli projesi gündeme bomba gibi düştü. Fatih Sultan Mehmet’in heykelinin dikileceği yer konusu belirsizliğini korurken kamuoyu bu defa da Fatih Sultan Mehmet heykeli ile ilgili tartışmaların ortasında kaldı.
İstanbul’un tek eksiği heykel mi?
Tabii ki, İstanbul’un eksikliğini hissettiği görüntüsü ne olursa olsun bir heykel değil. İstanbul’un yurt dışında temsil edilmesini sağlayacak, turizmi canlandıracak ve kentin simgesi haline gelecek bir vizyon projesi yıllardır hayata geçirilemedi. Ve Sn. Kadir Topbaş’da kentin her zaman eksikliğini hissettiği bir boşluğun doldurulmasına yönelik iradesini ortaya koymuştur. Bugüne kadar böyle bir eksikliğin doldurulmamasına yönelik eleştirilerini kuma gömenler Sn. Başkan’ın kamuoyuna tanıttığı bu proje için kalem sivrilttiler. Sn. Başkan tüm heykeltıraş mimarların ve kamuoyunun yorumlarına açık olduğunu belirterek “Kimseye angaje olmuş değiliz. Yap işlet devret olarak vermeyi düşünüyoruz. Heyecanı olan yatırımcılara açığız.” diyerek konunun gelişmeye açık olduğunu ifade etmiştir. Semazen heykelini eleştirebilirsiniz. Heykelin konulacağı yerin seçimini eleştirebilirsiniz. Ama hiçbir şey İstanbul’un büyük bir vizyon projesine ihtiyacı olduğu gerçeğini değiştirmez. Sn. Kadir Topbaş’ın Sivriada’ya semazen heykeli dikme projesinin İstanbul’daki büyük bir eksiği gidermeye yönelik bir düşünce olduğunu sanırım herkes fark edemedi. Zaten Sn. Başkanımızın da illa da semazen heykeli dikilecek veya illa Sivriada’ya dikilecek diye ısrarcı olacağını düşünmüyorum.
Türkiye’nin yeni sembolü
Newyork’taki özgürlük heykeli, Paris’teki Eiffel kulesi yıllardır bu kentlerde bir cazibe merkezi oluşturuyor. Her yıl milyonlarca turisti kendi varlıkları ile bulundukları şehre çeken bu eserler birer vizyon eseridir. Bu mantıkla yola çıkarak yaklışık 1,5 yıl önce Ankara’da bir çok kentsel projeye imza atmış mimar arkadaşım Sn. Ragıp Çiçen ile birlikte İstanbul’a ne yapılabilir diye düşündük. Bu fikir yoğunluğunun sonucu ortaya çıkan ve İstanbul’a mükemmel bir vizyon kazandıracak projemizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Fatih Sultan Mehmet’in atı üzerindeki silüetinin canlandırılacağı heykel otel’in yüksekliği 175 mt. İle dünyanı en yüksek heykeli olacak. İçinde sinema ve tiyatro salonları, spor merkezi, cafeler, kongre salonları, Disneyland benzeri eğlence merkezi, seyir odaları, lokantalar ve bir helekopter pisti ile 7 yıldızlı otelin olacağı heykel bina projesinin Dünya üzerinde bir eşi daha yok. Kamuya ve devlet sırtına hiçbir mali yük bindirmeyecek bu proje sonucu yapılacak heykel-otel en az 3 dalda Guiness Rekorlar Kitabına girecektir. Ülkemizin ve kentimizin tanıtımına çok büyük katkılar sağlayacak bu proje kapsamında inşa edilecek heykel-otel’de Fatih Sultan Mehmet’in gözleri ile atının gözleri gibi belirli noktalarda seyir tarasları kurulması planlanıyor. Fatih’in göğüs kısmı ile pelerinin üst kısmı tamamen cam olması planlanan heykelde, Fatih’in kavuğunun ise teleskop ve dürbünlerin bulunacağı seyir terası olması planlanıyor. Büyük bir turizm patlaması yaşanacak. İstatistiksel verilere göre Eiffel Kulesi’nin bulunduğu Paris kentinin 2004 yılında 25 milyon turist çektiği bir sezonda (ki bunun 13-14 milyonunu tek başına Eiffel Kulesi çekiyor) ülkemiz 17 milyonluk turist sayısı ile rekor kırdığına seviniyor. Eiffel kulesi yapılmak istendiğinde de Paris’te eleştirilerin önüne geçilememişti ve bu yapı sökülmek üzere kurulmuştu. Ben Sn. Başkan’ımızın da amacının sadece heykel dikmek olmadığını iyi biliyorum. O’nun da çabası gelecek nesillere güzel bir eser bırakmak. Şu an heykel-otel projesi ile ilgili görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki günler neler getirir bilinmez ancak, eğer bu projemiz ile ilgili bir gelişme olursa Türkiye kazanacak, İstanbul kazanacak, bizler kazanacağız. Turizm ile ilgili birkaç projemiz daha var. İlerleyen haftalarda diğer çalışmalarımızı da bu satırlarda sizlerle paylaşacağız. Esenkalın efendim.