"Öteki" Üzerine Bir Yazı

Ana Sayfa | Biyografi | Projeler | Yazılar | Basından | Galeri | Linkler | İletişim
Design by Behaeddin Gül
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Barış Boyacı'nın 19/03/2007 tarihli Kent Yasam Gazetesindeki Barışa Doğru köşesinden alınmıştır.

Ülkemizde en çok ihmal edilen hatta belki de üzerinde hiç konuşulmayan, hiç kimsenin üzerine düşünmediği kavramların başında ÖTEKİ geliyor. Oysa toplumsal düzenimiz içerisinde en çok ihtiyaç duyduğumuz argüman ÖTEKİ kavramının arkasındaki o derin anlayışta saklı. İnsanların birbirini anlayabilmesi için bu kavramdan başka hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi bu kavramın olmadığı ya da ciddiye alınmadığı hiçbir ilişki, ortam ya da platformda anlayış ve hoşgörü ortamının tesis edilmesine imkan yoktur. İnsanların en önemli ihtiyaçlarından biri olan birlikte yaşama güdüsünün tesis edildiği toplumlar arasında yaşanan bir çok sorunun kaynadığında da “ÖTEKİ” kavramının ihlali yatmaktadır.

Nereden nereye?

Dünya’nın yakın tarihini incelediğiniz zaman bir çöküş sürecinin üzerine inşa edilen yeni bir yaşam biçimi görürsünüz. Yoklukların, yoksullukların, savaşların, ölümlerin, değişim arzularının, zenginliklerin iddialı bir karmaşa içerisinde Dünya’yı tükenişe sürüklediği yıllar yaşanırken kurulan bu yeni Dünya düzeninin çıkış noktaları arasında “ÖTEKİ” kavramı yoktu. Karanlık bir çağın beslediği insanlık bir yandan uygarlık, medeniyet ve özgürlük çığlıkları atarken diğer yandan ötekine yaşama şansı tanımıyor ve atılan her adım beraberinde acı, kan, savaş getiriyordu. Tarih geçen her saniyeyi insanlığın onuruna sürülen bir leke olarak kaydederken çok uç noktalarda takılan toplumlar tarihin seyir defterinden bile “ÖTEKİ” kavramını yok etmeye çalışıyor ve uzun yıllar boyunca kapanmayacak yaralara yol açıyorlardı. Dolayısıyla yakın tarihin gelişimine baktığınız zaman bugün gelmiş olduğumuz durumun nedenlerini görebilirsiniz. Batı medeniyetlerinin çok sıklıkla şikayetci olduğu ve rahatsızlık duyduğu bizim tarihimize baktığınız zaman ise bugün insanlığın susamış olduğu insan hakları, özgürlükler ve demokrasi arayışlarının tüm örneklerini en mükemmel biçimde buluyorsunuz. Osmanlı İmparatorluğunun kan ve kılıç ile tüm Dünya’ya hükmettiğini öne süren herkesin kendisine cevap bulacağı tarihimizde özellikle Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettikten sonra buyurduğu FETİH FERMANI ilk insan hakları bildirgesi olarak tarih kayıtlarında yerini almıştır.

 “Hiçbir kilise yıkılmayacak. Hiç kimse öldürülmeyecek. Din adamlarına dokunulmayacak. Herkes dininde özgürdür. Kimsenin düzeni bozulmayacak.”

“İLK İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ” olarak tarihe geçen Fetih Fermanından alınan bu başlıklar “ÖTEKİ” kavramının geçmişimizde nasıl yaşandığını ve yaşatıldığının en büyük kanıtıdır. Yine Fatih Sultan Mehmet Han’ın tebdil-i kıyafet ile halkın arasında dolaştığı bir günün sabahında bir bakkal ile yaşadığı diyalog bizim tarihimizin “Öteki”nin çok ötelerine geçtiğini orya koyması açısından önemlidir. Padişah bakkaldan biraz süt ve biraz da bal ister. Bakkal sütü padişaha verirken söylediği cümle ile bugün tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu demokrasi ve özgürlük arayışına ışık yakmaktadır. “Komşum henüz siftah yapmadı, ben bu sütü satarak yapmış oldum. Eğer balı da oradan alırsanız komşumda siftah yapmış olur.”

Ben Dünya üzerindeki hiçbir topluma yaptıklarını çok görmüyorum. Ancak bizler bu muhteşem tarihin mirascıları olarak özümüzü reddediyor ve hala daha batılı toplumların ne kadar kötü adeti varsa peşine düşüyoruz. Şöyle bir bakın. Toplumumuzun ortaya koyduğu yaşam motiflerini inceleyin. Ve aradaki derin uçurumu bir sorgulayın. Dün ile bugün arasındaki o derin uçurumu ancak “Öteki” kavramını toplulumuzda tesis ederek aşabiliriz. Eğer tarihimizin derinliklerinde dantel gibi işlenmiş olan bu “saygı” motiflerine tekrar sarılabilirsek ve toplumsal yargılarımızı bu motiflerle işleyebilirsek bugün her alanda ortaya konulan kavgacı, uzlaşmaz sahneleri yaşamlarızın dışında bırakabiliriz.

Toplumsal barış ve huzur

Toplumumuzun her kesiminde bu konunun konuşulması ve kendi hayatlarımızı kurarken bahsetmiş olduğumuz “Öteki” kavramının üzerine tesis edilmesi belki de hepimizi “öteki” olmaktan kurtaracak ve ufkumuzu çok daha ötelere taşıyacaktır. Bir ve beraber olmanın doyumsuz huzurunun toplumumuzu sardığı ve toplumsal barış ve huzurun tesis edildiği günleri hep birlikte yaşamak en büyük hayalimizdir. İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.