|
Türkiye
Büyük
Millet
Meclisi
yoğun
bir
şekilde
23.
Dönem
hazırlıklarını
devam
ettiriyor.
Ve bu
arada
23.
Dönem
Milletvekili
seçilenler
mazbatalarını
aldılar.
T.B.M.M’ne
kayıtlar
yaptırıldı.
Şu ana
kadar
ortaya
çıkan
tablo
aslında
son
derece
tatmin
eden ve
umut
veren
bir
tablodur.
23.
Dönem
çalışmalarında
“Egemenlik,
kayıtsız
şartsız
milletindir”
sözünün
tüm
gereklerinin
yerine
geleceği
ve tüm
siyasi
partilerin
ve
ilgili
kurumların
bu
konuda
üzerlerine
düşeni
yapacağını
düşünüyorum.
Bir
önceki
dönemde
Ak
Parti’ye
karşı
sadece
kuru bir
inat (!)
güderek
Cumhurbaşkanını
seçtirmediler.
Dolayısıyla
genel
seçimler
sonrası
süreçte
de
Türkiye
Büyük
Millet
Meclisi’nin
ilk
yapması
gereken
Cumhurbaşkanı
seçimini
gerçekleştirmek
oldu.
CHP’yi
anlamak
mümkün
değil
CHP’yi
anlamak
mümkün
değil.
CHP
Genel
Başkanı
Sn.
Deniz
Baykal
ve üst
düzey
kurmayları
ne yazık
ki hazin
bir
tükeniş
senaryosunun
başrol
oyuncuları
olarak
oynadıkları
rolün
hakkını
vermeye
çalışıyor
olabilirler
mi?
Şimdi
Başbakanımız
Sn.
Recep
Tayyip
Erdoğan
seçim
sonuçlandıktan
hemen
sonra
yapmış
olduğu
açıklamada
bir
önceki
dönemin
hataları,
günahları
ile
geride
kaldığını
ve o
dönemde
yaşananları
yeni
döneme
taşımayacağını
açıkladı.
Gazetecilerin
ısrarları
sorularına
karşın
ne Sn.
Deniz
Baykal’ı
yüzerek
rodosa
yolladı,
ne de
diğer
parti
liderlerinin
düştüğü
durumla
ilgili
yorum
yapmadı.
Başbakanımız
Sn.
Recep
Tayyip
Erdoğan
bu tavrı
ve
duruşu
ile bir
kez daha
Türk
milletine
ve
ülkesine
olan
bağlılığı,
inancı
ve
hizmet
iradesini
gözler
önüne
sermiştir.
Başbakanımız
bu
açıklamalar
ile bir
kibir,
gurur ve
zafer
sarhoşluğundan
uzakta
tüm
siyasi
parti ve
liderlerini
ülkemize
ve
milletimize
hizmet
etmeye
çağırmış
ve
ulusal
bir
uzlaşının
en
önemli
adımını
atmıştır.
Son
dönemlerin
en gözde
konusu
uzlaşı
ve
uzlaşma
aslında
herhangi
bir
konuda
çıkarların
uyuşması
değildir.
Uzlaşma
dediğiniz
zaman
türlü
farklılıkları
olan
herhangi
iki
bireyin,
bireylerin
ya da
toplumların
tüm bu
farklılıkları
ile
beraber
bir
araya
gelebilme,
birlikte
hareket
edebilme
ve bir
arada
yaşayabilme
iradesidir.
Dolayısıyla
her
türlü
baskı,
ağır
tahrik,
iftira
ve
suçlamalar
ile
aylar
boyunca
savaşmış,
tek
başına
iktidar
olmasına
ve
seçime
gitmesine
rağmen
asla
ekonomik
politikalarından
taviz
vermemiş
ve tüm
bu
sorunlara
rağmen
seçimlerden
% 47
oranında
oy almış
bir
siyasi
parti
lideri’nin
böyle
bir
açıklama
yapmış
olması
O’nun
“Uzlaşma”yı
ne kadar
içine
sindirebilmiş
ve bu
kavramı
ne kadar
doğru
algılamış
olduğunun
göstergesidir.
Peki,
Başbakanımız
Sn.
Recep
Tayyip
Erdoğan’ın
bu
önemli
açıklamalarından
sonra
geldiğimiz
nokta
ne?
Maalesef
CHP
Genel
Başkanı
Sn.
Deniz
Baykal
Ak
Parti’nin
Sn.
Abdullah
Gül’ün
Cumhurbaşkanlığı
adaylığında
dayatmacı
olmaması
gerektiğini
ve
kendileri
ile
uzlaşması
gerektiğini
söyledi.
Yine Sn.
Deniz
Baykal’ın
en yakın
kurmaylarından
gelen
açıklamalarda
CHP’nin
Sn.
Gül’ün
olası
bir
adaylığında
T.B.M.M
Genel
kuruluna
katılmayacağını
ve Sn.
Gül’ün
adaylığını
kabul
etmeyecekleri
şeklindeydi.
CHP’nin
bu
yaklaşımı
ne yazık
ki artık
kendi
parti
teşkilatlarında
bile bir
huzursuzluk
havası
estirmiştir.
Bence
CHP’nin
Sn.
Abdullah
Gül’ün
adaylığına
karşı
çıkmasının
altında
yatan en
büyük
sebep
Sn.
Gül’ün
Ak
Parti’nin
adayı
olmasıdır.
CHP
Genel
Başkanı
Sn.
Baykal
ve
çalışma
arkadaşlarının
büyük
bir
hazımsızlık
yaşadığını
görüyoruz.
Şimdi
onlar
kapalı
kapılar
ardında
ne
konuşuyor
bilemiyorum.
Ancak
önümüzdeki
günlerde
CHP
Genel
Başkanı
Sn.
Baykal
ve
ekibini
zor
günlerin
beklediği
kesin.
MHP
Genel
Başkanı
Sn.
Devlet
Bahçeli
ise
T.B.M.M’ne
her
zaman
için
gireceklerini,
herhangi
birisinin
adaylığını
ve bu
adaylığı
kabul
edip
etmeyeceklerini
T.B.M.M’nde
konuşup
tartışacaklarını
belirtti.
Keza
yine
bağımsız
adaylardan
bir çoğu
da aynı
paralelde
açıklamalar
yaptılar.
Tüm
vekiller
Meclise
Ben
önümüzdeki
Cumhurbaşkanlığı
seçim
sürecinde
T.B.M.M’ne
seçilen
tüm
milletvekillerinin
genel
kurula
katılacağını
ve
oylarını
kullanacağına
inanıyorum.
Buna CHP
Genel
Başkanı
Sn.
Deniz
Baykal
ve
CHP’li
tüm
milletvekilleri
de
dahildir.
Türk
milletinin
22
Temmuz
günü
vermiş
olduğu
mesajı
hepsinin
net
olarak
gördüğüne
eminim.
Bundan
sonra
hiçbir
siyasi
partinin,
kaldı ki
özellikle
CHP’nin
hükmen
yenilgiye
tahammülü
olduğunu
zannetmiyorum.
Önümüzdeki
dönem
için iyi
dilekler
ve
umutlarım
var.
İnanıyorum
ki,
hizmet
eksenli
ve
uyumlu
bir
Meclis
tablosunda
Türkiye
önemli
kazanımlar
elde
edecektir.
Bunun
aksine
davranan
ve Türk
milletine
huzursuzluk
kaynağı
olanlar
ise
zaten
yokolup
gitmeye
mahkumdur.
İyi bir
hafta
dileğiyle. |