Yerel Yönetimlerde
Sosyal Reform

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 11/04/2005 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Dünya hızlı bir değişim süreci yaşıyor. Dünya üzerindeki bir çok ülke geliştirdiği dinamik yönetim yapısı ile bu değişimi yakalamış ve gelişmiş ülke statüsünü kazanmıştır. Yine bir çok ülke bu hızlı değişime ayak uyduramamış ve çağın dışına itilmiştir. Fransız ihtilali ile başlayan reform süreci Avrupa’yı tümü ile sarmış ve demokrasi dediğimiz yaşam biçiminin sınırlarına ilk şeklini vermiştir. Ülkemizde de Cumhuriyetin ilanı ile birlikte büyük bir değişim yaşanmış ve bu süreci belirleyecek köklü reformlara gidilmiştir. İşte bu değişim sürecinin sağlıklı yaşanmasındaki en önemli unsurlardan biri de Yerel Yönetim yapısı olmuştur. Yerel yönetimler yapı itibarı ile büyük bir değişim geçirmiş ve giderek daha önemli bir hale gelmiştir. Büyük bir ülkenin tek bir merkezden yönetilemeyeceği gerçeği ve mevcut yapılanmadan doğan sıkıntılar ülkemizde bir yerel yönetim reformu ihtiyacı doğurmuş ve bununla ilgili düzenlemelerde şekillenmeye başlamıştır. Özellikle seçim zamanı sık sık duyduğumuz sosyal belediyecilik ifadesi ise yerel yönetimlerin kanunlarla belirlenmiş görev ve yetkilerinin dışında gerçekleştirdiği faaliyetlerin tümünü kapsamaktadır.
Sosyal Belediyecilik
Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyle tanıştırdığı bu kavram önceki dönemlerde ekstra hizmetler gibi görülsede günümüzde artık bunun genel bir yönetim biçimi haline geldiğini görüyoruz. Çöpleri bile toplanmayan, denizi kirli, havası kirli, skandallarla dolu bir yönetim anlayışını elinin tersiyle iten ve hizmetin adil dağıtıldığı, yönetimin şeffaf olduğu, harcamaların savurganlığa değil yatırıma dönüştüğü bir yönetim şekli ile halkın gönlünde taht kuran Sn. Başbakanımız bugün Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olarak yerel yönetimlerin daha dinamik bir yapıya kavuşması için gerekli düzenlemeleri hayata geçirecektir. Artık belediye hizmetlerini asfalt dökme, çöp toplama, kaldırım döşeme gibi rutin hizmetlerden ibaret olmaktan çıkaran ve hayalleri standart haline getiren Sosyal Belediyecilik anlayışını bugün bir çok belediyemizde görmekteyiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Yardım Sandığı aracılığı ile şehrin sosyal dokusunu ayakta tutuyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Kadir Topbaş ilçe belediyelerine rehberlik edecek uygulamaları bir bir hayata geçiriyor. Kentte bulunan tüm sivil toplum kuruluşları ile organizasyonlar düzenleniyor. Eğitim, sağlık, spor gibi alanlarda örgütlenmiş bulunan bir çok dernek ve organizasyon destekleniyor. İstihdama yönelik meslek edindirme kursları yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İSMEK vasıtası ile yapılıyor. Gençlerimiz, hanımlarımız ve çocuklarımız bu kurslarda bir çok dalda alanlarında uzman olmuş eğitimciler ile buluşuyor. Ülke ve birey adına büyük bir katma değer oluşturan bu eğitimlerden hiçbir ücret alınmıyor. Fatih Belediyesi toplum sağlığı ve eğitim gibi bir çok konuda ücretsiz seminerler düzenlemekte. Yine belediye bünyesinde aşevinde günde 3500 kişiye sıcak yemek dağıtılıyor. Kimsesiz çocukların önlüğünden tutun da kalemi ve kitabına kadar bir çok gereksinim belediyemiz tarafından karşılanıyor. Yine Fatih Belediyesi bünyesinde kurulan FABİM (Fatih Belediyesi İletişim Merkezi) aracılığı ile vatandaşlarımız her türlü sorun, sıkıntı, şikayet ve dileklerini belediyemize direkt aktarma imkanı buluyorlar. Yine Üsküdar Belediyesi bir çok yardımseverin de desteğini alarak TOGEM (Toplumsal Gelişim Merkezi) adı altında bir organizasyon oluşturdu. Bu kurum Üsküdar’dan başlayarak İstanbul genelinde hizmet veren geniş bir yapıya sahip. TOGEM bünyesinde oluşturulan birimler ile evliliğinde sorun yaşayan vatandaşlarımıza psikolojik ve sosyal destek sağlanıyor. Yine eğitimini maddi yahut manevi sebeplerden ötürü yarıda bırakmış gençlerimize destek sağlanıyor. Çocuklar giydiriliyor, anneler babalar sevindiriliyor. “Bu şehrin bir kalbi var” sloganı ile yola çıkan TOGEM yaptığı başarılı çalışmalar ile tüm milletin takdirini topluyor. Ancak tüm bunlara rağmen hala daha çok eksikler olduğu kesin. Ayni ve nakdi yardımlar yetersiz durumda. Ya da gerektiği şekilde dağıtılmadığı için sadece belli kesimler yararlanıyor. Belediyelerin bütçelerine nazaran bu rakamlar düşük kalıyor. Bu kalemlerin büyütülmesi ve halka eşit biçimde dağılımı sağlanmalı. Varoş diye tabir edilen bölgelere ağırlık verilerek bu bölgelerde eğitim seferberliği başlatılmalı. Yine bu bölgelere yatırımlar kaydırılmalı. Yerel yönetimlerin eğitime daha fazla katkı sağlaması gerekiyor. Yerel yönetimlerin gelişmesi köyden kente göçün de önünü kesecektir. Her bölge kendi içinde kalkınacak ve gelişecektir.
Temel unsur “İnsan”
Yerel yönetimler reformu tamamlandığında belediyelerimizin yaptığı bu hizmetler bir bakıma taçlandırılacak ve halkımızın daha iyi hizmet almasının önü açılacaktır. Bürokratik bir takım engellere ve mevzuatlara takılan hizmetler bir bir devreye girecektir. Temel unsurun “insan” olduğu bir yönetim anlayışı ile gelecekte daha modern, daha özgür, daha saygın, daha müreffeh illerden oluşan daha güçlü ve lider bir ülke olacağız. Görünen köy kılavuz istemiyor. Ben görebiliyorum, ya siz? Saygılarımla.