İftardan Sahura Sevgi Kırıntıları

![]() |
|
Bu yazı Barış
Boyacı'nın 25/10/2004 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden
alınmıştır.
|
![]() |
Zaman hızla akıp geçiyor. İşte bir mübarek Ramazan’a daha kavuştuk cümlemiz. Hepimizin hafızasında taptazedir eskiler. Ne güzeldi, eskiden bu mübarek ay geldi mi bir başka şenlenirdi insanımız. Büyük bir kadirşinaslık ile karşılanırdı ilk sahur. Ve bir o kadar özeldi iftarın ilki. Değişirdi tadı ekmeğin, suyun, yemeğin. Değişirdi tadı paylaşmanın. Komşu komşunun külüne muhtaç olduğunu bilir, maneviyatını sahiplenirdi teravihte sımsıkı tutulan saflar.
Devir değişti artık dostlar. Hızla büyüdük. Dev adımlar attık batıya doğru. Babanın oruç tuttuğu evde oğul sigara içer oldu. Hızla geliştik çünki. Oruçlu anasının hazırladığı kahvaltıyla güne başladı kızlarımız. Meylerin naralarına karıştı ezanlarımız. Oruc tutmayan benimsenir oldu. Oruc tutan da garipsenir. Lokantalar tezgahlarını en nefis yemekleri ile süsledi. Eee, ne de olsa rekabet gerektirirdi ticaret. Dünya kupası maçlarına teravih namazları, iki nefes sigaraya da oruçlar feda edildi.
Hatırladıklarımızla yaşadıklarımızın çatışması gölge düşürüyor bu güzel günlere. Geçmişin tadı damadığımızdaki tazeliğini korurken, yeni yeni tadlar konuyor önümüze yaşamamız için. Belki de babalarımızdan öğrendiğimizle bugünün yaşattıkları arasındaki farklılıkların getirdiği bir çelişkidir bu. ‘Pes doğrusu’ dedirten bunca tezatın arasında başka ne bekleyebilirdik ki? Süper güç ve Emperyalist diye tanımlanan ABD’nin dünya üzerindeki dev firmalarından biri olan Coca-Cola tüm reklamlarını iftar pideleri ile süsledi. Yine aynı Coca-Cola artık bir çok evde kurulmayan iftar sofralarına 5 kapağı ile bir tabak ekledi. Yine tamamen ABD kültürünün dünyaya kazandırdığı Burger King fast food restoranları başında fesli çizgi kahramanlara reklamlarında başrol oynattı. Onların hamburgeri ramazan ayına özel bir makyajla armağan edildi türk toplumuna. Bir çok medya kurumu ramazan ayı dolayısıyla normal yayın akışını bozmayacak şekilde küçük küçük şirinlik muskaları yerleştirdi yayınlarının arasına. Amacım insafsızca eleştirmek değil sevgili dostlar. Saygı makyajıyla mana sömürülür olmuş, madde ne yapsın? Ona yanarım. Ramazan bayramı ilerde yılbaşı gibi kutlanacak. Ondan korkarım.
Evet, belki genel görüntü bozuk ama. İçimizi ısıtan, gönlümüzü ferahlatan gelişmelerde yaşanıyor. Buyrun size bir fotoğraf. Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan fakir bir ailenin yer sofrasına diz çökmüş, orucunu halkıyla birlikte açıyor. Paylaşmanın bundan daha güzel bir ifadesi olabilir mi? Ramazan-ı şerif ayının özelliği daha güzel nasıl ifade edilebilir? Neredeyse tüm belediyelerimiz sorumlu oldukları ilçelerinde büyük iftar çadırları kurarak yoksul vatandaşlarımızın yoksulluğunu hissetmeden oruçlarını açmasını sağlıyor. Yine Ramazan ayının başında Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı da çok güzel ve muhteşem bir projenin altına imza attı. Maddi imkanları yeterli olan bir çok girişimci ve işadamını bir çatı aldında toplayan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı bu işadamlarımızın engelli vatandaşlarımıza hami olmasını sağladı. Ramazan-ı şerif’in ilk günü bu organizasyon çerçevesinde düzenlenen iftar yemeğinde engelli vatandaşlarımız milletvekilleri, vali, belediye başkanı, üst düzey belediye yönetimi ile birlikte orucunu açtı. Spor ve sanat dünyasından ünlü isimlerinde katıldığı gecede engelli vatandaşlarımız aileleri ile birlikte rutin yaşamlarından sıyrılıp farklı ve nezih bir mekanda güzel bir anı olarak saklayabilecekleri bir gece yaşadılar. Kendilerine hami olacak işadamları ile de tanışan engelli vatandaşlarımızın gece sonundaki mutlu görüntüleri uzun süre hafızalardan silenmeyecek güzellikteydi. Ben bu satırlardan AK Parti İstanbul İl Başkanı Sn. Mehmet Müezzinoğlu ve yardımcısı Murat Yalçıntaş’ın nezdinde emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürü borç biliyorum. Yine AK Parti Fatih İlçe Başkanı Sn. Ahmet Baha Öğütgen’in de sergilediği güzel evsahipliği takdire şayandı. Ona da teşekkür ediyor ve toplumsal değer üreten bu gibi bir çok çalışmada kendisiyle birlikte olduğum için ayrıca mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. İşte bu güzel gelişmeler özümüzün doğum sancıları sevgili dostlar. Çok oyunlar oynandı bu millet üzerine. Çok senaryolar yazıldı, çizildi. Ama asla yıkılmadık. Asla vazgeçmedik. Asla yitirmediğimiz inancımız bizi hep ayakta tuttu. Ve yine o inanç bizi o güzel günlere götürecektir. Ben inanıyorum. Sizlerde inanın.
Yapmamız gerekenler belli. Geçmişin güzelliklerine sımsıkı sarılalım. İftar sofralarımızı komşularımızla paylaşalım. Akrabalarımızla paylaşalım. İmkanı olanlarımız muhakkak ama muhakkak çevresindeki garip guraba nın hakkını gözetsin. Herşeyden önemlisi, geçmişte yaşadığımız o güzel günleri çocuklarımıza yaşatmak boynumuzun borcudur. Yavrularımızı ramazan tüccarlarının eline bırakmayalım. Ramazan ayının derin manalarını onlara aksettirelim. İftar sofralarınız, sahur sofralarınız sevgi kırıntıları ile dolu olsun. Bu mübarek ayın hepinizin evine bereket getirmesini temenni ediyorum. Bütün dertlerinize derman bulduğunuz bir Ramazan-ı şerif ayı geçirmeniz dileğiyle. Esenkalın.